Dostlar, sınırımızın dışında kontrolsüz bir şekilde gelişen süreç ülkemiz için bir büyük imtihanın kapısını açtı. Öncelikle Suriye ve Irak son olarak ta Mısır önce yönetilemez duruma getirildiler daha sonra da kontrol edilemez bir büyük ateşin içine atıldılar.
Yaşadığımız dünyanın emperyal güçleri önce Türkiye’nin ekonomik ve siyasi kalkınmasında daha sonra da Arap baharında bölgenin yeniden kendi siyasi çıkarları doğrultusunda dizayn edilmesi gerektiğini fark ettiler. Bu fark edişle birlikte aynen Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde İslam coğrafyasının kendi kafalarına göre dizayn ettikleri gibi yeni bir bölge stratejisi gerçekleştirmelerinin farkına vardılar. İşte bu farkındalıkla birlikte bölgenin onların kontrolünde adım adım ateşe sürüklenmesi bir oldu. Irak ve Suriye’nin önce yönetilemez daha sonrada kaosa kapılmış ülke durumuna dönüştürülmeleri ile birlikte bu kontrolsüz ortamda diledikleri gibi irili ufaklı terör gurupları oluşturmaya başladılar.
Yalnız her şeye rağmen başaramadıkları bir şey vardı. Oda ekonomik ve siyasi istikrar içerisinde olan, Orta Doğu’da kaosa sürüklenen ülkeler içinde ümit kapısı olan Türkiye… İşte bu dünyamızın hegemonik anlayışını rahatsız ediyordu. Üstelik bu Türkiye Avrupa ekonomisi her gün biraz daha kan kaybederken her yıl dünya ortalamasının üzerinde büyüme grafiği çiziyor, genç ve dinamik nüfus yapısı ile yaşlanan Avrupa’yı tehdit ediyordu. Bunun da ötesinde ayağına bağlanan terör prangasını “Çözüm Süreci” gibi cesaret ve siyasi risk içeren bir proje ile çözmeye kalkışıyordu.
O zaman yapılması gereken şey gayet açıktı. Türkiye uluslar arası bağlantıları, ve siyasi istikrarı tehdit edilerek bölgede oluşturulan bataklığa çekilecek ve burada elde ettiği kazanımlar yok edilerek bir Suriye ve Irak’tan çok ta farklı olmayan bir noktaya sürüklenecekti.
İşte sırf bunun için bir dizi provakatif, dış istihbarat servislerine dayanan bir dizi operasyonla karşılaştık;
- Hatay sınırında uçağımız vuruldu,
- Reyhanlı sınır kapısında bomba patlatıldı.
- Kobani bahanesi ile ülke içinde eylemler düzenlendi.
- Ve en sonun dada Yüksekova’da üç askerimiz suikastle şehit edildi.
Dostlar, şunun farkında olmamız gerekiyor ki oldukça zorlu ve sıkıntılı bir sürecin başındayız. Emperyallerin öncelikle hedefi Türkiye’nin yumuşak dokusu olan sınır bölgeleri olacaktır. Burada yapılan eylemler ile öncelikle halkın moral değerleri çökertilecek aynı zamanda da barışa olan inancı yok edilmeye çalışılacaktır. Türkikiye Cumhuriyeti’de bu tehdit ve şantajlar karşısında hangi siyasi partinin hükümetinde olursa olsun halkı arkasına alarak ya dik bir duruş gösterecek, ya da emperyallerin askeri olup bölge bataklığına sürüklenmeyi kabul edecektir.
Ancak, şunu belirtmeliyim ki eğer bu süreci başarı ile idare etmeyi başarırsak, bütün olumsuz provakatif eylemlere rağmen halkın barışa ve kardeşliğe özlemini taze ve diri tutmayı başarabilirsek bizler için yakın bir gelecekte büyük müjdelerin saklı olduğuna inanıyorum. Çünkü istikrarını koruyan, kendi iç barışını inşa edebilmiş bir Türkiye karşısında bu dünyanın egemenleri diz çökmek zorunda kalacaktır. Çünkü onların dahi içine girdikleri siyasi entrikalarda ellerinde çok da inandırıcı ve sağlam bir proje bulunmadığını biliyoruz. Bütün mesele bölgemizde oynanan oyunun bölge Müslümanlarının uyanışına vesile olmasıdır. Allah Yar ve yardımcımız olsun. Allah’a emanet olun.
