Karapınar’da son günlerde yaşanan altyapı çalışmaları, ilçe halkının günlük yaşamını doğrudan etkiliyor. Yollarda süren kazılar, bozulan zeminler, toz ve çamur…
Tüm bunlar vatandaşın tepkisini çekiyor. Araçların zarar gördüğünü söyleyenler de var, ulaşımda zorlananlar da. Elbette bu serzenişlerde haklılık payı büyük. Ancak gözden kaçırmamamız gereken önemli bir gerçek var: Yapılan tüm bu çalışmalar, Karapınar’ın geleceği için.
Bugün elektrik direkleri için kazılan yollar, yarın daha güvenli ve düzenli bir altyapının parçası olacak. Aynı şekilde KOSKİ tarafından yürütülen boru yenileme çalışmaları da ilçenin uzun yıllar ihtiyaç duyacağı hizmetlerin temelini oluşturuyor. Bu süreçte aynı yolların tekrar tekrar kazılması can sıkıcı olabilir; ancak kalıcı çözümler çoğu zaman geçici zorlukları beraberinde getirir.
Benzer sıkıntıları daha önce de yaşadık. 2011-2012 yıllarında yapılan kanalizasyon çalışmalarını hatırlayalım. O dönemde de herkes şikâyetçiydi. Fakat bugün o yatırımların ne kadar gerekli ve değerli olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. Her nimetin bir külfeti vardır. Biraz toz, biraz çamur… Bunlar geçecek, ama yapılan hizmetler kalacak.
Bu noktada vatandaşlara da önemli bir sorumluluk düşüyor. Mecbur kalmadıkça ana arterlerde araç kullanmamak, alternatif yolları tercih etmek ve sürece anlayış göstermek hepimizin işini kolaylaştıracaktır. Aynı zamanda sosyal medyada yapılan paylaşımlarda da daha dikkatli olunmalı. Bilgi edinmeden, araştırmadan yapılan yorumlar toplumda gereksiz ayrışmalara neden olabiliyor. “Araştır, öğren ve öyle paylaş” anlayışını benimsemek, sağduyulu bir toplumun temelidir.
TURİZMDE PATLAMA YAPMALIYIZ
Öte yandan Karapınar, sadece altyapı çalışmalarıyla değil; sahip olduğu eşsiz değerlerle de dikkat çekiyor. İlçe adeta bir açık hava müzesi niteliğinde. Tarihi dokusuyla öne çıkan yapılar, doğal güzellikler ve jeolojik oluşumlar Karapınar’ı benzersiz kılıyor.
Sultan Selim Camii ve Külliyesi geçmişin izlerini günümüze taşırken, Hürrem Sultan Hamamı kültürel mirasımızın önemli bir parçası olarak varlığını sürdürüyor. Doğal güzellikler açısından ise Meke Gölü ve Acıgöl, sadece Karapınar’ın değil, Türkiye’nin de en dikkat çekici alanları arasında yer alıyor. Alitepesi Erozyon Sahası, Cıralı Gölü, Meyil Gölü ve obruklar ise doğa tutkunları için adeta birer keşif noktası.
Bununla birlikte Kum Tepeleri’nin görsel zenginliği ve Oymalı Akarören Yer Altı Şehri’nin tarihi derinliği, ilçeye ayrı bir değer katıyor. Tüm bu zenginliklere rağmen Karapınar’ın turizmden hak ettiği payı aldığını söylemek zor. Oysa doğru projeler ve etkili tanıtımlarla ilçe çok daha ileri bir noktaya taşınabilir.
Son yıllarda bu yönde atılan adımlar da yok değil. Özellikle Acıgöl çevresinde yapılan düzenlemeler önemli bir seviyeye ulaştı. Acıgöl ile ilgili yıllardır kalem oynatan biri olarak, yapılan son çalışmaları ayrıca önemsiyorum. Bugün gelinen noktada gölün bu güzel görünüme kavuşmasında az da olsa katkımın olduğunu bilmek benim için ayrı bir mutluluk. Bu süreçte başta Belediye Başkanı İbrahim Önal olmak üzere emeği geçen herkesin gayreti takdire şayandır. Ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katkıları da unutulmamalıdır.
Karapınar, stratejik konumu, doğal güzellikleri ve tarihi mirasıyla Konya turizminin yükselen değerlerinden biri olmaya aday. Artan konaklama yatırımları ve özellikle karavan turizmine olan ilgi de bunun bir göstergesi.
Sonuç olarak; bugün yaşadığımız sıkıntılar geçici, yapılan yatırımlar ise kalıcıdır. Biraz sabır, biraz anlayış ve ortak akılla Karapınar’ı çok daha güzel yarınlara taşımak mümkün. Yeter ki eleştirirken yapıcı olalım, değerlendirirken hakkaniyeti elden bırakmayalım.
