Sayın çok kıymetli okuyucularım geçtiğimiz haftayı dolu dolu geçirdim. Nasıl derseniz? 26.11.2013 günü İzmir’e gittim. İki gün İzmir Aliağa’da akrabalarımızın ziyaretinden sonra 29.11.2013 günü sabah erkenden Manisa’ya hareket ettik. Manisa’da askerlik yapan çok kıymetli oğlumun yemin törenine katıldık. Askerlerimizin yemin töreninde çok duygulu anlar yaşadım. Manisa’dan asker oğlum Celal Ceyhan’la birlikte tekrar İzmir’e geldik. İzmir’e gelirken ormanlara selam verdim. Ormanlarda bir kısım yanmış ormanı görünce de üzüldüm.
İzmir’de sahil boyunda gezdik, bir gün burada askerimizle hasret giderdik. İzmir’de oğlum Celal Ceyhan’dan ayrıldık. Asker usta birliğine, Biz Karapınar’a döndük. Orada Asker oğlum şunu söyledi. Aileme, Öğretmenlerimize çok şey borçluyum baba. Bizi okuttular. Vatan ve insan sevgisi aşıladılar. Öğretmen insanların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayan bilgileri verdiler. Bende şimdi elimden geldiğince vatanıma hizmet ederek borcumu ödemeye çalışıyorum demesi beni çok etkiledi. Öğretmenler gününde bu sözler dile gelmişti dedim. 
Şimdi bende diyorum ki; Hepimizin ailemize ve öğretmenlerimize vefa borcumuz vardır. 
Yola çıkmadan önce de 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı. Siz kıymetli okuyucularıma Coğrafya Öğretmeni Oğuz Sapmaz ve Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hatice Ertaş’ın Öğretmenler Günü kutlama programında yaptığı konuşmaların bir bölümünü aktarmak istiyorum.
Coğrafya Öğretmeni Oğuz SAPMAZ’ın konuşmasından bir bölüm “ Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Bugün tüm öğretmenlerimizin hizmetlerine karşılık, unutulmadıklarını gösteren bir gündür.
Öğretmenlik, insanlık tarihinin en önemli ve ölümsüz mesleğidir. Öğretmen, insanların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayan, yaşamları boyunca kendilerine gerekebilecek bilgileri kazanmalarına yardımcı olan ve topluma arkasını dönmeden toplumun sürekli önünde giden bir gönül eridir. Bundan dolayı da karşısına çıkabilecek zorluklar kendisini yıldırmayacaktır. Yıldırmamalıdır.
Bir insanı kurtarmanın, bir alemi kurtarmak kadar önemli olduğu çok iyi bilinmelidir. Çünkü iyi eğitilen bir insan, huzurlu bir toplam ve mutlu bir gelecek demektir. Başağın yetişmesine engel, zararlı otlar değil, çiftçinin ihmalidir. Bunun için muhatabı insan olan öğretmenlerin yapacağı bir hatanın telafisi yoktur.
Sevgi dolu bir öğretmen ışık demektir. Öğrenciler onu arar, onu sorar. Unutmayınız; kelebeklerin ışığa koştuğu gibi, çocuk yürekler, genç kalpler sevgiye koşar. Bunun için sevgiyi sunanın, sevgiyi hak etmesi gerekir. En çok seviler öğretmen, en çok seven öğretmendir.
Baş döndürücü bir gelişimin olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bunun için öğretmenlerin kendilerini yenilemeleri, gelişmeleri yakından takip etmeleri gerekir. Öğretmen hayatının her aşamasını planlamalıdır. Planı olmayanlar, başkalarının planına uymak zorunda kalırlar. Öğretmen yarını bir gün önceden yaşayan kişi olmalıdır. Onun hayalleri olmazsa başkalarının hayallerinin de önemi olmayacaktır. Öğretmen, yaptıkları kadar yapamadıklarından da sorumludur. Öğretmenin kendindeki gücü fark etmesi harekete geçirmesi ve elindeki işlenmeyi bekleyen servetin kıymetini bilmesi gerekir. Çeşitli bahanelerin ardına sığınarak kendindeki bu gücü ve serveti eritmemelidir. Sıhhatini, nefesini ve enerjisini, gençlik yıllarını harcayan milli birlik ve beraberliğimizin teminatı olan meslektaşlarımın 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutlar, öğretmenlerimize yaşamları boyunca başarı, sağlık ve mutluluklar dilerim”dedi
Yeni öğretmenlik görevine başlayan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hatice ERTAŞ’ın konuşmasından bir bölüm “ Gelişen ve değişen bir zamanda bu gelişim ve değişime ayak uydurma zorunluluğu ile önemli bir görevi üstleniyoruz. Yeni eğitim sisteminde artık her bir öğrencinin bireysel olarak farklı görüldüğünü bu farklılığın da bizlere öğretim yapmanın yanında önemli bir sorumluluk yüklediğini biliyoruz. Artık öğretmen sadece öğretmen değil, aynı zamanda her öğrenciyi içindeki özel tarafıyla keşfederek hayata kazandıran bir kâşif durumunda. Bu durum yeni öğretmen modelini de karşımıza çıkarıyor. Mesleğe yeni başlayan bizlerde bu yeni modelde hayatı iyi gözlemleyip doğru yorumlayan bir profil çizmeliyiz. Aslında öğretmen eğitilmek için kendisine emanet edilen öğrencilerinin “Olabileceklerinin En İyisi” olmalarını sağlayan kişidir. Yapmamız gereken varsa bir eğrilik bunu kırmadan düzeltmektir. 
Karapınar’da başladığımız meslek hayatımıza yurdumuzun farklı köşelerinde aynı heves ve azimle devam edeceğiz. Burada olduğu kadar belki de daha fazlasıyla gittiğimiz her yerde bize ihtiyacı olan okullar dolusu öğrencilerimiz olacak. Bugün yemin ederek meslek hayatımızda önemli bir adım atmış olacağız. Güzel bir başlangıçla daha güzel günler geçirebileceğimiz öğretmenlik hayatımızın başarılarla dolu olmasını dilerim. Tüm öğretmen arkadaşlarımın öğretmenler gününü kutluyor ve saygılarımı sunuyorum”dedi
Musa Ceyhan olarak şunu içimden geldiği gibi söylüyorum. Öğretmenlerimizi çok seviyor ve saygı duyuyorum. Öğretmenlerimizin kıymetini bilelim. Türk Milli Eğitimin vicdanları, ruh yapımızın sanatkârları, medeniyetlerin mimarları, yeri doldurulamaz öğretici, eserine kıymet biçilemeyen varlık, kendini tüketerek etrafını aydınlatan mum, tahammülü seven idealci, her an muhtaç olduğumuz doktor, gerçeğin ve idealin üstadı, dünya’nın en büyük sorumluluğuna sahip insandır. Bugünü değil, yarını düşünürsek gelecek çok daha iyi olacaktır. Bunu da siz öğretmenler başaracaktır. Saygılarımla

- - -