Yazımın ana teması başlığından da anlaşılacağı gibi Türkiye’nin dış siyaseti ile ilgili. Bence her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının son derece uyanık ve en asgaride olması gerektiği kadar mevcut gelişmeler hakkında bilgili olması gerekiyor. Çünkü mevcut içinde yaşadığımız dünyada büyük ölçüde ülkeler birbirleri üzerindeki emellerini toplumsal bilgi eksikliğinden yararlanarak gerçekleştiriyorlar. Özelliklede artık gençlerin sosyal medya dediğimiz ortamda bilgilenmeye başlamış olması bir takım art niyetli ülkelerin amacına ulaşabilmek için bu kanaldan toplumsal düşünce hayatında zehirlenmelere yol açtıklarını görüyoruz.
İşte bütün bunlardan dolayı ülkemizde son zamanlarda ortaya çıkarılmaya çalışılan kaos ve terör ortamının Almaya ile olan yakın ilgisine herkesin dikkatini çekmek istiyorum.
Önce sizlere elimizdeki delilleri sunacağım:
1) Daha bundan bir yıl önce Türklerin evini ateşe vererek yanmalarına sebep olan Alman faşistler Alman polisi tarafından yakalandı. Yapılan araştırma şok bir sonuç ortaya çıkardı. Bu faşist guruplar aslında Alman gizli servisi ile ortaklaşa çalışıyorlardı.
2) Almanya’da başlayan Deniz Feneri davası bir anda Türkiye’de bir hükümet operasyonuna dönüştü. Davanın en mahrem belgeleri ülkemizin muhalefet liderlerinin elinde dolaşıyor ve seçim malzemesi olarak kullanılıyordu. Bu belgeleri de yine muhalefet liderlerimize Alman gizli servisi tarafından tedarik edildiği anlaşıldığı gibi işin daha vahimi bu belgeler üzerinde sadece Türkiye’deki hükümeti zora sokmak için tahrifat yapıldığı Alman mahkemelerince tescil edildi.
3) Ülkemizde yürütülen Ergenekon Davası kapsamında Oda Tv’ye yapılan baskınlar sırasında bir önceki CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a yapılan kaset operasyonunun detayları hakkında ipuçlarına ulaşıldı. İşin ilginç tarafı bu araştırmalarda Sayın Baykal’a yapılan kaset operasyonunda Oda Tv kullanılmıştı. Onları kullanan güçte yine bizi çok şaşırttı. Olayın arkasında yine Alman Gizli Servis vardı.
4) Taksim’de olaylar canlanırken Almanya’nın tarihinin en hızlı siyasi refleksini göstermesi ve Türkiye Devleti’ni bir cani, acımasız oluşum gibi dünyaya lanse etmeye çalışması, bütün dünyada Türkiye aleyhine bilgi kirliliği oluşturması çok dikkat çekiciydi.
4) Gezi olayları tam yatışmaya başlıyor diye düşünmeye başladığımız sırada Alman Büyükelçiliği bünyesinde sakladığı kişi ile duran adam eylemlerini başlattı.
5) Sonra meydanda çıplak kadın şovu. Kimin nesidir, neyin nesidir diye baktığımızda oda Alman çıktı.
Dostlar ben bu listeyi emin olun çok daha fazla uzatabilirim. Ama aklıselim olan herkes sadece vermiş olduğum bu örneklerle Almanya’nın Türkiye üzerinde bir takım oyunlar tezgâhladığını anlayabilir. Peki, ama neden Almanya Bizimle bu kadar ilgili? Bu muhabbetin gerekçesi ne?
Türkiye Cumhuriyeti son on yıldır Ak Parti iktidarında Orta Doğu ve Kafkasların petrol ve doğal gaz enerji hatlarını yapmış olduğu anlaşmalarla kendine bağladı. Bu durum Avrupa’nın doğu ve Balkan coğrafyasında Türkiye’ye çok büyük güç ve önem kazandıracak. Hâlbuki biraz tarih bilen herkes de bilir ki Doğu Avrupa Almanya’nın siyasi arka bahçesidir. Yüzyıllarca Balkanlardaki Türk hâkimiyetini kırabilmek için Germen krallıkları Osmanlı Devleti ile mücadele etmiştir.
Bu günde özellikle ekonomik, siyasi ve sosyal alanda büyük krizlerle mücadele eden Avrupa ortamında Almanya’nın manevra alanını daraltan Türkiye bu ülkede rahatsızlık oluşturuyor. Türkiye’nin en kısa zamanda önünü keserek siyasi bir istikrarsızlığa yuvarlanması için elinden geleni ardına bırakmıyor.
İşte sizlerle paylaşmış olduğum bu süreç aslında Türkiye’nin sınıf atladığını gösteriyor. Yani Türkiye artık devler liginin takımları ile boğuşuyor. Bu durum Türkiye’nin son on yılda kat ettiği mesafeyi görebilmemize de yardım ediyor.
İşte böylesi kritik bir süreçte bize düşen nedir?
Türk insanı artık her zamandan daha çok dirayetli olmalı. Her zamandan daha çok devletine sahip çıkmasını bilmeli. Türk insanı kaosa yönelik girişimlerde kendisini kullandırmamalı. Kullanılan insanlarımızı uyarmayı görev kabul etmeli. Devler liginde yolculuğa devam edebilmemiz ancak millet olarak sorumluluk üstlenmemize ve fert fert her birimizin sorumluluklarımızı en iyi şekilde yerine getirmemize bağlıdır. Bu aşamada devlet adamlarımıza sahip çıkmak onların ihtiyacı olan toplumsal desteği vermek zorundayız. Milletimiz son 150 yıllık tarihi serüveninde ilk kez bu kadar büyük bir avantaj yakaladı. Bu fırsatı değerlendirerek büyük millet ve devlet idealimize ulaşmak toplum olarak hepimizin omuzlarındadır.
