Sayın çok kıymetli okuyucularım, Karapınar Anadolu Lisesi Müdürlüğü tarafından organize edilen İstiklal Marşımızın kabulünün 93. yıldönümünü kutlanması ve İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u anma programı 12.03.2014 tarihinde saat 14.00’de Karapınar Kültür Merkezinin sosyal faaliyetler salonunda yapıldı. Benimde severek ve bağenerek izlediğim Anma programında Karapınar Anadolu Lisesi Başmüdür Yardımcısı Muammer Gökçe ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Bahri Kini çok güzel ve anlamlı birer konuşma yaptılar.
Bu programı izleyemeyenler için ve İstiklal Marşımızı yazarak bizlere armağan eden Mehmet Akif Ersoy’u bir kez daha anlamak ve okunması için İlçe Milli Eğitim Müdürü Bahri Kini’nin konuşmasını bu köşe yazımda aynen yayınlamak içimden geldi. Beğeneceğinizi umuyorum.
“ Bugün, sesi yurdumuzun ufuklarında doğan güneşle beraber selamlanan Mehmet Akif Ersoy 1873 yılında İstanbul’da doğdu. Babası devrin sayılı âlimlerindendi. Ondan ders aldı.
Kurtuluş Savaşı sürerken, hem yazdığı İstiklal Marşıyla hem de Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki milli galeyanı oluşturan konuşmalarıyla kurtuluşa ve zafere giden yolda üstün gayretlerin sahibi oldu.
1920 yılının son ayları… Cephelerden gelen coşkulu galibiyet haberleri heyecan yaratıyor. Doğuda Sarıkamış ve Kars Ermenilerden geri alınmış; Batı’da yerel ayaklanmalar bastırılmış, Kütahya kurtarılmıştır.
Bu heyecanlı günlerde gerek halkın gerek ordunun coşkusunu yüksek tutacak bir İstiklal Marşı yazılması ihtiyacı doğar. Bu konuda gerekli duyurular yapılır. Mehmet Akif, İstiklal Marşı’nı 17 Şubat 1921 de yazar, 1 Mart 1921 de Büyük Millet Meclisinde zamanın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi tarafından okunur. Coşkulu alkışlarla 12 Mart 1921 de Mecliste oylanarak T.C. Devleti’nin İstiklal Marşı olarak kabul edilir.
Bu yarışmaya 724 şiir katılmış aralarından Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı şiir İstiklal Marşı olarak seçilmiştir.
“Kahraman Ordumuza” ithaftır ibaresi ile İstiklal Marşımızı yazan Akif, “ O benim olmaktan çıktı, milletin malıdır artık” diyerek şiirin altına imzasını dahi atmamış; Safahat isimli kitabına da almamıştır. Bugün için değerlendirildiğinde, İstiklal Marşında işaret edilen kavramlardan hareketle, milletimizin tarihe yansımış eşsiz kahramanlığını; Hakk’ uğruna mücadele edişini, karakter inanç ve fıtratını tarihsel verilerle yeniden düşünmek gerekir.
Tarih milletler mücadelesi ile doludur. Bu mücadele günümüzde de çok karmaşık ve algılanması çok zor bir biçimde sürdürülmektedir. Bu mücadeleyi sürdürenler açısından başarıya ulaşmak için başvurulan en tesirli yol kavram kargaşası yaratmak, kirli bilgi atmosferi oluşturmak ve toplumları kültür istilasına uğratmaktır.
Kültür istilası, bir milletin halkını ve genç nesillerini dininden, dilinden, örf adet ve kültüründen koparmak tarihi gerçekleri konusunda duyarsız hale getirmektir. Bunu önlemek için gençlerimize şanlı tarihimizi, milletimizin öz değerlerini, milli kültürümüzü öğretmek, İstiklal Marşımızda hatırlatılan ve aziz şehitlerimizin emaneti olan vatan ve bayrağın sonraki nesillere tesliminin onurlu mücadelesini veren şahsiyetler olma onurunu taşımanın en yüksek insani rütbe olduğunu anlatmak ve kavratmak her yetişkin birey ve eğitimciler için en yüce görevlerdendir.
Çünkü millet olarak varlığımızın temeli ve kaynağı budur. Savunulması gereken9 hürriyet, istiklal, adalet ve milliyet kavramları milletimizin karakterini teşkil eden yaşam kaynaklarıdır. Bu değerleri ile tarihte devlet kurduğu her zaman diliminde, farklı etnik yapı ve inançlara sahip her topluma ve halk kesimlerine her türlü hürriyeti tanıyan özelliklere sahip bir milleti anlatan Akif;
Bir zamanlar biz de millet hem nasıl milletmişiz, Gelmişiz cihana milliyet nedir öğretmişiz, Kapkaranlıkken bütün afakı insaniyetin, Nur olup fışkırmışız ta sinesinden zulmetin. Haykırışı ile ecdadın özelliğini ifade etmiştir.
İstiklal Savaşının buhranlı günlerinde “ Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” çıkışıyla halkın direnme azmini ve özgüvenini ayağa kaldıran Akif,
“Bastığın yerleri toprak diye geçme tanı, Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı, Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı, Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı”
Sözleriyle o dönemde vatanın içinde bulunduğu dramı ifade ederek halkın ve ordunun milli galeyanının ateşleyicisi olmuştur.
Günümüz insanına hitapla da;
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver bu sessiz yığın bir vatan kalbinin attığı yerdir.” Diyerek tarihi gerçeklerin ve geçmişte yaşanan mezalimlerin unutulması halinde bunun sonraki kuşaklara pahalıya mal olacağına dikkatleri çeker.
Bugün Cumhuriyet Türkiye’sinin her köşesinde ve her karış toprağında bizimle beraber yaşayan yüz binlerce şehit mezarı aziz şehitleriyle birlikte vatanımızın tapusunu oluşturmaktadır. İstiklal Marşı bunu işaret eder. Akif bu gerçeğin unutulmamasını İstiklal Marşında; “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda.” Mısraları ile dile getirir.
İstiklal Marşımız her dörtlüğünde ihtiva ettiği bu anlamlarla milletimizin en son kurtuluş inkılâbını ve inkılâbı gerçekleştiren kudretin ruhunu ortaya koyar.
“Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.” İfadesi ile Hakkı koruyan, hakka inanan, bir millet tarihte esir edilememiştir. Gelecekte de yenilmeyecek ve esaret altına alınamayacaktır. Bu ifadeler abartılı sözler değildir. Çünkü
Tarihe bakıldığında; Bütün milletlerin bir esaret ve hürriyetsizlik devri geçirdikleri hakikati görülür. Fransa ve İngiltere Roma’nın vilayetleri olmuşlardır. Almanya, Hun eyaleti devresi geçirmiştir. Roma İmparatorluğu’nun üzerinde kurulduğu İtalya Napolyon’a tabi olmuştur. İspanya; Arap, sonra Fransız idaresine girmiştir. Dünya tarihinde kesintisiz hürriyet ve istiklalini muhafaza etmiş tek bir millet vardır. Türk Milleti…
Akif, milletimizin bu tarihi gerçeklerini bilen iman sahibi olarak;
“Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım, Hangi Çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım”
Beyanatı ile tarihte esaret yaşamamış özelliği ile İstiklal Harbindeki karanlık günlerin de aşılacağına olan inancın tüm cephelerde dalgalanmasına ve milli galeyanın kuvvet bulmasına hizmet etmiştir. Onun İstiklal Marşımızdaki bu mısraları zafere giden yolu Mehmetçiğin iman ve azmiyle kısaltmıştır.
Tarih bilgisi ve şuuruna sahip her vatandaşımız, Akif’in vurguladığı, milli haysiyetin korunması, yaşatılması ve gelecek çağlara taşınması ümidini hiçbir zaman zaafa uğratmayacaktır. Onun son nefesinde en içten temennisi “Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın” sözü olmuştur. O büyük şairi bir kez daha minnet ve rahmetle anıyoruz. Ruhu şad olsun. Saygılarımla
