''Seherde bağa geldi seyre canan
Neler seyr eyledi bidar olanlar''
Bu beyit hatırımda lakin kim,ne vakit demiş hafızam
kaydetmemiş.Sadece anlam olarak çok büyük bir güzelliği anlatıyor onu
biliyorum.Ne kadar yalın,ne kadar ihtişamlı bir ifade.Yalınlığı
ölçüsünde samimiyeti,o ihtişamı ölçüsünde derin.Yürek yakan bir
uslüp,zihinleri mest eden,hoş bir ifade.Şöyle ki: ''Sevgili bir seher
vaktinde gül bahçesinde gezintiye çıktı,o vakitte uyanık olanlar neler
seyrettiler,ah neler.'' Bu müstesna ifadeyi açmak,seher vaktinde
uyanık olanların kavuşacağı güzellikleri sıralayacak olursak;
Evvelen;Seher vaktinin havasını,sevgilinin bahçesinde aydınlığı
görür gibi seyretmek.
Saniyen;Kainatın Rabbine itaat ve iltica etmek,onun şerefiyle
bahtiyar olmak.
Salisen;Seher sabahının her köşesinden sızan hoş kokuları
yaradanın kudretini hissederek seyretmek.
Ahiren;Aynı renkte,kara toprakta,binbir renk ve desenlerde
yaradılan güzelliklerden ibret almak.
İlaveten;Bakın ruhunuza neler göreceksiniz.
Seher vaktinin güzelliğini,büyüsünü ve ''Allah'ım beni medine
topraklarında,sabah namazının edası sırasında yanına al'' diye dua
eden bir gönül dostumuzu kaybettik.Çok kıymetli,kapu camiinin muhterem
sultan'ül vaiz hocamız Tahir Büyükkörükçünün Hakk'a (sevgilisine)
kavuştu.Son zamanların en kalıcı alimlerinden biriydi.Bu kalemle onu
anlatmak kabilse,birşey demek düşmez ama acizane yazmak
isterim.Kendisine beni ne kadar seviyorsun diye soran
evlatlarına,dostlarına ''Sizi Allah'a itaat ve imanınız ölçüsünde
seviyorum''. diyerek Hak sevgisini hatırlatan bir yürektir
kendisi.Oğlu daha üç yaşındayken ''İslamiyete düşman olanlar
düşmanımdır,dost olanlar dostumdur ve bu yolda cihat etmek tek
gayemdir''. diye gayesini ezberleten bir babadır.Hayatının her anına
Allah ve Rasulünün seveceği şeyleri yaşayarak tatbik eden bir
alimdir.Vaiz kürsüsünde dinleyenin yüreğine lisanıyla cevap
veren,ağlayan,ağlatan,korku ve ümit arasında takvayı tavsiye eden bir
imamdı.Darda olan,yolunu şaşırmış,duayı unutmuş pek çok yüreğe
yaradılış gayesini hatırlatan bir kandildi.''Öyle bir zaman gelecek ki
imanı elde tutmak kor ateşe dönecek'' buyurulan hadis-i şerifin
yaşandığı dönemlerde eldeki ateşi fark ettirmeye çalışan bir seher
aşığıdır kendisi.Allah gani gani Rahmet eylesin,hocamız gibi olanların
sayısını artırsın inşaAllah.
Geçen hafta merhum Erdem Beyazıt'ın ölüm risalesi şiirinde
olduğu gibi öldün,bir daha ölmeyeceksin diyerek prof.dr Necmettin
Erbakan hocamıza yazmıştım.İki hafta üst üste çok kıymetli
büyüklerimizi kaybettik.Yeniden ölümler hatırlandı.Binler uğurladı her
iki hak sevgilisini de.Milyonlarca insan bizatihi ya da gıyabi olarak
fatihalar gönderdi.Güzel yaşadılar ölümleri de güzel oldu.Nasıl
yaşarsan öyle ölürsün,nasıl ölürsen öyle haşr (hesap görürsün) olursun
sözü bir kez daha tecelli etti.Bir kez daha ölmeden önce hatırladık
kur'an ve sünnet üzerine kurulan bir yaşayış telef olmuyor.
Sizce güller,sünbüller,menekşe çiçeklerinin tasarımını yapan
sevgili,çiçeklere mi güzellik biçmiş yoksa güzelliğini yarattıklarıyla
mı paylaşmıştır?! Sevgiliyi çiçeğe benzetmek avamidir ama çiçeği
sevgiliye benzetmek şairanedir.Yani o gözle bakmak er kişinin
işidir.Seherde çiçeklerin seyrine dalanlar her daim uyanık oldukları
için gerçek sevgiliyi onlar seyre dalmış desek yanlış olmaz herhalde!
Mesele seherlerde gelip geçmek değildir;seherler gelip geçerken uyanık
olabilmektir.Gün gelir,ne seher kalır,ne aşık;ama sevgili hep
oradadır.
Sevgiliye onun istediği şekilde kavuşmak en güzel bir anda
onlar gibi güzel yaşayıp güzel ölmek gerek.Allah (c.c) Rahmet
eylesin.Mezarları nur,mekanları cennet olsun.İNNA LİLLAHİ VE İNNA
İLEYHİ RACİUN...Bir fatiha da sizden olsun,,buyrun efendim...
Yorumlar
