Zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını da içeren torba kanun teklifi 19 Temmuz’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edildi.
Kanun teklifi kamuoyunda büyük tartışma yarattı ve muhalefet partileri dışında zeytin alanlarında yaşayan çiftçiler, çevreci dernek ve platformlar tarafından sert şekilde eleştirildi.
Bu yasanın “kamu yararı değil maden ve enerji şirketlerinin çıkarlarını gözettiğini” savunan çok sayıda köylü, çevre aktivist ve örgütleri teklifinin geri çekilmesi için günlerce TBMM önünde oturma eylemi yaptı.
Konu ile ilgili konuşan uzmanlar bu kanunun Türkiye’nin doğasını, meralarını, tarım alanlarını, temiz su kaynaklarını, ormanlarını koruyabilmek için cumhuriyet tarihi boyunca çıkarılan tüm kanunları ve imzaladığı uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğini söylüyor.
TEMA Vakfı, “Suyumuz, toprağımız, zeytinimiz, ormanlarımız ve kültürel varlıklarımız, Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar tehlike altında!” paylaşımı yaptı.
Muğla Çevre Platformu’na göre sadece Muğla’da 48 köy ve mahalle boşaltılabilir.
21 maddeden oluşan ve komisyondan geçen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik etmeyi ve yerli kömür santrallerinin ham madde sorunlarını çözmeyi amaçlıyor.
Ancak özellikle madencilik faaliyetlerine tanınan yeni ayrıcalıklar ve zeytinlik sahalarıyla ilgili düzenlemeler, çevre ve tarım alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin sert tepkisine neden oldu. Türkiye’nin kömürlü termik santrallere ihtiyacı yok. Çevre Bakanlığı neden seyrediyor ?
Teklifin en çok eleştirilen düzenlemesi olan 11. madde, elektrik üretimi amacıyla yürütülen madencilik faaliyetlerinin “doğayla uyumlu” şekilde zeytinlik alanlarda yapılabileceğini öngörüyor.
Aynı zamanda bu teklif, taşınmazları kamulaştırılan yurttaşların zeytinlik alanlarının uygun bedelle madencilik firmaları tarafından kiralanmasının önü açıyor.
maddeye eklenen geçici bir madde, elektrik üretimi gerekçesiyle zeytinlik alanlarında madencilik faaliyetlerine izin vererek çevreye ciddi zararlar doğurma riski taşıyor. Teklif ile zeytin ağaçlarının taşınması ya da yerine yenilerinin dikilmesi öngörülse de, ekosistemin bütünlüğü ve ağaçların verimliliği geri kazanılamayabilir.
Elektrik üretimine yönelik madencilik faaliyetlerinin başka bir alanda yapılamaması durumunda, zeytin ağaçlarının aynı il/ilçede taşınması ve geçici tesislerin kurulması kamu yararı gerekçesiyle mümkün kılınıyor.
Zeytinliklerin madenciliğe açılması, tarım alanlarının ve biyolojik çeşitliliğin tahribine ve toprağın doğal yapısının bozulmasına yol açabilir. Bu kanun, “kamu yararı” gerekçesiyle çevresel koruma ilkelerinin geri plana atılması eleştirilerine neden olmaktadır.
Zeytin, Kuran’da 7 yerde faydalarından bahsedilen önemli bir üründür. Tıp biliminin babası sayılan Hipokrat zeytin yağının tedavi edici özelliğini kullanmıştır.14 çeşit hastalığın tedavisinde etkili, bünyesinde bitkisel protein, yağ, A,C,E vitaminlerini ve Kükürt, Klor, Magnezyum minerallerini barındıran ve de Peygamberimiz tarafından çokça tavsiye edilmiş bir bitkidir. 1939 Tarihli Zetin kanunu çok önemlidir. Zira; 1920 li yıllarda 20 Milyon olan zeytin ağacı varlığımız bugün TÜİK’in verilerine göre 160 Milyondur.
Sadece zeytinimizi değil, tüm ağaç varlığımızı ormanlarımızı gözümüz gibi korumalıyız. Zira Türkiye’miz küresel ısınmadan en çok etkilenecek ülkeler arasındadır.
Hoşçakalın.
