Mevsim Hüzün Olunca
Şükür mü şikayet mi,bu dil neyi anlatır?
Gönül bu hikayeyi uzattıkça uzatır.
(Hafız-Şirazi)
''Hep hüzünden mi geçer senin kalemin?'' Sorusuna,sukut ile ikrar etmişliğim çoktur.Lakin yüzüm güleç olmasa hüznümle kim kardeşlik eder?Bundan sebep o güvendiğim gülüşlerimi hiç eksik etmedim suretimden.Ne güzel..Değil mi ki şimdi değilse de birgün sorulan tüm soruların cevabını arapça verceğiz! Elif Vav aşkına...
Bugünlerde İbrahim Ethem Hazretlerinin kibir ve gururunun esirliğinden nasıl aslını hatırladığı hayatını okuyorum.Hac farizasını yerine getirmek için Beytullaha gidiyor İbrahim Ethem Hazretleri.Oğlu bu haberi işitiyor.Altı aylıkken kundakta bırakıp hak yolunda arayışa çıkan İbrahim Ethem Hazretlerinin oğlu yirmi bir yaşına gelmiş.Hemen geliyor ve soruyor,İbrahim Ethem nerede?İbrahim Ethem Hazretleri arafat dağında iken babasını buluyor.Baba şefkati,evlat hasreti o heyecandan sarmaş dolaş oluyorlar,ağlaşıyorlar.''Babacığım seni çok özledim'' deyince o mübarek şöyle söylüyor, ''Aman Ya Rabbi! Kalpte iki sevgi bir arada olmaz.Ya onun canını al ya benim canımı al'' diyor.Genç oracıkta Allah diyor,babasının kucağında canını veriyor.
Şimdi kalbime sordum,kaç tane sevgi taşıyorsun?Bak bir kalpte iki sevgi olmadan taşımak gerek o yüreği. Tam da sene-i devriyesini andığımız 18 Mart Çanakkale Zaferini fatihalarla hatırlarken şairin sözleri takıldı gözlerime.'' Kınalı Ali'leri yetiştiren ana olmaktır Elif.Erzurum tabyalarında,Nene Hatun olmaktır.Kazma kürek demeden ne bulduysa çağlayan.Bazen 275 kiloluk mermiyi kaldıran,koca Seyittir Mehmet olmak.Anafartalar'da her biri tek başına bir tarih yazan.Anadolu ana dolmuşsa eğer Elif'tendir.Bayraklar bayrak olmuş,sancaklar sancak olup düşmemişse eğer o da Mehmet'tendir!''
Eli kınalı Ali'ler,Nene Hatunlar yetiştirebiliyor muyuz bilmiyorum ama her karış toprağında şehitler bağrına basan vatanımızda hangi sevgileri bağrımıza koyduğumuz düşündürüyor.Öyle bir mertebe aşkı ki bu Kirte muharebeleri sırasında bölükler arka siperlerde hücum sıralarını beklemektedirler. Ön siperlerdekiler ileri fırlamış boğuşuyorlar. Yüzbaşı hucum için emir bekliyor. Bütün asker süngü takmış siperden fırlamak için hazır. Sinirler gergin... Bütün dudaklar kıpır kıpır dualar okuyor, kelime-i şehadet getiriyor. Süre uzuyor. Yüzbaşı erlere sesleniyor...•"Yavrularım... Aslanlarım... Biraz sonra Cenab-ı Rabb'ül Alem'in huzuruna varacağız. Abdestsiz gitmeyelim...Haydi ! Tüfeklerimizin kabzalarına ellerimizi sürüp, hep beraber teyemmüm edelim..."•Teyemmüm edilir... Bekleme devam etmektedir. Biraz sonra Yüzbaşı; •" Çocuklarım... Sanıyorum biraz daha bekleyeceğiz... Önümüzde biraz daha zaman var. İleride arkadaşlarımız şehit oluyor. Hem onlar için, hem de vakit varken, kendi cenaze namazımızı kendimiz kılalım..."••" Kabe Karşımızda... "••Arkadan Of'lu Ali çavuş bağırır. " ER KİŞİ NİYETİNE... "•O gün yapılan hücumda, kendi cenaze namazını kılan pek az kişi sağ kalabilmişti.••Onlar Allah'a verdiği sözü tuttular...
Kalbimiz selim olsun ki hicretimiz de selim ola..Acizane kendi kalbime sorduğumda kalbime koyduğum sevgilerin önce vatan deyip canlarını feda edenlerin,terk-i diyar edenlerin yanında hiç olduğunu anladım.Gökyüzünde salınan uçurtmaları bile olmayan,çocuk yaşlarında futbol topları olmayan,hayalleriyle uyumayı tatmamış bugün ki rahatlığımızı borçlu olduğumuz o eli kınalı vatan sevdalılarından Allah (c.c) razı olsun.Ruhları şad,mekanları cennet olsun..
Ne kadar sürcilisan etmiş isek aşk ola...
- - - -
