Sayın çok kıymetli okuyucularım Eğitim Öğretim ve Bilim Araştırma dergisinde okuduğum “BARDAĞINIZI BIRAKIN” isimli yazıyı okuyunca, bu yazıyı siz kıymetli okuyucularımın ve öğrencilerimizin de beğeneceğini düşünerek sizlere aktarıyorum.

BARDAĞINIZI BIRAKIN

“ Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı. Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu:

Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır? 50... 100… 125 gram diye öğrenciler yanıtladı.

Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem dedi profesör, ama benim sormak istediğim biraz farklı:

Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?

Hiçbir şey, diye yanıtladı öğrenciler.

Tamam, peki bir saat boyunca tutsaydım ne olurdu? Diye sordu profesör bu kez…

Kolunuz ağrımaya başlardı efendim, diye öğrencilerden biri yanıtladı.

Haklısın, peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?

Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı oluşur, batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda bile kalabilirdiniz!

Çok iyi. Peki, tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığı hiç değişti mi? diye sordu profesör.

Hayır, diye yanıtladı tüm öğrenciler.

Peki, o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan nedir? Diye tekrar sordu profesör.

Bardağı bırakın düşsün! Diye öğrencilerden biri yanıt verdi.

Kesinlikle! Evet kesinlikle! Dedi, profesör ve devam etti.

HAYATIN PROBLEMLERİ DE BÖYLE BİR ŞEYDİR. Onları kafanda birkaç dakika tutarsın. Önce bir sorun yokmuş gibi görünür. Uzun bir süre düşünürsen başın ağrımaya başlar. Daha uzun düşünür ve içinde debelenirsen, seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olurlar. Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir, fakat daha da önemlisi onları her günün sonunda, uyumadan önce bardak gibi yere bırakmaktır. Bu şekilde gereksiz gerilime girmez ve her gün taze bir beyinle uyanır ve her konuyla ve yolunuza çıkan her engelle başa çıkabilecek güçte olursunuz.”

ÇOCUĞUMUN VİCDAN VE MERHAMET SAHİBİ OLMASI İÇİN NE YAPMALIYIM?

Psikolog Fazilet Seyidoğlu’ndan tavsiyeleri çok anlamlı, faydalı ve güzel bulduğum için sizlerinde bu yazıyı okumasını tavsiye ediyorum.

Kim istemez ki çocuğunun merhametli, vicdanlı, yardımsever, başkalarını da kendisi kadar düşünen biri olmasını. Başkalarını da düşünmek, onlar için de üzülmek, psikolojide empati ve sempati olarak tanımlanır. Empati gelişimi ilk bebeklik ve çocukluk dönemiyle başlar. Anne-baba-çocuk arasındaki sağlıklı şefkat dolu bir ilişki kurulur. Vicdan eğitimi şefkatle başlar. Önce dokunan, evet her ağladığında kucağına alan bir annenin; korktuğunda çocuğuna sarılan bir babanın şefkatiyle, Torunun kucaklayan bir dede, şakalaşan bir amca, okulda gülümseyen bağırmayan bir öğretmenle gelişir vicdanlar.

İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliktir vicdan ve merhamet. İleriye dönük Vicdanlı, merhametli bir evlat, bir gelin, bir torun, bir öğretmen, amir, memur, makam mevkii sahibi bir insan yetiştirmek istemez misiniz?.. Çocuklarınızın merhametli vicdanlı olmasını istiyorsanız size pratik birkaç tavsiye;

Aile içinde birbirinize şefkatli davranışlarda bulunarak model olsun, sevgi dolu ve sıcak bir aile ortamı içinde büyüyen çocuklar başkalarının duygularına daha duyarlıdır. Uyuyan yabancının üstünü örtün, çocuğunuz düştüğünde ona bağırmayın, ‘ çok mu acıdı?’ diyerek sarılıp acısını hissettiğinizi ona fark ettirin.

Çevrenizde yardımsever davranışlarda bulunun. Fakirlere, muhtaç olanlara yardım edin; küçülen kıyafetlerinizi, oyuncaklarınızı çocuğunuz ile birlikte seçip verin. Çocuğunuzun size yardımcı olmasına izin verin. Eline toz bezi verin, birlikte evin tozunu alın. Sofrayı hazırlama, bulaşık makinesini boşaltma, küçük kardeşiyle ilgilenme veya çöpleri alma gibi evle ilgili düzenli sorumlulukları verin. Tabiatı ona sevdirin. Tabiat ile bütünleşmesinde ona yardımcı olun. Evinizdeki çiçekleri ve varsa ağaçları sulama vazifesini verin. Çiçekleri koklayın ve hatta çiçeklerle, ağaçlarla konuşun. Hayvanları sevdirin ve besleyin. Birlikte aç bir köpeği, susamış kediyi besleyin; artan yemeklerinizi poşetleyip sokaktaki hayvanlara verin, karıncaları ezmeyin. Çocuğunuza paylaşmanın güzelliğini, sevincini içinde hissetmesine vesile olun. Beslenme veya piknik çantasına arkadaşlarıyla paylaşması için ara sıra sürprizler hazırlayın. Düşünceli ve iyiliksever davranışları onun karakteriyle özdeşleştirin. “ Sen yardımsever, güzel düşünen bir çocuksun” gibi. Davranışlarının başkaları üzerinden etkilerini anlatın. Arkadaşına zarar verdiğinde veya haksız bir davranışta bulunduğunda “ Sen onun yerinde olsaydın ne hissederdin” sorusunu sorun. Haksız davranmasına izin vermeyin. Kurallarınızı açık ve net koyun. Duygularını anlayın ve ifade etmesinde yardımcı olun, duygularını anladığınızı ona hissettirin ve bol bol duygularıyla ilgili sözcükler kullanın “ çok kızgın gözüküyorsun, bir şey mi oldu?” gibi

Akrabalarınızla ilişkilerinizi güçlendirin. Dayı, hala, amca, teyzeleriyle düzenli görüşmelerine vesile olun. Karşılık beklemeden iyilik yapmanın bir erdem olduğunu ona davranışlarınızla ve sözlerinizle ifade edin. Siz de karşılık beklemeden iyilikler yapın. İyi çocukların yapacağı şeylerin listesini çıkarın, odasına asın. Yaptığı her iyiliğin muhakkak karşılık göreceğini anlatın. İdeallerine, iyi çocukların yapacakları şeyleri koyun. Yaptığı her iyi davranışta Meleklerin onu alkışladığını ve yaptığı iyiliklerin bu dünyada ve ahrette de iyilik olarak karşısına çıkacağını anlatın.

Çocuklarımızın yardımsever, merhametli, şefkatli, vicdan sahibi olmasını istiyorsanız öncelikle bunu sözlerinizle, davranışlarınızla gösterin. Çevrenize, komşularınıza yardımsever olun, Yaşlılara hürmet edin, Tabiatı, hayvanları sevdirin, karşılık beklemeden iyilik yapmanın bir erdem olduğunu anlatın. Mübarek Ramazan ayı içerisindeyiz. Camilerimizde İlçe Müftümüz Hüseyin Gün başta olmak üzere, Vaizlerimiz, camii İmam-Hatiplerimiz iyilik, yardımlaşma, dayanışma gibi her türlü insanlarımızı iyiliğe götürecek olan çok güzel vaazı nasihatlerde bulunmaktadırlar. Bu güzel faaliyetler takdire şayan sevindirici bir durum olduğunu belirtir, Mübarek Ramazan Ayınızı kutlar saygılar sunarım.