Dün Şanlıurfa, bugün Kahramanmaraş… Acı üstüne acı yaşıyoruz. Küçük, masum çocuklar hayattan koparıldı… Öğretmenlerimiz öldürülüyor…


Ve bunu yapanların öğrenci olması ne kadar acı, ne kadar düşündürücü…
Bir öğrencinin çantasının içinde kitap, defter olması gerekirken silah taşıması… O çantadan çıkan bir silahla onlarca insanın hayatının kararması… Bu nasıl bir tablo? Bu nasıl bir ihmaldir?
Artık şu soruyu sormak zorundayız:
Telefonlardaki şiddet oyunları, televizyonlardaki silahlı filmler daha ne kadar sürecek?
Gençlerimizin elinde saatlerce oynanan şiddet içerikli oyunlar, ekranlarda sürekli gösterilen çatışmalar… Bunlar masum değil. Şiddeti sıradanlaştırıyor, duyarsızlaştırıyor ve bazı zayıf zihinlerde özentiye yol açıyor.
Bu nedenle şiddet içeren oyunlar mutlaka yasaklanmalı ya da çok sıkı denetim altına alınmalıdır. Caydırıcı kanunlar çıkarılmalı, uygulamalar göstermelik değil gerçek olmalıdır.Bu noktada yapılması gerekenlerden biri de, şiddet içerikli bu tür olayların televizyonlarda sürekli ve detaylı şekilde verilmemesidir. Çünkü ekranlarda yer alan bu görüntüler, özellikle gençler üzerinde olumsuz etki oluşturabilmekte ve zaman zaman özentiye yol açabilmektedir.
Aynı şekilde medya içeriklerinin daha dikkatli süzgeçten geçirilmesi, toplum psikolojisini olumsuz etkileyen unsurların azaltılması da büyük önem taşımaktadır. Ekranların bu anlamda “temizlenmesi”, yalnızca bir temenni değil, toplumsal bir ihtiyaçtır.
Unutulmamalıdır ki bu tür olayların ardından farklı amaçlar güden, provokasyon peşinde koşan kesimler de ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle hem güvenlik hem de toplumsal bilinç açısından daha dikkatli ve sağduyulu olunması gerekmektedir.
Hiç şüphesiz devletimiz güçlüdür ve bu olayların üstesinden gelecektir. Ancak artık sadece olaydan sonra değil, olay olmadan önce önlem alma zamanı gelmiştir.
Ekranlar temizlenmeli, çocuklarımızın zihni korunmalıdır. Çünkü bugün görmezden gelinen her küçük ihmal, yarın büyük acılar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Artık bir çocuğun daha hayattan kopmasına, bir öğretmenin daha toprağa düşmesine tahammülümüz yok.
Okullar; korkunun değil, güvenin, huzurun ve geleceğin adresi olmak zorundadır.