Siyaset Şekerlemesi: Üstad Bediüzzaman Hazretleri'ne, Sünuhat, Rumuz ve Tuluat gibi "Eski Said"lik dönemi eserlerindeki mevzularla alakalı olarak "Neden ulvi hakaik-i diniye ile beraber, bazı mesail-i siyasiye yi kitaplarında dercediyorsun?" diye sormaları üzerine Bediüzzaman’ın : "Çocuğa ilacı içirmek için bir şekerleme gösterilir. Ta ki ağzını açsın, ilaç öylece, içirilsin. Efkâr -ı amme dahi siyaset için ağzını açmış bekliyor. Ben de tiryakı(ilacı) içirmek için bazen siyaseti de zikrediyorum.” diye cevap verdiğini... (Badıllı, Abdülkadir. Bediüzzaman Said i Nursi, Cilt: 1. Timaş Yay., İst. 1990, s. 358) Osmanlı' da Musiki : Musikiyi mehter ile savaş meydanlarından, tasavvufi tekke musikisi ile birçok hastalığın tedavisine kadar pek çok yerde kullanan Osmanlı Cihan Devleti temsilcilerinin, ayrıca bu sanatı çeşitli sosyal müesseselere kadar soktuklarını... Ayasofya imaretine bağlı kalenderhanede (tekke) ve Edirne'deki II. Murat imaretinde olduğu gibi bizzat sema ve musiki cemiyetleri için vakfiyelere maddeler konulduğunu… (Kara, Mustafa; Tekke ve Zaviyeler, Dergâh Yay. İst. 1990, , s. 253) İlk Boğaz Köprüsü Projesi: Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlama düşüncesinin ilk olarak bundan yaklaşık bir asır önce (1900), dahi padişah II. Abdülhamid tarafından ortaya atılıp projelendirildiğini… Avrupa'nın güney, güneybatı ve merkezindeki demiryollarını bu Boğaz Köprüsü ile Bağdat demiryoluna bağlamayı düşünen cennetmekân Abdülhamid Han'ın F. Arnodin isimli bir Fransız'a hazırlattığı bu dev köprüye ait projede, minareler, kubbeler kuleler ve askeri, savunmayı temin edecek topların yer aldığını... Yine Abdülhamid Han'ın, bu köprüyle bağlantılı olarak oldukça ileri görüşlü bir bakış açısıyla çevre yolları projesi çizdirdiğini… (Hayat Tarih Mecmuası, sayı: 11, Aralık/1971, s. 35) Biliyor muydunuz? Fasulya Aşı Yemeye Razı Olmak: Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un hayatında hiç boyun eğmeyip, kimseye eyvallah etmediğini... Umumi seferberlik zamanında (1914) bir arkadaşı ile oturup fasulya aşı yerken nezaret erkânından birinin çıkagelip ona, yazılarında fazla ileri gitmemesini nazikçe söylemesi üzerine Akif'in pürhiddet yerinden fırlayıp: “Nazırına söyle, kendilerini düzeltsinler. Bu gidiş devam ettikçe bizi susturamazlar. Ben fasulya aşı yemeğe razı olduktan sonra kimseden korkmam!" diyerek pervasızca cevap verdiğini…(Düzdağ, Ertuğrul; Mehmet Akif Hakkında Araştırmalar, Marmara Ünv. M. Akif Araştırmaları Merkezi Yay., İst. 1987, s. 338.) Tasavvufta Bağlılık: Said Harraz Hazretleri'nin: Zahiri hükümlere aykırı düşen her batın batıldır" diye vecizeleştirdiği tasavvufta Allah’ın emir ve yasaklarına uymanın gerekliliğini, yine bir başka sufi olan Bayezid-i Bistami Hazretleri 'nin de: Havada uçan insanlara mı hayret ediyorsunuz? Leş yiyen kargalar da havada uçmakta. Su üzerinde yürüyen insanlara mı şaşırıyorsunuz? Balıklar da suda yüzmekte. Önemli olan Allah'ın emirlerine uymak kaçınmaktır, sözleriyle vurguladığını...(Kara, Mustafa; Tekkeler ve Zaviyeler, Dergah Yay., İstanbul/1990 s. 24) Amerikan Hayat Felsefesinin Özeti: Meşhur Amerikalı yazar Mark Twain'e: "İnsan hayatının gayesi nedir? Nasıl zengin olabiliriz?" diye sormaları üzerine onun: "Eğer becerebilirsek şerefsizce, mecbur olursak namuslu yoldan. Tek ve gerçek tanrı kimdir? Tanrı paradır. Altın, dolar ve hisse senedi, Baba, oğul ve ruhları" cevabını vererek Amerikan hayat felsefesini formüle ettiğini... (Altınoluk, dergisi Temmuz/1992, s. 11) Nasreddin Hoca' nın Merkebine Ters Binmesinin Hikmeti: Türk halkının nüktedan hazır cevap ve zeki bir fıkra kahramanı olarak tanıdığı Nasreddin Hoca'nın(1208–1284 ), aslında medresede ders veren büyük bir müderris ve ayrıcada kadı olduğunu… Talebeleri arasında oldukça sevilen Nasreddin Hocanın, ders verdiği medreseden merkebine binip evine giderken dahi talebeleri tarafından yalnız bırakılmayıp yolda kendisine sualler sorulduğu... Hem yol alıp hem de talebelerin sorularına cevap veren Nasreddin Hoca'nın, sual soran talebelerine arkası dönük olarak cevap vermenin İslami edebe aykırı olacağından dolayı, merkebine ters binip, talebeleri ile yüz yüze gelerek ders verdiğini… (Mevlana Güldestesi (718. Yıldönümü Bildirileri); Konya Belediyesi Yay.. Konya/1993,s.1)
