Dostlar, insan varlık âleminin en seçkin canlısı olmanın ayrıcalığına sahiptir. Çünkü Allah(cc) bütün varlık âlemindeki canlıları kendi esmalarının bir yansıması olarak tanzim etmiştir. Tabiattaki her canlı varlık aslında kendi lisan-ı hali ile Cenab-ı Rahman’ın bir sıfatının, bir esmasının yansımasına aracılık eder. Bu anlamda varlık âleminde bulunan her canlı veya cansız yaratık aynı zamanda Allah’ın varlığına şahitlik eder hem de O’nun varlığının tercümanlığını yapar. İşte böylesine anlamlı ve sebeplere dayalı şekilde tanzim edilmiş olan kâinatın varlık zenginliği içerisinde insan denilen varlığın  neden en seçkin konumda pozisyon işgal ettiğini anlamak çok zor olmasa gerek. Çünkü insan bütün bu Allah’ın varlığına şahitlik ve tercümanlık yapan varlık âleminde O’nun en fazla sıfatlarını varlığında temsil eden ve ayine darlık yapan canlı olma özelliğine sahiptir. Aynı zamanda da Cenab-ı Allah’ın Âlim sıfatını yeryüzünde temsil eden tek varlık olma özelliğine sahiptir. Yaşadığımız varlık âleminde akletme ve irade etme vasfına sahip tek canlı insandır. İşte bu vasfından dolayıdır ki imtihan sadece insanoğlu için geçerlidir. İşte bu vasfından dolayıdır ki, tavır ve davranışlarından sorumlu olma olgusu sadece insan için geçerlidir. Yine işte bundan dolayıdır ki Cennette Cehennemde yine sadece insan için geçerlidir. Allah’ı bilmek bu bilgi ve donamı ile hayatı doğru algılamak, doğru algıladığı bu hayatı bir vahiy ve peygamberlik kurumunun rehberliğinde en doğru şekilde yaşamak yalnızca insanın sorumluluğundadır. 
             İşte bundan dolayıdır ki insan yaşadığı hayatta kendini ayrıcalıklı ve seçkin kılan bilinç ve şuurunu sürekli uyanık tutmak ve diri tutmak zorundadır. İslam’ın insanlara içkiyi haram kılmasının en temel gerekçesi de budur. Sadece içkimi? Tabiî ki hayır. Bu günün dünyasında insan bilincini ve şuurunu tehdit eden o kadar çok tehlike mevcuttur ki… Modern yaşamın getirdiği lüks hayat ve tüketim alışkanlıkları, sosyal medya, televizyon, basın, gibi iletişim teknolojileri, müzik, eğlence, spor kulüplerinin taraftarlığı gibi insan ruhunda tutkulara, bağımlılıklara dönüşen unsurlar, cinsellik, gece yaşantısı gibi insan ruhunun zafiyetlerini tahrik eden, bu sayede şuurunu yok eden yaşam tarzları ve daha neler neler… 
        İnsan ancak uyanık ve diri bir şuurla insan olmanın ayrıcalığını, onurunu taşıyabilir. İnsan ancak uyanık ve diri olan bir bilinç ile erdemli ve dürüst yaşamın adayı olabilir. İnsan ancak uyanık ve diri bir bilinçle Kur’an, Sünneti Rasulullah ile kimliğini, 
ginleştirebilir. Aksi takdirde bu durumun hilafına düşer. İnsan kimliğinden soyunur, bilinç ve şuurun kapalı olduğu gaflet haline mahkûm olur.   
       Dostlar, işte bütün bu gerekçelerden dolayı Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (Sav)’in Ahir Zaman olarak telafuz ettiği, bizim ise modernlik olarak tanımladığımız çağ insan dediğimiz canlı varlık için binbir tuzakla dolu bir çağdır. Ve bu tuzaklardan her biri de bizzat insan dediğimiz canlının bilinç ve şuurunu hedef alan tuzaklardır. 
      İşte tam bu sebepten dolayıdır ki içinde yaşadığımız zaman diliminde insanların insan kalabilmeleri, insanların insan olmanın erdemlerine sahip çıkabilmeleri, insanların insan olmanın sorumluluğu i,çerisinde hareket edebilmeleri her gün biraz daha zorlaşmaktadır.
       Günümüz dünyasının güçlü egemen unsurları özellikle bizim gibi büyük devlet ve millet olma ideali olan toplumları engelleyebilmek adına işte tam bu noktaya odaklanmaktadırlar. Modern hayatın getirdiği refah ortamında gevşemeye hazır insan ruhunun açıklarından yararlanarak, bizim gibi milletlerin ruhunu zehirlemekte, irade ve şuuruna prangalar vurmaktadırlar. Daha fazla mal edinme ve daha fazla tüketimden pay alma güdüsüyle birbirini çiğneyen, bencil insan modelini oluşturmaya çalışıyorlar. Ekranlar, akıllı telefonlar ve sosyal medya karşısında aklını ve ruhunu teslim etmiş cesetten ibaret olan insan modelini ülkemizde kurgulamaya çalışıyorlar.         
         Dostlar, bütün bu gerekçelerle günümüz toplum düzeni içerisinde insanlarımızın kendi akıllarını bir başka kurum veya şahsiyete emanet etme lüksü yoktur. Günümüz insanının benim adıma benim kulübüm, partim, şeyhim en doğru kararı verir deme konforu söz konusu değildir. Günümüz insanının kendi toplumsal birikimleri, tarihsel aka planı, değerler dünyasından yola çıkarak kendi aklına ve ruhuna özen göstermek ve kendisi gibi düşünen insanlarla yakın temas içerisinde olmak, etrafındaki insanları da bu doğrultuda uyarmak ve uyandırmak zorundadır.
          Dostlar, günümüz insanı geçmiş çağların insanlarından daha çok ibadet alışkanlığına ihtiyacı var. Günümüz insanının her çağın insanından daha çok vahyin ve Sünneti Rasulullah’ın rehberliğine ihtiyacı var. 
             Dostlar, insan olmak, insan kalabilmek ve ömrü hayatımızın son nefesinde güzel insan olarak son nefesimizi verebilmek hepiniz ve kendim adına en büyük niyazımdır. Allah’a emanet olun.