Dostlar, sizlerle bu hafta ülkemizin belki de en çok kafa karışıklığı yaşadığı bir konuyu paylaşacağım. Milliyetçilik. Ülke insanımız son 30 yılda ama en çok da son 10 yıl içerisinde baş döndüren nitelikte bir dizi değişim ve dönüşüm süreci yaşadı. Ve yaşamaya da devam ediyor. Bu durumu yadırgamıyoruz. Çünkü içinde yaşadığımız dünya da çok hızlı bir şekilde değişmekte ve dönüşmekte. Belki de bütün dünyanın bu kadar hızla dönüştüğü bir süreçte en korkulması gereken şey bizim bu değişim ve dönüşümü yakalayamayıp yerinde saymamız olması gerekiyor. Çünkü cumhuriyet tarihimizin pek çok aşamasında ülke siyasilerimizin izlediği hantal, statükocu, ideolojik bağnazlıklar taşıyan politik çizgileri ülkemize çok şey kaybettirmişti. Bir de buna askeri darbeleri de ilave edince tam anlamıyla Anadolu topraklarında bin yıllık muhteşem bir tarihi arka plana sahip olan devlet geleneğimize rağmen Türk Milleti, dünya milletleri içerisinde 4. sınıf az gelişmiş bir toplum görüntüsüne mahkûm edilmiş oldu. 
     İşte bu bahsettiğimiz süreç ne yazık ki toplum hafızasında yer alan kavramları da dejenere etti. Kavramlar asli anlamlarında koparılarak farklı siyasi çıkarlar doğrultusunda farklı anlamlarda kullanılmaya başladı. İşte bizim siyasi geleneğimizde belki de bu anlamda en çok istismar edilen ve asli anlamından uzaklaştırılan kavramlardan birisi de milliyetçiliktir. 
           Tabiri caizse ülke tarihimizin son otuz yıllık sürecinde Müslüman Türk milletinin milliyetçilik anlayışı çeşitli siyasi kaygılarla rayından çıkarılarak tamamen siyasi parti örgütlerinin günlük çıkarlarına göre tanımlanmaya başlandı. Bunun sonucunda milletimizin milliyetçilik anlayışına siyasi parti örgütleri aracılığı ile gerçek anlamıyla deli gömleği giydirilmeye çalışıldı. 
        Hâlbuki Türk Milletinin düşünce dünyasında milliyetçilik denildiği zaman ülkesine, devletine, inançlarına, milletine, davasına (İlahikelimetullah) hizmet, sadakat, samimiyet vardır. Ama asla ne bir siyasi liderin, ne de siyasi bir örgütün ikbal kaygısı değil. Türk Milleti inançları gereği olarak da bizim milletimizle aynı coğrafyayı paylaşan, aynı duygu ve düşüncelerle bizimle bütünleşen, Kur’an ve sünnet çizgisinde hassasiyet taşıyan herkesi kendi milletinden bilir ve büyük bir samimiyetle kucaklar. Asla insani ve imani hassasiyetinin ırkçı söylemlerle zedelenmesine izin vermez. Çünkü önce insan olmanın onurunu layıkıyla temsil etme kaygısı ile hareket eder. Bundan dolayıdır ki rengine, ırkına bakmaksızın mazlumu korur, zulme öfkelenir, yetimi sahiplenir.
        Asırlar öncesine uzanan onurlu ve izzetli tarihi birikimi milletimizi bu vakarlı duruş içerisinde olmaya sevk eder. 
         Asla, İslam dışı kavramlara, sembollere, logolara iltifat etmez. Çünkü La ilahe illallah demiş olmanın sorumluluğu milletimizin şirk kokusu veren bu tarz davranışlara karşı mesafeli olmasını gerektirir.
· Dostlar lafın özü milliyetçilik Türk milletinin geleceğine ve hali hazırdaki varlığına, ve hatta emanetlerine hizmettir.
· Milliyetçilik, zamanın da karadan gemiler yürüten atalarımıza karşın bu gün denizin altından tüp geçit yapıp trenler geçirebilen teknik kapasiteyi bu millete kazandırmaktır.
· Milliyetçilik savunma sanayinde yüzde 20 lerde olan yerlilik payını yüzde 60lara çıkarmaktır.
· Milliyetçilik, Orta Asya Türk dünyasına askeri ve savunma konularında teknik hizmet sunmak, ortak savunma paktları oluşturmaktır.
· Milliyetçilik, dünyada insansız uçak yapabilen beş ülkeden birisi olmaktır.
· Milliyetçilik Kosova’da yaşayan Evlad-ı Fatihan Osmanlı çocuklarının bu ülkenin büyüklerini elinde bayraklarla karşılayacak kadar sevmesini sağlayabilmektir.
· Milliyetçilik, Ankara’da uydu ve uzun menzilli füze sistemlerini fırlatmak için bütün dünya devletlerinin tepkisine rağmen rampa inşa etmektir.
· Milliyetçilik asla bu ülkenin evlatlarının ölümünü siyasi bir çıkar konusu haline getirmeyi düşünmeksizin evlatlarımızın akan kanını durdurabilmektir.
· Milliyetçilik, büyük ülke olma idealinin en büyük gerekçelerinden birisi olan nükleer enerji santrallerini ülkemizde inşa edebilmek, nükleer teknolojinin alt yapısını oluşturabilmektir.
· Milliyetçilik, RASAT, GÖKTÜRK ve BİLSAT uydularını sadece Türk mühendislik becerisi ile inşa etmektir.
· Milliyetçilik, Rusya, İsrail, ABD, Çin’den sonra lazer silah teknolojisini geliştiren beşinci ülke olabilmektir.
· Milliyetçilik, nano ve mikro insansız hava araç teknolojisi için gerekli alt yapıyı kurabilmektir.
· Milliyetçilik, 25 milyon TL. olan ve iflasa sürüklenen milli bütçesini 450 milyon TL’ye çıkarmaktır.
       Ama asla miliyetçilik ülkemizin bu adımları attığı süreçte bütün bu gelişmelere sırtını dönerek, sokaklarda el kol hareketleri yaparak toplumsal gerilime çanak tutmak, bu ülkenin evlatlarını birbirine düşürmek değildir.