12 Eylül ihtilalinin baş mimarı ve 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in, bir mevzu münasebetiyle Osmanlıca'nın mükemmelliğinden : "Ben Osmanlıca yazıyı rahat okurum ve bütün notlarımı eski yazıyla tutarım. Bunun Atatürkçülüğe aykırı bir tarafı yok. Bir kere ortalıkta kaldığı zaman herkes okuyamıyor. İkincisi bir çeşit steno olmuş oluyor. diye bahsettiğini...(Oran Baskın; Kenan Evren'in yazılmamış Anıları, Bilgi Yay., Ankara/ 1989, s. 82)

Fatih İle Napolyon Arasındaki Fark:

Adı dünya tarihindeki büyük kumandanlar arasında anılan Napolyon Bonapart'a, Saint Helena adasında hapis bulunduğu sırada "Kimler büyük adamdır?" diye sormaları üzerine Bonapart'ın Fatih Sultan Mehmed'den bahsederek: "Büyüklükte ben onun çırağı bile olamam. Niçin?' derseniz, bana pek acı gelen bir gerçeği açıklamam icap eder ki o da şudur… Ben kılıçla fethettiğim yerleri, hayatta iken geri vermiş bir bedbahtım. O ise, fethettiği yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sırrına ermiş bir bahtiyardır" diyerek bir hakikati ortaya koyduğunu...(Yücebaş, Hilmi; Fatih Sultan Mehmed, Memleket Yay., İst.1981, s. 31) Biliyor muydunuz?

Uluğ Bey ve Rasathanesi:

Büyük İslam astronomu ve devlet adamı Uluğ Bey' in 1394/1449), Semerkant'da kurmuş olduğu rasathanesinde, yeryüzünün güneş etrafındaki tam devrini yani bir yılı, 365 yeryüzünün güneş gün 6 saat, 9 dakika, 6 saniye olarak hesapladığını... Aradan asırlar geçip 20. yüzyılın en modern cihazları ile yapılan hesaplarla, Uluğ Bey'in hesapları arasında sadece 58 saniye farkın bulunduğunu... (Bakiler, Yavuz Bülent; Türkistan Türkistan, Türk Edebiyatı Vakfı Yay., İst. 1986, s. 259)

Vah Türkistan: Rusların Türkistan'ı işgal etmesinden önce, ülkede korkunç bir cehalet ve bağnazlığın hüküm sürdüğünü... Rus saldırganlara karşı ülkesini savunmak için silahlarına sarılanlara karşı : "Elinizdeki silahlar domuz yağı ile yağlanmıştır. İslam'da domuza da domuz yağına da dokunmak haramdır" diye, milletin silahlarını ellerinden atmalarına sebep olacak akıl almaz fetvalar yayınlandığını...(Bakiler, Yavuz Bülent; Türkistan Türkistan, Türk Edebiyatı Vakfı Yay., İst. 1986, s. 293)

Fatin Rüştü Zorlu'nun Fanatizmi:

29 Ağustos 1955'de başlayan Kıbrıs Konferansı öncesin de, Ankara'daki İngiliz Büyükelçiliği'nin Londra'ya gönderdiği raporda, Dışişleri Bakanı Fatin Rüşdü Zorlu hakkında: 1910'da doğdu. İnsafsız ve alaycı fakat yetenekli. Türk menfaatlerini korumada fanatizm derecesinde dikkatli. Batıcılık kisvesi altında muhtemelen bir yabancı düşmanı ve inatçı bir müzakereci... " diye yazıldığını... "Türk menfaatlerinin korunmasında fanatizm derecesinde dikkatli..." denilen bu Menderes hükümetinin Dışişleri Bakanını ise bizim, darağacında sallandırarak mükâfatlandırdığımızı(!)…(Aşiroğlu, Orhan Gazi; Tarih Tüneli, Zaman Gazetesi, 5 Nisan 1989)

Kasırgadan Seher Yeline: İtalyan şairi Tasse 'nin, Türkleri tanıdıktan sonra, onlar hakkındaki görüşlerini hayranlık içinde: Deviren, kırıp-döken, silip-süpüren yaman bir kasırgayı seher gibi yumuşatmak mümkün müdür? Korkunç dalgalarını kabarta kabarta yürüyen bir denizi birden sakinleştirmek kabil midir.? Yıldırımı güle çevirmek imkânı var mıdır? İnsanlar bu sorulara 'hayır, hayır' demekte tereddüt etmez değil mi? Hâlbuki ben, kasırganın seher yeline, coşkun denizin sevimli bir göle, yıldırımın güle inkılâp ettiğini gördüm. Türk’ten bahsediyorum. Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk, dost yanında ve silahsız kalmış bir düşmanın karşısında bir seher yelidir, bir güldür" diyerek ifade ettiğini.. (Kara, Mustafa; Tekkeler ve Zaviyeler, Dergah Yay., İst. 1990, s. 206)

 

 

Sevginin ve Merhametin Kaynağı Tüm Annelerimize…