Geçenlerde evi tadilatta olan bir arkadaşım işlerinin aksamasından hayıflanırken çocuğu imdada yetişmiş. Demiş ki “Anne üzülme bak Gazze’deki çocukların banyosu bile yok”. Ne güzel bir ders değil mi sevgili okurlar.

Sanırım bu aralar yazılacak şeyleri bir kenara bırakıp Gazze’yi yazmalıyız. Sabah kalktığımızda Gazze demeliyiz. Bir acımız olmalı. Bir derdimiz olmalı. Bir acımızın olduğunu bilip düşünmeliyiz ellerimizi yanaklarımıza koyup. Mesela havaların öyle sıcak olmasından çok yakınmamalıyız. Kızartma olmadığı için kahvaltıya gelmeyen çocuğumuza Gazze’yi anlatmalıyız. Unutmamalıyız. Unutturmamalıyız Gazze’yi… Açlıktan ölen çocukları unutmamalıyız. Bir şey yapamıyorsak halimizden şikâyetçi olmamalıyız. Bilmeliyiz Kudüs bir sınav kâğıdı her mü'min kulun önünde...

Kıymetli Dostlar;

Bugün insanlığı toprağa vermiş durumdayız. Sonuna kadar insafsızlık, sonuna kadar umursamazlık içinde tüm insanlık. Sonuna kadar bakan ama görmeyen bir insan yığını oldu dünya. Ey insanlık bu gidişat nereye? Bu suskunluk ne kadar sürecek? Daha kaç çocuk ölecek seslerinin duyurulması için? Uykuların bölünmesi için kaç can daha gitmeli?

“Ey dipdiri meyyit, İki el bir baş içindir.

Davransana!

Eller de senin, baş da senindir!

His yok, hareket yok, acı yok...

Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana…

Sen böyle değildin”

diyen diriliş ve direniş ruhunun mimarı milli şairim. Kalk ve gör insanın ve insanlığın halini. Onca telefon görüşmelerine rağmen neden Gazze duyulmuyor. Aradığımız insanlık neden hep meşgul ve neden hep kapalı? Neden insanlığa dönülmüyor.

Biliyoruz ki Gazze biterken (önce kendi nefsim için yazıyorum) kurban etlerimizi koyacak derin dondurucular peşindeydik. Büyük mü olsun uzun mu olsun markası şu mu olsun bu mu olsun gayesindeydik. Sıcaklar artınca klimalarımızın derdine düştük. Oysa sönmeyen bir ateşimiz vardı ta kalbimizde yanan…

Herkes birbirinin yurdu olması gerekirken birbirinin kurdu oldu. İnfakı azalttık. Yardımlaşmayı bitirdik. Hırs bürüdü her yanımızı. Allah’ım bu dünyanın peşine daldırıp bize Gazze’yi ve insanlığımızı unutturma. Affet geç kalmışlığımızı. Gazze’nin imtihanı bizim rahatlık imtihanımız olmasın. Dualarımız sana…Dualarımız sana ve halimizi bir kağıda anlatmak bize düştü. Ve diyorum ki son olarak; Tüm Gazze’ li çocuklara ithafen;

“Andolsun ki;

Şehirlerinizde tekerleriniz özgürce dönmediğinde

Ve ellerinizdeki kirlere sevimli bakmadığınız sürece

İçimizdeki gece kavuşamayacak hiçbir sabaha

Ve yine andolsun ki;

Siz gülmediğiniz sürece gülmeyecek yüzümüzün çocuk yanları…”