Sayın çok kıymetli okuyucularım, yazıma ekmek israfı ile başlamak istiyorum. Her yıl 1.5 milyar ekmeğin çöpe gittiğini, ekmek israfının ve milli varlığımızın, bizleri besleyen doyuran ekmeğimizin çöpe gitmesinin önüne geçilmesi için herkese görev düştüğüne inanıyorum. Dünyada açlıktan, susuzluktan ölen insanlar varken, ekmek ve gıda israfının dinimiz ve medeniyetimizle bağdaşmamaktadır. Ekmek, su ve diğer israflarımızın, ekonomik gelişmemizin önündeki en büyük engellerden biri olduğuna inanıyorum. Günde yaklaşık 500 ton yılda 550 bin ton ekmek israf edilip çöpe atıldığını, israf edilen ekmeklerin 1.5 milyar liraya karşılık olduğunu boşa giden bu parayla 162 bin asgari ücretliye maaş ödenebildiğini, 500 okul, 500 yurt binası,
Verimsizleşen ve yok olan tarım arazileri üzerinde yaşayanları besleyemez duruma gelmekte, kırsal kesimden kentlere doğru göçü arttırarak, büyük sosyal ve ekonomik sorunlara yol açmaktadır. Toprakla birlikte sürüklenen ve yok olan doğal besin maddeleri, suni gübrenin değerinden kat kat daha fazla olduğuna inanıyorum.
Meraların yok olması ve hayvancılığın gerilemesi sonucunda, çok büyük boyutlarda iş imkânı ve gelir kaybedilmektedir.
İlçemizde meraların verimsizleşmesi sonucu küçük baş hayvan sayısında düşüş olmadı mı?, Bir toplantıda da Ziraat Odası Başkanımız Hikmet Bozaklı özellikle mera ıslah çalışmalarının başlatılmasını istemedi mi?
TEMA Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin KARACA bakın ne demiş “ Zerre kadar iyiliğin ve zerre kadar kötülüğün dahi karşılığının görüleceğine inananlar olarak, etrafı dağıtan yaramaz çocuklar gibi değil, sorumluluk sahibi birer halife gibi davranmak zorundayız artık. Böylelikle, günü geldiğinde her bir bitkinin, her bir böceğin, her bir su ve hava zerresinin karşımıza dikilip hesap soracağı gün, belki biraz daha rahat oluruz.”
Dünyanın görünümü ise şöyle: Ekonomi büyüdükçe, refah seviyesi arttıkça insanların talepleri dünyanın karşılayabileceğinden daha fazla olmaya başladı. Dünya artık üzerinde yaşadığı insanları besleyemiyor. Eğer tarım alanları verimliliği yavaşlamaya, dünya nüfusu ise yılda 70 milyon ve daha fazla artmaya devam ederse ülkelerin giderek artan oranda besin kıtlığı ve yüksek besin fiyatları ile karşılaşmaları kaçınılmaz olacaktır. Televizyonlardan, gazetelerden okuyoruz, su ve besin kıtlığı çeken ve hatta insanların bu yüzden öldüğünü duymuyor muyuz.? Su kıtlığı, besin kıtlığıdır. Toprağı az, suyu kıt ülkelerde yaşayanların çocuk yapma kararlarını gelecek kuşağın suya ve besine ulaşmasını nasıl etkileyeceğini bilmeleri gerekir.
Karapınar tarih boyunca su sorununu en çok yaşayan merkezlerden biri olmuştur. Kuru tarım ve hayvancılık geçim kaynağı olarak süre gelmiştir. Ancak 20. nci YY teknolojinin gelişmesiyle Karapınar kuru tarımdan sulu tarıma geçmiş dekardan 120 kğ buğday alınırken bu gün 800 kğ hatta 900 kğ buğday alan çiftçilerimiz vardır. Yılda 4-6 sulama ve gübreleme ile verim artışı sağlanmıştır. Buraya kadar güzel haberleri verdik. Şimdi sıra yaşanmasını istemediğim kötü haberlerde, Bölgemizde Maden Tetkik Arama, Devlet Su İşleri, TEMA Vakfı yurt dışından birçok kuruluş ileri teknoloji kullanarak yaptıkları çalışmalarla bölgenin su kaynaklarının tamamen yeraltı suyuna bağlı olduğunu ve bu kaynakların
