" Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel Türkiye'nin istiklaline, kendi benliğine ve an'anat-ı milliyesine düşman olan bütün anasırla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. Beynelminel vaziyet-i cihana göre, böyle bir cidalın istilzam eylediği anasır-ı ruhiye ile mücehhez olmayan fertlere ve bu mahiyette fertlerden mürekkep cemiyetlere hayat ve istiklal yoktur."
Mustafa Kemal ATATÜRK
Bir ülkede toplumu vareden asli unsurlar ne kadar sağlam temeller üzerine oturtulmuşsa ve buna odaklı bu temeller üzerine inşa edilenlerinde sağlam olması, o toplumun ne kadar iç ve dış tehdite maruz kalırsa kalsın ayakta durmasını güçlendirir. Her toplumun ayaklarını yere sağlam basmasını sağlayan çeşitli unsurlar vardır. İktisadi alanlar, askeri yapılanma, eğitim, teknik, sanat vb. gibi konular ülkelerin toplumsal refahını sağlamada önemlidir. Bu unsurların iyi olması, toplumun kendi içerisinde müreffeh yaşamasına ve dışarıya karşıda bir güç unsuru olmasını sağlar.
Toplumlar yüksek seviyeye ulaşma gayretlerine bu saydığımız unsurlar arasında önceliklerini belirleyip, başarma adına harekete geçerler. Bütün bu unsurlara göz attığımızda bir toplum için en önemli ve gerekli , ilk sırayı alacak olan unsur " Eğitim " olmalıdır.
Eğitim, bir ülkede insanların gelişmesi, bilinçlenmesi, üretmesi, yönetmesi vs. için ihmal edilemez önemli bir unsurdur.
" Eğitim fertleri müşterek hayatın benzerliklerinden haberdar ederek fertlere yeterli bir yeknesaklık kazandırmaktadır. Eğitim gayesi, fertleri uyarlı hale getirmek, fertleri yaratıcı olmak için yeterli ve hazır hale sokmaktır." (1)
Bir toplum için önem arzeden ve ihmali mümkün olmayan bir unsur, gelişi güzel sistemlerden uzak, belirli normlara oturtulmuş, işin ehli kimseler tarafından yürütülmelidir. Mutlaka bir sistem dahilinde olmalıdır ki, denetlenebilsin, aksaklığa uğratılmasın ve devamlılığı sağlansın. Bu noktada eğitimin Türkiye realitesini gözönünde bulundurup, şu kavramlara değinerek konuya yön verelim.
Eğitim Politikamız, Milli Eğitim Sistemi ve Arzulanan İdeal Gençlik
Tarihi seyir içerisinde Türk toplumunun içinde bulunduğu buhranlı dönemlerden en çok etkilenen unsurlardan bir taneside eğitim olmuştur. Selçuklu Dönemi Nizamiye Medreseleri, Osmanlı Dönemi Enderun Mektebi ve Cumhuriyet Dönemindeki okullar, dönemlerinin sorunlarına odaklı siyasal kargaşa içine girmiş, dönemsel baskılar, ihmaller eğitimi dar kalıplar içine sığdırmış ve gelişi güzel sistemlerle mecburen devam etmek zorunda bırakmıştır. Bu sorunlar fertlerin gelişmesinde ve ilerlemesinde önemli bir engel yaratmıştır. Bunun sonucunda da ülkemiz çok önemli ilim ve bilim insanlarını beyin göçü yoluyla kaybetmiştir. Bu bir toplum için mühim bir taplo ve önemli bir kayıptır. Mamafih eğitim boşluğunun muzdaripleri, eğitim alanında yapmayı düşündükleri ve yapmak için girişilen hamlelerinde malesef istenilen neticeyi alamamışlardır. Bilhassa Cumhuriyet döneminde girişilen çalışmalar ve projeler önem arzetsede bunun devamı sağlanmadığı için ve sistemli bir politika alanına dökülmediğinden malesef başarılıda olunulamamıştır. Samiha Ayverdi konuyla ilgili şu şekilde bir izahı vardır.
" Türkiye'nin Tanzimant'tan bu yana Maariften daha mühim bir meselesi olmamıştır. Şimdi de yoktur. Zira iktisatta, ticarette, ziraatta, hukukta, içtimaiyatta, teknik ve sanatta maarifin tek dayanak, tek kurtuluş kapısı olduğu, hatta milli müdafaanın da gene bir kültür davasının şümulü içine girdiği bir gerçektir. " (2)
* * *
Eğitim içtimai açıdan bu kadar önemli bir mevzuyken sistemli bir politika tarafından yürütülememiştir. Kendi öz kaynaklarından bağımsız, millilikten uzak bir eğitim anlayışı eğitimi şekillendirmek için yetersiz kalmaştır. Her geçen gün kötüye giden, milli hedeflerden uzak, kimlik ve kişiliksizleştirmeye yönelik bir eğitim sistemine son verilmelidir. Bu bağlamda, yeni yetişen, ülkenin teminatı genç nesilleri belirli hedefler noktasında bütünleşmeye yönlendirip, milli şuurlarını zinde tutarak kendi öz kaynaklarından besletecek ve normlar dahilinde yeniden şekillendirecek eğitim sistemine ihtiyaç vardır ve bu sistem her haliyle milli olmalıdır.
Milli şuur sahibi, tarihi misyonuna uygun ; iç ve dış tesirler karşısında etkisiz ve pasif kalmayacak, aksiyonunu kaybetmemiş, öz kaynaklarından beslenen, özüne sağdık, şahsi ideallerini içtimai değerlerle yoğurmuş, maneviyatı yüksek bir millilik anlayışı doğrultusunda dünya görüşüne sahip, zengin karakterli, fikren ve ilmen olgunlaşmış, iyi yetişmiş, yarınlara her alanda sahip çıkacak donanımlı nesiller yetiştirilmelidir. Bu sistemli bir eğitim anlayışıyla mümkün olacaktır.
Asli unsurların, toplumsal yapının felce uğratıldığı bir ülkede " Yeni baştan bir toplum, yeni baştan bir millet ve yeni baştan bir tarih yaratmak görevini hakkıyla yerine getirmeyen her Türk genci atalarına, torunlarına ve Türk ülküsüne ihanet etmiş olacaktır.
Türk Gençliği Türk halkına örnek olmalıdır." ( 3)
Türkiye'nin içinde bulunduğu bu buhrana son verecek, ülke geleceğini en iyiye, en güzele götürmek için eğitim alanında yoğun çalışmalarla büyük hamleler yapılmalıdır. Millilik çerçevesine oturtulmuş sistemli bir eğitime ihtiyaç vardır. Bütün bunlar hep zor olan gibi görünsede bu gelişi güzel, sistemsiz eğitim anlayışının önüne geçilmelidir. Fertler başka yöne, başka alternatiflere kaydırılması önlenmeli, bu gidişata yön verilmelidir. Yoksa kaybolan bir nesil, bir toplum ve ülke olunulacaktır.
Saygılarımla...
Dipnot:
(1) Erkal, Mustafa E.; Sosyoloji, İstanbul: Der Yayınları, 2011
(2) Ayverdi, Samiha; Milli Kültür Meseleleri ve Maarif Davamız, İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1976
(3) Türkeş,Alparslan; Türkiye Meseleleri, İstanbul: Kutluğ Yayınları, 1976
