''Kaderin ne olduğunu anlatamam;dedi Şems.Ama ne olmadığını anlatabilirim:Kader,hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir...Bu sebepten ''Ne yapayım,kaderimiz böyle'' deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir.Kader yolun tamamı değil,sadece yol ayrımlarını verir.Güzergah bellidir ama dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir.Öyleyse ne hayatın hakimisin,ne de hayat karşısında acizsin.'' İki tünel arasından geçen tren kimsesizlikten bilinmezliklere gitmez mutlaka bir bitiş noktası vardır.Geldim dünya'ya yaşıyorum,kör topal demek zayıflık göstergesidir.Gidilen yolun neresi olduğu bilinmeden çıkılmaz uçsuz bucaksız diyarlara.Geldim dünya'ya yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim denecek kadar da çetin değildir
Bülbül küstü güle.''Saatlerce ötüyorum başucunda,senden hiçbir ses gelmiyor,ben yapacağımı bilirim!'' dedi.İntikam alırcasına lale'nin başında ötmeye başladı.Gül duysun ve kıskansın diye sesini iyice yükseltir bülbül...Karanfil,papatya,menekşe,kardelen...Çiçek adına ne varsa hepsi lale'nin başına toplandı.Kıskandılar laleyi,kimse anlamadı,neden,birden kıpkırmızı oldu lale.Bülbül iyice coştu.Saatlerce öttü.Sesi kesildi.Artık ötecek hali kalmamıştı...Döndü...Lakin gül ortalarda yoktu.Telaşlandı.Gözyaşları içinde orkide'ye sordu:''Gülüm nereye gitti?'' ''Az önce öldü'' dedi orkide.Binbir pişman bülbül.''Ama ben kıskandırmak istemiştim sadece'' dedi.Gözyaşlarını usulca sildi orkide ve belki de en bilge duruşuyla dedi ki:''Hata yaptın bülbül!Gül kırmızısını senin ötüşünden alıyordu.Sen gidince ne kırmızı gül kaldı,ne de gül.Şimdi nerede kırmızı bir gül görürsen,bil ki bir gül daha ölmüştür!...''
Birşeyler yapacağım derken daha berbat etmek,hak yolundan ayrılmak da olmamalı insanın gayesi.Ötelerden gelen düsturla dimdik kalabilmeli hayatta.Şair ne güzel söylemiş:''Kimileri gülü de kitabı da görmüyor,
Bir körlük içindeki bilene de sormuyor;
Körlüğü onun ilk cahillerin cehline denk,
Utanmadan kalkıp kur'an'a ustüre diyor.''
Sonbaharı sonbahar olarak kabul etmek gerek,hayattakilerin dünyasından da,ölülerin dünyasından da aynı çığlık yükseliyordu:''Önemsemek istiyorum,değerli olmak istiyorum,sevilmek istiyorum.'' Kainatın her köşesinden de başka bir ses yükseliyordu:''Sizi çok seviyorum.Sizi çok önemsiyorum.Size çok değer veriyorum.Sizin için her an yarattığım nesnelere,varlıklara bakın.Yağan yağmura bakın,ellerinize bakın.Taşlara bakın,gökteki ay'a bakın.En çokta ''Size verdiğim size bakın'' Size beni tanıma fırsatı verdim.Daha ne vermemi bekliyorsunuz?Sizden çok şey mi istiyorum?Sizde,size verdiğim benliği bana verin! ...Allah kuluna kafi değil mi? (Zümer-36) ...De ki;Allah bana yeter! (Zümer-38)
Allah bizi seviyor dostlar,bizi dünyasında yaşattığı ve eşref-i mahlukat (yaratılanların en şereflisi) kıldığı için şanslıyız.Rabbimiz bizi seviyor ve önem veriyor.Sıra bizde her an,her saniye,her dakika sevgiliye layık olma zamanı,herşeyi olduğu gibi kabullenip şerefimizin kıymetini bilmeli.
Ne kadar sürcilisan etmiş isek aşk ola...
