Karapınar’ın hangi sokağına giderseniz gidin, mutlaka bir hatıraya rastlarsınız. Çocukluğumuzda yaşadıklarımızı, zaman geçtikçe daha çok hatırlıyor ve geçmişe özlem duyuyoruz.

Bir zamanlar çarşıda dolaşan esnaflardan, yiyecek satanlardan, ayakkabı boyacılarından tutun da Boyacı Sabri Akyıl’a kadar pek çok isim hâlâ hafızamızda yaşıyor.
Çarşı çeşmesinin yanı, eski sinemalar, tozlu sokaklarda at arabasıyla çerçilik yapanlar… Daha neler neler! Arabaların olmadığı, insanların yolun ortasında rahatça gezdiği o yılları hatırlıyor musunuz? Sergi pazarının ve sebze pazarının çarşının merkezinde kurulduğu, benim de naylon sattığım günleri unutmak mümkün mü?
Bazı şeyleri bizzat hatırladığım kadarıyla, bazılarını da büyüklerimize sorarak kaleme aldım. Gelin, hep birlikte Karapınar’ın eski günlerine bir yolculuk yapalım.
Karapınar Çarşısının Unutulmayan İsimleri
Arif Abi: 1970’li yıllarda Ziraat Bankası’nın önünde, arabasının içinde çekirdek, nohut ve tatlı satarmış.
Halil İbrahim Akkaş: Tatlı satar, bir de el değmemiş dondurmasıyla hatırlanırmış.
Halil İbrahim Erbaş: At arabasıyla mahalleleri dolaşır, çemen ya da diğer adıyla boy satarmış.
Emmoğlu Ahmet Gencer: Eski sinemanın yanında ekmek arası boy satarmış.
Muzaffer Özen: Fındık satardı anıtın yanında
Darbukacı Muzaffer: Çeşme altında hem ayakkabı boyar hem de çekirdek satarmış.
İbrahim Bayır: Allah ömrünü uzun etsin, o da çeşmenin orada çekirdek satardı.
Hüsamettin Abi: 1970’li yıllarda poşet içinde sigara satarmış.
Çarşı Çeşmesi, Çay Ocakları ve Eski Günler
Çarşı çeşmesinin yanındaki çay ocakları da ayrı bir hatıradır. Ömer Abi’nin ve Yaşar Abi’nin çay ocakları, Halk Bankası’nın yanındaki Özdemir Abi’nin çay ocağı… Buralar sadece çay içilen yerler değil, insanların sohbet ettiği, selamlaştığı, dostlukların kurulduğu mekânlardı.
Şimdiki külliyenin bulunduğu yerdeki otogarın içinde satılan ayranlar, külliyenin önünde ayakkabı boyayanlar ve hırtlak satanlar…
Turgut Özal Parkı’nın yanında Yeşilyurt’tan gelen üzümler olurdu. Öyle rağbet görürdü ki üzümler kapış kapış giderdi.
Sultan Selim Camii civarında ip boyacıları ve yün tarakçıları vardı. Merkez Çay Ocağı, cami önlerinde tezgâh açan esnaflar ve sokak satıcıları da Karapınar’ın günlük hayatının ayrılmaz bir parçasıydı.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Hatırladıklarım bir bir gözümün önünden geçiyor da insanın içinden yalnızca şu sözler dökülüyor:
Ah be, ah! Nerede o eski günler…
Geçmişin Kıymetini Bilmek Gerek
Eminim, hepinizin anlatacağı, hatırladıkça özlem duyduğu nice hatırası vardır. Yorumlarınızla bu yazıya katkıda bulunursanız hem kendi geçmişimizi hem de Karapınar’ın ortak hafızasını yaşatmış oluruz.
Karapınar, fiziki olarak çok değişti. Yeni binalar yapıldı, sokaklar yenilendi, eski mekânların yerini yenileri aldı. Ancak bu değişimle birlikte pek çok hatıra da yavaş yavaş kayboldu. Aslında kaybettiğimiz yalnızca eski sokaklar, dükkânlar ve çarşılar değil; o günlerin insanları, alışkanlıkları ve samimi ilişkileriydi.
Her şeyin kıymetini zamanında bilmek gerekiyor. Bugünün çocukları da yıllar sonra kendi çocukluklarını hatırlayıp özlem duyacaklar. Peki, onlar gelecekte hangi sokakları, hangi esnafları, hangi oyunları ve hangi güzel günleri anlatacaklar?
Bazen 80-90 yaşlarındaki büyüklerimizi dinliyorum. Anlattıkları geçmişe bakınca insan düşünmeden edemiyor: Meğer ne kadar sade, ne kadar saf ve ne kadar temizmiş o günler… İmkânlar belki daha kısıtlıydı ama insanların birbirine olan yakınlığı, komşuluk ilişkileri ve gönül zenginliği bambaşkaydı.
Gelin, geçmişimizi unutmayalım. Büyüklerimizin anlattıklarını dinleyelim, hatıralarımızı yazalım ve bizden sonraki nesillere aktaralım.
Söz sizde değerli Karapınarlı kardeşlerim
Sizin çocukluğunuzun Karapınar’ında kimler vardı, hangi sokaklarda hangi hatıralar kaldı?