Bazı şehirler vardır; turizmi sonradan keşfeder. Bazı şehirler ise doğuştan turizm için yaratılmıştır. Karapınar da işte o ilçelerden biri…

Yerin altındaki obruklarıyla, yer üstündeki krater gölleriyle, çölüyle, lavanta bahçeleriyle, volkanik mirasıyla adeta açık hava müzesi. Allah bu coğrafyaya cömert davranmış. Biz ise yıllarca bu zenginliğin farkında olsak da onu gerektiği gibi değerlendiremedik.
Gazeteciliğe başladığım ilk günden beri aynı şeyi söyledim, yazdım, anlattım. Televizyon ekranlarında da, gazete sayfalarında da hep şu cümleyi kurdum: "Karapınar'ın geleceği turizmdedir."
Çünkü biliyordum ki göllerimize, obruklarımıza ve doğal güzelliklerimize gelecek her ziyaretçi yalnızca fotoğraf çekip dönmeyecek; ilçe ekonomisine katkı sağlayacak, Karapınar'ın adını Türkiye'ye duyuracaktı.
Elbette bu işler sadece istemekle olmuyor. Bazen mevzuat, bazen sit alanı kararları, bazen de uzun süren bürokratik süreçler önünüze engel olarak çıkıyor.
Ama bugün geldiğimiz noktada sevindirici gelişmeler yaşanıyor.
Özellikle Belediye Başkanımız İbrahim Önal'ın Acıgöl'de başlattığı turizm hamlesi son derece doğru ve cesur bir adım oldu. Yıllarca sit alanı olması nedeniyle birçok düzenlemenin yapılamadığı Acıgöl'de, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum'un destekleriyle yapılan düzenlemeler bölgeye yeni bir soluk kazandırdı.
Bugün Acıgöl'e gittiğinizde bambaşka bir manzarayla karşılaşıyorsunuz.
Hafta sonları binlerce araç... Aileler... Gençler... Çocuklar...
Kimi gölün serin sularında yüzüyor, kimi doğanın sessizliğinde dinleniyor, kimi mangal yapıyor, kimi ise plaj voleybolu oynuyor. İnsanların huzur içinde vakit geçirdiği, doğayla iç içe olduğu bir yaşam alanına dönüşmüş durumda.
Geçtiğimiz hafta sonu Belediye Başkanımız İbrahim Önal ile birlikte Acıgöl ve Lavanta Bahçesi'ni ziyaret ettik.
İnanın, gördüğüm manzara beni yıllardır kurduğum hayalin gerçekleştiğine biraz daha inandırdı.
Karaman'dan, Konya'dan, Ereğli'den, Çumra'dan, Niğde'den, Nevşehir'den, hatta Sakarya'dan gelen ziyaretçilerle sohbet ettik. Her biri Karapınar'a hayran kalmıştı. Doğasını, göllerini, lavanta bahçelerini, temizliğini ve yapılan çalışmaları öve öve bitiremediler.
İşte turizm budur.
Sadece gelen misafir değildir.
Esnafa kazançtır.
Otellere, restoranlara, akaryakıt istasyonlarına, marketlere berekettir.
İlçenin tanıtımıdır.
Yeni yatırımların önünü açan en güçlü referanstır.
Şimdi önümüzde çok daha büyük bir fırsat var.
Yıllar önce temelleri atılan Jeopark projesi tamamlandığında Karapınar yalnızca Konya'nın değil, Türkiye'nin en önemli doğa turizmi merkezlerinden biri olacaktır.
Çünkü bizim elimizde başka hiçbir yerde kolay kolay bulunmayacak doğal bir hazine var.
Yapılması gereken tek şey bu hazineyi koruyarak, akılcı projelerle gelecek nesillere taşımaktır.
Bugün umutluyum.
Çünkü artık sadece konuşmuyoruz.
Adımlar atılıyor.
İnsanlar geliyor.
Karapınar keşfediliyor.
Ve inanıyorum ki bu daha başlangıç...
Bu vesileyle ilçemizin turizm potansiyelinin ortaya çıkarılmasına katkı sunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum'a, Konya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Uğur İbrahim Altay'a ve Karapınar Belediye Başkanımız Sayın İbrahim Önal'a teşekkür ediyor, bu çalışmaların artarak devam etmesini temenni ediyorum.
Çünkü Karapınar buna fazlasıyla layık…