İnsan, toplum içinde nasıl davranması gerektiğini bilmelidir. Otobüs gibi toplu alanlar kimsenin özel sohbet yeri değildir.

Yüksek sesle konuşmak, dakikalarca bağırarak sohbet etmek hem saygısızlıktır hem de diğer yolcuları rahatsız eder.
Karapınar Seyahat ile Konya’ya giderken maalesef böyle bir durum yaşadım. Karapınar Otogarı’ndan binen iki bayanın yüksek sesli sohbeti başladı. Önce tanıştılar, hâl hatır sordular. “Birazdan biter” dedim, bitmedi. BP geçildi, bitmedi. Hotamış Kavşağı geçildi, bitmedi. Başkanın yeri, Merdivenli derken sohbet hiç hız kesmeden Konya’ya kadar devam etti.
Daha da düşündürücü olan şu ki bayanlardan biri öğretmen olduğunu söyledi. Eğer bir öğretmen toplum içinde nasıl davranması gerektiğini bilmiyorsa, çocuklara neyi öğretecek?
Otobüs kaptanı İbrahim Bey ve personel birkaç kez nazikçe uyarıda bulundu, işaret etti. Ancak buna rağmen konuşmalar aynı şekilde devam etti. Otobüsteki onlarca insanın rahatsız olduğu açıkça belli olmasına rağmen bu durum hiç umursanmadı.
Toplu taşıma araçlarında hasta olabilir, yaşlı olabilir, psikolojik olarak hassas insanlar olabilir. En önemlisi de kaptanın dikkati dağılabilir. Buna rağmen bu kadar duyarsız davranmak gerçekten kabul edilemez.O telefonu alıp dakikalarca konusmak en büyük saygısızlıklardandir.
Lütfen toplu taşıma araçlarında biraz saygılı olalım. Kısa ve kısık sesli konuşmalar kimseyi rahatsız etmez. Ama saatlerce süren yüksek sesli sohbetler hem saygısızlık hem de büyük bir görgüsüzlüktür.
Öğretmen olduğunu söyleyen birinin böyle davranması ise ayrıca düşündürücüdür. Öğretmen olmak sadece bir meslek değil, aynı zamanda topluma örnek olmaktır. Ama bugün maalesef bunun Aksini yssadik.Otobus personeli bunları nazik dille uyarsada bildiklerini okuyorlar.
SELVER NİNE
Eski Akören’de yüreğimize dokunan bir ziyaret gerçekleştirdik. 84 yaşındaki Selver Nine’yi Adem diker hocam ve Furkan Eke ile evinde ziyaret ettik. Selver Nine bu yaşına rağmen hayatını tek başına sürdürmeye çalışıyor. Yalnız yaşıyor, evinin tüm işlerini kendi başına yapıyor. Ne kapısını çalan bir yakını var ne de hastalandığında “nasılsın” diye soracak birisi… Buna rağmen sabırla yaşamaya devam ediyor.
En çok dikkat çeken şey ise onun güçlü imanı ve tevekkülüydü. “Allah var, ben ona güveniyorum” diyerek her şeye rağmen şükretmeyi biliyor. Bu yaşına rağmen ayakta durmaya çalışan Selver Nine’nin tek isteği ise çok büyük değil; evinin damı olmadığı için bir çatı yapılmasını istiyor. Yağmurda, rüzgârda evini koruyacak bir çatı…
Bizler de onu ziyaret ederek halini hatırını sorduk, duasını aldık. Böylesine kıymetli büyüklerimizi unutmamak, onların yalnız olmadığını hissettirmek hepimizin insanlık görevidir. Selver Nine gibi nice büyüklerimiz var; belki de sadece bir kapı çalınmasını, bir selam verilmesini bekliyorlar.
Unutmayalım; bugün onların, yarın bizim günümüz olabilir. Büyüklerimizi ziyaret etmek, ihtiyaçlarını görmek ve mümkün olduğunca destek olmak hepimizin sorumluluğudur. Selver Nine’nin duası, yüzündeki sabır ve Allah’a olan güveni hepimize ders olacak nitelikteydi.
Rabbim Selver Nine’ye sağlık ve huzur versin. İnşallah en kısa zamanda evinin çatısı yapılır ve biraz olsun içi rahat eder