Bizi gelecekte neler bekliyor?
Sayın çok kıymetli okuyucularım geçen haftaki köşe yazımda TEMA Vakfının yayınlarından alıntılar yapmak suretiyle “ Bilimsel verilerle iklim değişikliğini anlamak” adlı yazı yazmıştım. Bu haftaki köşe yazımda da yine aynı şekilde dünyanın ve dünya insanlığının gündeminde olan “İklim değişikliğinin şimdiki etkileri neler? Biz insanoğlunu gelecekte neler bekliyor? Konusunu yazarak, dünya insanlığının çevreye ve doğaya daha dikkatli ve güzel davranması yolunda gayret göstermesini ve bunların bilinmesini istediğim için yazıyorum. Çünkü Dünya insanlığı kendinden sonra gelecek nesilleri düşünerek hareket etmek zorundadır. Amacım felaket tellallığı yapmak değil, bilimsel verilere dayanarak insanlarımızın geleceğimizi bir nebze olsun görmesini sağlamaktır. Onun için köşe yazılarımda çevre konusunu sık sık işlemekteyim. Çevreye duyarlı dünya insanlığının çoğalmasını bütün kalbimle arzu ediyorum.
Küresel sıcaklıklardaki artışın 21. yüzyılda küresel olarak şu etkilere sebep olması bekleniyor;
*Kar örtüsünün özellikle permafrost alanlarda erimesi ve kuzey ve güney kutuplarında buz denizlerinin eriyerek yok olması.
*Sıcak hava dalgalarının, aşırı sıcakların ve aşırı yağışların sıklaşması.
*Tropikal siklonların (tayfun ve kasırgaların) daha şiddetli gerçekleşmesi.
*Yüksek bölgelerde yağmur şeklinde düşen yağış miktarı artarken, alçak bölgelerde yağışların azalması.
(ABD Çevre Koruma Ajansı) Deniz seviyesindeki 1cm yükselme, küresel ölçekte 4.3 milyon km2 alanın sular altında kalması demektir! Diye açıklamada bulunmaktadır.
Bundan önceki köşe yazımda da belirtmiştim. Güneşten dünyamıza gelen ışınımların sera gazları sayesinde tutulması ve dünyamızın mevcut sıcaklığı oluşur. Bu nedenle atmosferdeki sera gazı miktarı değiştiğinde dünyamızın sıcaklığı da değişir.
Son yüzyılda atmosferdeki sera gazı miktarı; sanayi devrimi sonrasında sera gzı miktarının artması (kömür, petrol gibi fosil yakıtların aşırı kullanımı, sanayi faaliyetleri gibi insan kaynaklı etkinlikler ile atmosfere daha fazla sera gazı salınması) ve doğal yutak alanları olan kara ve deniz ekosistemlerinin daha az sera gazı tutması (ormansızlaşma, yanlış arazi kullanımı, deniz ekosistemlerinin kirletilmesi gibi faktörler) nedenleriyle değişti. Bunun sonucunda atmosferde biriken sera gazı miktarı artarak Güneş’ten gelen ışınların daha fazla tutulmasına ve iklim değişikliğine neden olmaktadır.
Sera gazı salım senaryoları nedir?
Hütümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), nüfus arışı, ekonomik değişimler ve teknolojilerdeki ilerlemelerin sera gazı salımlarına etkisini göz önünde bulundurarak 4 temel (A1,A2,B1,B2) sera gazı artış senaryosu (SRES) belirledi.
A1- Dünyadaki hızlı ekonomik büyümenin devam etmesi, dünya nüfusunun yüzyıl ortasında tepe noktasına ulaşması ve yeni teknolojilerin hızla devreye alınmasını içeren senaryodur. Fosil yakıt temelli büyüme(A1F1) fosil yakıtlardan vazgeçilmiş bir büyüme (A1T) ve tüm kaynakların eşit kullanıldığı bir büyüme (A1B) olmak üzere 3 alt senaryoyu içermektedir.
A2- Hızlı nüfus artışı, yavaş ekonomik büyüme ve yavaş teknolojik dönüşümü içeren heterojen bir senaryodur.
B1-A1 senaryosu ile aynı nüfus büyümesini, ekonominin daha fazla hizmet ve teknoloji sektörüne kayacağı ihtimali ile değerlendiren senaryodur.
B2- Orta düzeyde bir nüfus büyümesi ile orta düzeyde bir ekonomik büyümeyi temel alır. Aynı zamanda, ekonomik, sosyal ve çevre konularında sürdürülebilir önlemlerin temel alındığını varsayar(IPCC,2007)
Bu açılardan bakıldığında, hemen harekete geçer ve iklim değişikliği ile mücadele konusunda önlemler alırsak karşılaşacağımız iklim senaryosu B2 (En iyi ihtimal); şu anki politikalar ile devam edersek karşılaşacağımız senaryo ise A1 (En kötü ihtimal) gibi olacaktır (IPCC,2007)
21. yüzyılda iklim değişikliğine bağlı yaşanacak olası etkiler.
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’ ni oluşturan 2000’ in üzerinde bilim insanı yaptıkları çalışmalarla, iklim değişikliğinin 21. yüzyılda dünyamızı aşağıdaki başlıklarda özetlediğimiz şekilde etkileyebileceğini öngördüler:
Ekosistemler; Birçok ekosistemin direnme kapasitesi iklim değişikliği ve seller, kuraklık, yangınlar, yayılan salgın hastalıklar gibi bileşenler sebebiyle aşılabilecektir. Küresel sıcaklıkların 1,5 dereceden 2,5 dereceye artması sonucunda hayvan ve bitki türlerinin % 20- %30’u bu yüzyıl sonuna kadar tamamen yok olabilecektir. Küresel sıcaklıkların 1,5 dereceden 2,5 dereceye artması durumunda, ekosistem yapılarında ve canlı türlerinin yaşayabildikleri coğrafi alanlarda özellikle biyoçeşitlilik ekosistem ürünleri ve hizmetleri, su ve gıda arzı açısından ciddi sorunlar yaşanabilecektir.
Gıda; Yetiştirilen ürünlerin türüne bağlı olmakla birlikte, orta-yüksek enlemlerde sıcaklıkların 1-3 derece artmasına bağlı olarak tarımsal verimlilik artacaktır. Akdeniz havzası ( Türkiye’nin de içinde olduğu orta enlem kuşağında) gibi orta enlemlerde sıcaklık artışına ve yağış azlığına bağlı olarak ciddi bir açlık riski oluşacaktır.
Bunun yanı sıra kıyı alanları, yerleşim alanları ve sanayi, sağlık, su gibi yaşam kaynaklarımız iklim değişikliğinden dolayı sorunların yaşanmasına sebep olacaktır. Mesela SU’yu anlatalım.
SU; İklim değişikliği, nüfus artışı, ekonomik büyüme, şehirleşme ve arazi kullanım değişiklikleri gibi konular yüzünden su üzerinde oluşmuş mevcut baskı artacaktır.
Buzulların yok olması, kar örtülerinin erimesi sebebiyle dünyanın 1/6’sının tatlı su kaynakları ciddi şekilde azalacaktır.
2050 itibariyle, bazı yüksek enlemlerde yağışlar artarken Akdeniz gibi orta enlemlerde (Türkiye’nin de içinde olduğu orta enlem kuşağında) su kaynakları yağış düşüşüne bağlı olarak % 40’lara varan oranda azalacaktır.(IPCC,2007) saygılarımla