Sırra baki olan yürek,mahşere saklar 3 harflik çözümün açtığı alemlerin alemini.Haykırmak istese de haykıramaz sırrı,bilir ki dile gelirse büyüsü bozulur.
       Hz.Ali (R.A) bir akşam üzeri eşi Hz.Fatıma'yı (R.A) ağlarken görür. Yanına koşarak gider ve yüzüne bakar:•- Ey Rasullahın en güzel çiçeği neden ağlıyorsun.?•Hz.Fatıma biraz bekler ve söyle der:•... -Ya Ali; Bugün gülümsemeni görmeyince "Benden razı değilsin" sandım.•Sevgi Budur Pırlanta Değil !
         Kadın bedeni yağmalanıyor.Aslında ben bunu modern çağda kızların diri diri toprağa gömülmesi olarak tanımlıyorum.Öyle algılanmalı.Neden? Kadının kişiliği öldürülüyor,tümüyle dişiliğine indirgeniyor.Dişilik de tene indirgeniyor.Ten ise topraktır.Kadın ruhu,düşünceleri,hasleti toprağa gömülmüş oluyor.Dolayısıyla kafasından geçenlere değil,bedenine indirgeniyor genç kızlar.Kişiliğine değil dişiliğine endeksleniyor varlıkları.Dişiliği ne kadar ortadaysa,kendini dişiliği ölçüsünde ortaya koymaya zorlanıyor.Sadece kıyafetiyle önde olmaya çalışan,zihnen boş gençler.Nedendir bilmiyorum bu bahsi yazarken gözlerimi dolduran,içimi cız eden İmam Hatip yıllarım aklıma geldi.Sivil görünümlü aslı polis adamların okul kapımızda gözetmeleri,ağlaya ağlaya utanarak açtığımız başörtülerimiz,yarışmalarda dereceye girdiğim halde başörtülü olduğum için ödül törenlerine alınmayışım,başımızın içindekilere değil dışındaki bir avuç örtüye bakıldığı günler acıttı içimi.Şimdiki kızlarımızla ne kadar tezat.Çünkü bu duygular bile onlara komik geliyor,ağlamazdım açıverirdim başımı dediklerine şaşkınlıkla şahit oluyorum.14 şubatlarda ve minimum hergün sevgilileriyle (!) ulu orta sokaklarda görüyorum.Kelime bulamıyorum şu sızıya.
         Tesettür önce erkeklerden beklenir: Nûr Sûresi'nde önce "mümin erkeklere", sonra "mümin kadınlara" hitap edilir. Sûrenin 30. ayeti, "Mümin erkeklere söyle..." diye başlar, 31. ayeti ise "mümin kadınlara söyle..." diye başlar. Erkeklerin tesettürü ile kadınların tesettürü arasında bir ayetlik öncelik farkı var demek ki...Ayetin bilincinde bir gençlik özlemi çekmekteyiz.Sanıyorum,birbirimizden ümitlerimizi kestik.Her insan, ''Allah'ın bir ümidi'dir.'' Bir bakıma ''Allah'ın Rahmeti'nin'' ete kemiğe bürünmüş tecellisidir.Kim olursa olsun içinde ''Hazreti insan'' saklar her insan.Birbirimize o Hazreti insan'ı bulana kadar emek vermeliyiz.Bu da birbirimizden ümitlenmemize bağlı.Fakat ''kullan-at'' kültürünün hıza ve hazza dayalı sığ ilişkiler ağı,kolay vazgeçilebilir kılıyor eşleri birbirine.Oysa,birine emek yatırımı yapacak kadar değer vermeyi öğrendiğinizde,onu bıraksanız da çözüm değil.Yeni kişi de yine ümitsiz olacaksınız.Çünkü nefistir bu,onun istekleri hiç bitmez ki.Sorun kiminle olduğunuzdan daha çok kiminle nasıl birlikte olduğunuz.O ''nasıl'' ı sorgulamadan,kiminle olursanız olun,karar kılamayacaksınız.Sıyrılalım faziletfüruşluk nev'inden gıpta damarınızı tahrik eden arkadaşlarımızdan,gururumuzu tetikleyen nefsimizden,onun var benim yok duygusundan.Kimsenin mutluluğu kimseyle benzetilip eşleştirilemez.
          De ki;Aşk Azze ve Celle...Gerisi sadece vesaire...
                          Ne kadar sürcilisan etmiş isek aşk ola...