Dostlar ne yazık ki gazetemizin haftalık olması nedeniyle gündemi tam vaktinde birebir takip etmek mümkün olmayabiliyor. Ama buna rağmen bir bayram sonrasında da olsa sizinle bayram muhabbeti yapmak istiyorum. Umarım Rahmeti İlahiyi cezbedecek, gönüllerimize şifa olacak, feyzlere vesile olacak bir muhabbet olur diye niyazda bulunuyorum.
Niyazda bulunuyorum. Çünkü biliyorum ki söylenecek her türlü güzel sözlerin gerçek anlamda sahibi Cenab-ı Rahmandır. O söylenecek bütün güzel sözlerin de sahibidir. Ve nihayetinde bizlerden sadır olacak sözler de en güzel haliyle İlahi Kelamında beyan etmiştir.
Dostlar, kaç mevsim geçti ki bayramlarımızı silahların gölgesi olmadan, kan kokusu almadan, yürekler dağlayan katliamlara şahit olamadan kutlama imkânı bulamadık. İşte bu minvalde belki de bayramlarımızı da bayram gibi eda edememenin burukluğunu yüreğimizde taşıyoruz. Nasıl burulmayalım ki; Doğu Türkistan’da, Suriye’de, Filistin’de, Mısır’da, Mayanmar’da Müslüman kardeşlerimiz zulme maruz kalırken Müslümanların evleri, camileri, namusları talan edilirken nasıl olurda gönül burukluğu yaşamayız.
Bayramlar ancak bütün Müslüman kardeşlerimiz ile birlikte gülümseyebildiğimiz, acılarımıza ve sevinçlerimize ortak olabildiğimiz ölçüde bizler için gerçek anlamda bayram olabilme niteliğine kavuşacaktır. İşte bu nedenle kapitalist ahlakın aklımıza ve ruhumuza işlediği şekilde bayram öncesi bir alışveriş furyası yaşayarak, bayram sırasında ise kendi nefsini ve hazlarını tatmin etmeye çalışarak bayram yapmaya çalışanlar bayramın içeriğini ve anlamını kavrayamamış olanlardır.
Eğer ki bayramların bizler için gerçek anlamda bayram olmasını istiyorsak bayramlar zulme ve haksızlığa uğramış kardeşlerimizle daha çok kucaklaşmak ve onların sıkıntılarına çare olabilmek için her zamankinden daha çok gayret harcamak zorundayız. Gönlünde Müslüman kardeşinin sevgisini taşımayan, onun uğradığı zulüm karşısında öfkesi kabarmayan kişi imani zafiyet içerisinde olan kişidir. Böylesi bir zafiyeti ruhunda taşıyan kişinin de bırakın bayram yapması yas tutması ve korku ile titremesi gerekir.
Bayram, imanın neşesini içerisinde duyan mü’min kişinin bayramıdır.
Bayram, elindeki varlığı kardeşleri ile paylaşmaktan zevklenen ve hazlanan Mü’minlerin bayramıdır.
Bayram, küfrün ve zulmün haksızlıkları karşısında yüreğini şahlanışa geçirebilen alperen ruhlu mü’minlerin bayramıdır.
Bayram, her türlü ahlaksızlık karşısında hergünkünden daha fazla ibadete ve tefekküre vakit ayırabilen mü’minin bayramıdır.
Bayram, inanların yalnızlaştırılmaya çalışıldığı bir çağda Allah’a ve inanan kardeşlerine daha yakın olabilmenin yollarını arayanların bayramıdır.
Bayram, sokaklarımızın, en mahrem sahalarımızın kirletilmeye çalışıldığı bir çağda her zamankinden daha çok Kur’an ve sünnete sarılama cehdi içerisinde olanların bayramıdır.
Çünkü ancak böyle bir tavır içerisinde olan insanlar ebedi saadete kapı aralamakta ve ebedi bayram yurduna hak kazanmaktadır. İşte bayram bu nedenle samimiyetle inançları ile kucaklaşanlar için bayramdır.
Hesabı verilemeyecek bir hayatın mimarı olanlar ne için sevinebilirler ki. Kardeşinin uğradığı zulüm ve haksızlıklara televizyon dizisi izlermişcesine duyarsız kalmış gönüllerin nasıl bir bayram sevinci olabilir ki?
Suriye’de, Mısır’da, D. Türkistan’da gerçekleşen zulümler aracılığı ile aslında bizler imtihan olunuyoruz. Bu imtihanın farkında olup gereğini yapan bütün Müslüman Türk evladı kardeşlerimi kucaklıyor hem bu dünyada ki hem de ebedi âlem yurdunda ki erişecekleri bayramları tebrik ediyorum.
Allah hepimizi bayramlarımızı gerçek anlamda bayram gibi eda edebilen güzel kulları arasına dâhil etsin. Esenlik Yurdunun bayramlık kullarının arasına bizleri de dâhil etsin inşallah. (AMİN)
