Dostlar, cumhuriyetimizin 90 yıllık hayatının çok büyük bir kısmında ne yazık ki bu devletin kuruluşunun en büyük aktörü olan Türk milleti çok fala hesaba katılmadan ve ya dikkate alınmadan devlet idaresi gerçekleştirildi. Devlet tarafından halk hep terbiye edilmesi gereken, yetersiz, yanlış kişilik özelliklerine sahip, bu vasıfları ile devletin idealleri ile çelişen bir kitle olarak tanımlandı.
Ancak Türk toplumuna bu şekilde bakan elit sınıfın seçkinleri ne zaman dara düşseler kaymağını yedikleri ülkenin hayatta kalabilmesi adına milletin sırtına binmekten geri kalmadılar. Bu ülkeyi bu ülke halkının maddi ve manevi kazanımlarını sömürerek hayatta tutmaya çalıştılar. Bu ülkenin çocukları sınırlarda terörle mücadelede şehit düşerken pişkince;
- Ne yapalım vatan görevi. Vatan sağolsun diyerek milletimizin ülkesine olan bağlılığını dahi istismar aracı haline getirmekten çekinmediler. Bu yüzden de hiçbir zaman teröre çare bulma gayreti içerisinde olmadılar. Bilakis terörü kendi hakimiyetleri ve kazançları için rant konusu edinmeye çalıştılar.
Aziz milletimiz bütün bu ciğeri kokuşmuş elitistlerin oyunlarını ne zaman bozmaya kalksa bu seferde bu ülkenin adeta kaderiymiş gibi darbe geleneğine sarılarak, milletimizin alın teri ile alınmış silahları yine milletimizin üzerine çevirmekten utanmadılar. Aziz Türk milletinin üzerinde oynanan oyunlara son verebilmek adına yapmış olduğu siyasi tercihleri bu darbe alışkanlığı içerisinde yok etmeyi başardılar.
İşte bu ülkede kendini seçkinler konumuna yerleştiren ve Aziz Türk Milletinin iliğinden, kanından beslenenler ülkemizde kurdukları egemenliği devam ettirebilmek adına gerektiğinde ülkemizin ve milletimizin düşmanları ile de işbirliği yapmakta tereddüt etmediler. Yeter ki açtıkları tezgâh bozulmasın. Yeter ki bir ayakları Bodrum’da bir ayakları İstanbul ve Ankara’da devam ede gelen sefahat düzenleri sarsılmasın.
Ne acıdır ki, bu mahlûkatlar bütün bu yaptıklarına meşruiyet kazandırabilmek adına M. Kemal’in arkasına sığınmaktan da kaçınmadılar. M. Kemal Atatürk’ü bu milletin değerlerine yabancılaşmış ve düşman olan birisi gibi tanıttılar. Kendi çirkin ve aşağılık ideolojik anlayışlarına kılıf olarak kullandılar. İşledikleri her cinayeti her hakareti, O’nun adına yaptıklarını iddia ederek kendilerine yasal bir zemin oluşturmaya çalıştılar.
İşte böylece aziz Türk Milleti büyük Türk şairi ve mütefekkiri Necip Fazıl KISAKÜREK’in ifadesi ile öz yurdunda öksüz, öz yurdunda parya durumuna düşürüldü.
Dostlarım, işte zaman bu zamandır. Gün Türk Milletinin günüdür. Bu millet bin yıllık tarihi ve değerleri insanlığın ufkunda yeniden şavk etmesinin günüdür. Şer odakları son on yıldır milletimizin içerisinden çıkardığı evlatlarının gayreti ile kurulu tezgahını kaybetmiştir. Şer odakları bozulan düzenlerini yeniden kuramamanın korku ve endişesi ile ortalığı karıştırmak için uğraşırken gün bu milletin ve devletin gerçek sevdalılarının onurlu yürüyüşüne devam etmesi günüdür.
İşte bu nedenle hükümetin açıklamış olduğu demokrasi paketini çok önemsiyorum. Artık bu ülkede cinsi, ırkı, dili her ne olursa olsun bu ülkenin vatandaşı olan her kesin onurlu bir birey olarak yaşamayı hak ettiğine inanıyorum. Bir takım çevreler toplumumuzu bölünme fobisi ile korkutmaya çalışıyorlar.
Size soruyorum. Bu ülkede kendi değerleri ile özgürce yasal güvence altında, değerli bir birey olarak yaşayan insanlar mı ülkesine sahip çıkar ve bağlanır? Yoksa dili, milliyeti, inançları aşağılanan insanlar mı?
Eğer büyük devlet ve büyük millet idealimize ulaşmak istiyorsak dedelerimiz Osmanlılar, Selçuklular kadar geniş bir yüreğimiz olmak zorunda. Her milleti kucaklayabilecek kadar sevgi dolu bir yüreğe sahip olabilmek zorundayız. Dedelerimizi dünya devletleri içerisinde farklı, onurlu ve izzetli yapan bu düşünceydi. Bizi birbirimize düşman yapan şeyde bu kadar büyük bir yüreğe sahip olamayışımız oldu. Çünkü bu ülkeyi yakın geçmişte Türk milletinin kendi öz evlatları değil kendince seçkin olduğunu iddia eden bir avuç asalak zihniyet temsil etti.
Artık hem dünyanın hem de Türkiye’nin önünde yeni bir ufuk açılıyor. Biz bu memleketin sevdalıları olarak artık her günden daha fazla devletimize ve onun kutlu ve aziz davasına sahip çıkmak zorundayız.
Allah her birimizin yar ve yardımcısı olsun.
