Cumhuriyetimizin 102. yılını kutlamanın haklı sevincini ve gururunu yaşıyoruz. 102 yıl önce, inancı, iradesi, idealleri, iddiaları ve kararlılığıyla yola çıkan bir millet, bin bir zorlukla büyük bir mücadele verdi. Millet egemenliğini hiçbir mutlak güce teslim etmeyen o ruh, sadece bir devletin yönetim biçimini değil, bir milletin makus talihini de değiştirdi.
Malumunuz ki Cumhuriyet, ansızın ortaya çıkmadı. O, yüzyılların acısından, sabrından ve duasından süzülüp geldi. Orhun Yazıtları’ndaki dilek, Dede Korkut hikâyelerindeki dua, Sultan Alparslan’ın Malazgirt Ovası’nda yere kapanıp secdeye vardığındaki niyeti, Fatih’in İstanbul surlarına dayandığı anki inancı, Yavuz’un doğuya uzanan adımındaki idraki ve Gazi Mustafa Kemal’in Anadolu’da tutuşturduğu ateş… Hepsi bir iradede birleşti... Cumhuriyet’te tezahür etti…Bu irade, yalnızca bu topraklarda kalmayı değil, bir milletin geleceğini de yeniden inşa etmeyi sağladı. O dirilişin harcında zaferin yanı sıra fedakârlık, sabır ve inanç vardı. Anadolu köylerinde yoksul ama vakur anaların duaları, cephelerden dönmeyen gençlerin sessiz fedakârlığı ve büyük bir millet olmanın kararlığı, irademizi güçlendirdi, Cumhuriyetimizin ışığını yaktı ve milletimizi daha da aydınlattı.
102 yıl sonra bugün o kutlu iradenin mirasçıları olarak biliyoruz ki Cumhuriyet bize yalnızca bir yönetim biçimi değil, bir duruş bıraktı. Hür yaşamakta ısrarlı, kutlu mazinin muhteşem atisine sahip çıkmakta, onu daha müreffeh yarınlara taşımakta kararlı bir duruş. Bu bağlamda Cumhuriyet’i anlamak, sadece tarihin derinliklerini bilmek değil; bu ruhu tanımak da olmalı. Yahya Kemal’in “Kökü mâzide olan âti” dediği derin bilinci hatırlamak olmalı…
Cumhuriyet elbette milletimiz için bir milat ama asla geçmişe sırt dönmek değil, geçmişi geleceğin harcına katmak. Çağın gereklerine ayak uydurmak, köklerinden kopmak değil; köklerinden kuvvet alarak çağın içinde yürümek. Millet olmanın sırrı da işte burada. Hatırlayarak ilerlemek.
Cumhuriyetimizi onu idrak ederek sahiplenelim ama bu sahiplik, sadece sandıkta değil; sorumlulukta, emekte ve ahlakta da sınanır, bilelim. Aliya İzzetbegoviç’ in dediği gibi, “Zafer, inananlarındır; ama zaferden sonra kaybolmayanlarındır.” Bizim meselemiz, o inancı diri tutabilmek; Cumhuriyet’i sadece kutlamak değil, değerlerinin sorumluluğuna uygun hareket edebilmektir. Sorumluluğumuz ulvi…
Erol Güngör’ün dediği gibi, “Bir milletin kudreti, fertlerinin ruhundadır.”
O asil ruh, maziden aldığı kudretle, analarımızın duasında, çocuklarımızın gözlerinde milletimizin haysiyet ve kudretini koruyan, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ve milletimizin ebedi varlığı için atanbir kalp gibi yaşamaktadır. O asil ruhu büyüteceğiz. O asil ruh bugün geçmişten geleceğe akan bir nehir gibi milletimizin asil fertlerinin damarlarında hayat buluyor, kararlılığımızı büyütüyor, her adımımızı sarsılmaz bir inanç ve onurla dolduruyor…
Bu ruhher daim canlı, aziz milletimiz ve devletimiz her daim birlik ve kudret içinde olsun, şanlı Cumhuriyet’imizin nice yaşları olsun…
