Anlatacağım konu aslında Türkiye'nin her yerinde yaşanan ortak bir sorun. Biraz çevremize, sokaklarımıza, caddelerimize bakalım. İnsanların yaşadıkları çevreyi nasıl kirlettiğini, adeta nasıl talan ettiğini hepimiz göreceğiz.
Elimizde ne varsa sokağa bırakıyoruz. Sigara izmaritleri, pet şişeler, içecek kutuları, poşetler, sigara paketleri… Sokakların, caddelerin ortasında ne ararsanız var. İnsan ister istemez merak ediyor: Acaba bu insanlar kendi evlerinde de çöplerini yerlere mi atıyor?
Üstelik bunu sadece çocuklar veya gençler yapmıyor. Küçüğünden büyüğüne, gencinden yaşlısına toplumun her kesiminde aynı sorumsuz davranışla karşılaşabiliyoruz. Yani mesele yalnızca bir yaş grubunun değil, hepimizin meselesi.
Geçtiğimiz hafta Konya'daydım. Kayalı Park önünde bir genç, içtiği içeceğin şişesini yol kenarına bıraktı. Hemen yanından geçen yabancı bir turist ise bitirdiği su şişesini yere atmadı. Gence davranışının yanlış olduğunu söyledim. Aldığım cevap ise düşündürücüydü: "Çöp kutusu yoktu, ne yapabilirim?"
Peki, çöp kutusu yoksa yere atmak mı gerekiyor? Biraz elimizde taşımak, uygun bir çöp kutusu bulana kadar beklemek bu kadar mı zor?
Geçtiğimiz günlerde Erasmus programıyla Macaristan'a giden Karapınarlı öğrencilerimizden Mehmet ile sohbet ettik. Ona özellikle temizlik konusunu sordum. "Orada belediye temizlik işçisi var mı?" dedim. Mehmet'in cevabı oldukça dikkat çekiciydi: "Abi, ne gezer! Sokaklar tertemiz. Bir tane çöp bulamazsın. Elinde süpürgeyle sokak temizleyen kimseyi göremezsin."
İşte üzerinde düşünmemiz gereken asıl mesele bu! Bizde ise çevremizi kirletiyor, ardından da "Belediye işçisi ne iş yapıyor, maaşını bunun için almıyor mu?" diyebiliyoruz. Oysa belediyelerin görevi çöpleri toplamak, çevreyi temiz tutmak için hizmet vermektir. Vatandaşın görevi ise o çevreyi kirletmemektir. Birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki sorumluluktan söz ediyoruz.
Peki, bu alışkanlık nereden geliyor? Bence en önemli mesele eğitim ve aile terbiyesi. Bir çocuk evinde yere çöp atıldığını görüyorsa, sokakta da aynı davranışı normal kabul edebilir. Anne ve babalar çocuklarına sadece nasihat ederek değil, davranışlarıyla da örnek olmalıdır. Çocuğuna yere çöp atmamasını söyleyen bir anne veya baba, kendi elindeki çöpü de yere atmamalıdır.
Okullarımıza da bu konuda büyük görev düşüyor. Çocuklarımıza matematik, Türkçe ve fen bilgisi öğretirken çevreye saygıyı, doğayı korumayı, ortak yaşam alanlarını temiz tutmayı da öğretmeliyiz. Temizlik yalnızca belirli günlerde yapılan etkinliklerle hatırlanmamalı, günlük hayatın bir parçası hâline getirilmelidir. Çünkü çevre bilinci küçük yaşlarda kazanılır.
Karapınar, Konya, Ankara, Aydın… Nerede olursak olalım manzara çoğu zaman aynı. Parklarda, kaldırımlarda, yol kenarlarında gelişi güzel atılmış çöplerle karşılaşıyoruz. Bir ağacın dibine, bir bankın altına, bir caddenin ortasına bırakılan çöpler aslında yaşadığımız yere ne kadar sahip çıktığımızın da göstergesidir.
Bir de işin başka bir boyutu var. Temizlik konusunda Avrupa'yı örnek gösteriyoruz, onların şehirlerinin ne kadar temiz olduğundan bahsediyoruz. Peki, oraya gittiğimizde gördüğümüz temizliği kendi memleketimizde neden sağlayamıyoruz? Bir yabancı turist elindeki şişeyi yere atmıyorsa biz neden atıyoruz? Başka ülkelerin sokaklarında yere çöp atmaktan çekinen insanlarımız, kendi memleketinde neden aynı hassasiyeti göstermiyor?
Unutmayalım ki temiz bir çevre, yalnızca belediyenin çalışmasıyla değil, toplumun ortak bilinciyle oluşur. Her gün yüzlerce temizlik işçisi çalışsa bile binlerce insan yere çöp atmaya devam ederse hiçbir şehir tertemiz kalamaz.
Bir sigara izmaritini yere atmamak, boş şişeyi çöp kutusuna götürmek, elimizdeki çöpü uygun yere atana kadar taşımak çok mu zor? Bunlar küçük gibi görünen ama toplum hayatında büyük anlam taşıyan davranışlardır.
Temizlik, çöp toplamakla değil, çöp atmamakla başlar.
Çocuklarımıza temiz bir çevre bırakmak istiyorsak önce onlara temiz yaşamanın ne demek olduğunu göstermeliyiz. Ailede başlayan çevre bilinci okulda gelişmeli, toplumun her kesiminde yaşatılmalıdır.
Belediyeler görevini yapsın, temizlik hizmetleri aksatılmasın. Ama biz de üzerimize düşeni yapalım. Belediyeden temizlik beklerken önce kendi elimizdeki çöpü yere atmamayı bilelim.
Çünkü sokaklar, parklar, caddeler sadece belediyenin değil, hepimizin evidir.
Memleketimizi sevdiğimizi söylüyoruz. Peki, sevdiğimiz memleketi neden kirletiyoruz?
