Evet, zaman zaman kızıyoruz, eleştiriyoruz, tozunu toprağını konuşuyoruz. Eksiklerimizi de görüyoruz. Ama bir de madalyonun diğer yüzü var. Halden anlayan, birbirini kollayan, zor gününde komşusunun yanında duran, yardımseverliğiyle fark oluşturan insanlarımız var.
Bence Karapınar, iyilik konusunda adeta tarih yazıyor.
Şöyle bir etrafımıza bakalım…
Resmî kurumlarımızın ihtiyaçlarının karşılanmasında hayırseverlerimizin katkısı azımsanmayacak kadar büyük. Özellikle eğitim ve sağlık alanında Karapınar insanının yaptığı fedakârlığın hakkını teslim etmek gerekiyor.
Eğitimde, kendi okulunu yaptıran, okuluna sınıf kazandıran, kütüphane oluşturan, öğrencinin ihtiyacını karşılayan insanlarımız var. Kendi ölçeğimizde baktığımızda, eğitime bu kadar sahip çıkan çok fazla ilçe olduğunu sanmıyorum.
Sağlıkta da durum farklı değil.
Karapınar Devlet Hastanemizin birçok cihazının hayırsever vatandaşlarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın katkılarıyla alındığını biliyoruz. Daha geçtiğimiz günlerde hayırseverimiz Ayhan Bütüner, hastanemize insanımıza fayda sağlayacağına inandığı bir tıbbi cihazı bağışladı.
Ayhan Bütüner'in söylediği bir söz ise aslında Karapınar insanının bakış açısını çok güzel özetliyor:
"Hastane bizim."
İşte mesele tam da bu.
Bu topraklarda kazanan insan, kazandığını yine bu topraklara harcamayı biliyor.
Bir başka güzel örnek ise muhasebeci Mustafa Alp. O da eğitime destek olmak amacıyla bir anaokulu yaptırıyor.
Yine hayırseverlerimiz Kemal Çelik ve İsmail Akkaya, Cumhuriyet İlkokulu'na ek bina kazandırmak için kolları sıvadı.
Mustafa İvriz Bir kaç sene önce Cumhuriyet mahallesine Sağlık ocağı yaptırdı yine Konya caddesinde Mehmet Kaynak ve Cafer Ersoy sağlık ocağı yaptırdı.Bunlar insanlığa hizmet işte.
Bunların hepsi sadece birer bina, birer cihaz, birer yardım değil…
Bunlar, "Ben bu topraklardan kazandım, bu topraklara borcum var" anlayışının eserleri.
Aslında hepsi birer iyilik kahramanı.
Karapınar insanı inandığı ve güvendiği zaman önünde hiçbir engel tanımıyor. İmece kültürümüz bunun en güzel örneği. Geçmişte nice evsiz insanımıza imece usulüyle evler yapıldığını biliyoruz.
Bugün de aynı ruhun farklı şekillerde yaşadığını görüyoruz.
Bir de Karapınar'dan kilometrelerce uzakta yaşayan ama gönlü hâlâ bu topraklarda olan hemşehrilerimiz var.
İstanbul'da yaşayan İlknur Cankurt bunlardan sadece biri.
Yaşadığı şehir Karapınar'dan uzak olsa da gönlü memleketinden kopmamış. İlçemizdeki okullara kütüphaneler kazandırdı, birçok okula destek oldu ve hâlâ destek olmaya devam ediyor.
İşte ben buna memleket sevgisi diyorum.
Çünkü insan doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı topraklardan uzaklaşabilir ama gönlündeki memleket sevgisinden uzaklaşmamalı.
Elbette bizim de hatalarımız var.
Her yerde olduğu gibi Karapınar'da da iyi insan var, kötü insan var. Eksiklerimiz var, yanlışlarımız var. Bunları konuşacağız, eleştireceğiz, daha iyisini yapmak için mücadele edeceğiz.
Ama kendi insanımızı kötü göstermek için fırsat kollamayalım.
Çünkü bu topraklarda iyilik yapan insanlarımız çok fazla.
Yediden yetmişe, bu topraklarda gerçekten güzel insanlar yaşıyor.
Bazen bir hastanenin ihtiyacını karşılıyorlar…
Bazen bir okul yaptırıyorlar…
Bazen bir kütüphaneye kitap gönderiyorlar…
Bazen bir çocuğun eğitimine destek oluyorlar…
Bazen de hiç kimsenin haberi olmadan bir ailenin derdine çare oluyorlar.
Belki de Karapınar'ın en büyük zenginliği budur.
Bizim mayamızda iyilik var.
Dünden bugüne bu toprakları sevenler oldu. Bundan sonra da olacak.
Yeter ki birbirimize inanalım.
Yeter ki iyiliği büyütelim.
Yeter ki Karapınar'ın güzel insanlarının yaptıklarını görünür kılalım ve gençlerimize örnek gösterelim.
Çünkü bir toplumun geleceğini sadece yolları, binaları ve yatırımları değil; insanının gönlü belirler.
Karapınar'ın gönlü güzel.
Bu topraklarda kazandığını yine bu topraklara harcayan, doğduğu yeri unutmayan, ihtiyacı olanın yanında duran herkese selam olsun.
Allah hepsinden razı olsun.
Keseleri bereketli, gönülleri zengin olsun.
Ve bizler de onların iyiliğini konuşmaya, anlatmaya ve çoğaltmaya devam edelim.
Çünkü Karapınar insanı inansın yeter…
Önünde aşamayacağı hiçbir engel yok.
