Dostlar, akıl irfan ister. Vicdan ister. Vicdan ve irfanın tükendiği yerde insana hayat hakkı kalmaz. İnsanın yaşam alanı daralır. Önce ahlakını, soyunu, nesebini, sonrada ümidini kaybeder. Ümidin yok olduğu yerde iman yaşam alanı bulamaz. İmanın yokluğundaysa insanlar ayakta dolaşan birer ruhsuz cesete dönüşürler. ahireti olmayan, haram – helal ayrımını yapamayan cesetler ordusu...

       Ne kadar acıdır ki bu günün dünyasında insanlık âleminin tek ve son hak dininin mensupları Müslümanlar içinde bir takım şer güçleri böylesi bir geleceğin tasarımını yapmaktalar. Adı Müslüman olan ama haram – helal ayrımını yapamayan, vicdani muhasebesini kaybetmiş, zamanın ahlaksızlıklarına evlatlarını ve kendi nefsini esir etmiş Müslümanlar. Köleleştirilmiş, Ahiret, hesap – kitap kaygısı olmayan tek dünyalı Müslümanlar. İşte bu günün şer güçleri böylesi bir Müslüman modelini gerçekleştirebilmek adına var güçleri ile çalışmakta, elinden geleni ardına bırakmamakta.

      Acıdır. Evet ne acıdır ki bu ülkenin Müslüman – Türk kimliğini taşıyan insanlarından asla yasal yollardan destek bulamayacağını bilen bir takım siyasilerde bu gelişmelere çanak tutmaktan kendini alamamaktadır. İnanılmaz bir şekilde her gün daha çok artırılmaya çalışılan sokak çatışmaları, eli kanlı terör örgütleri ile kol kola girerek devletin yasal zeminini tahrip etme gayreti içerisinde faaliyet gösterirken, aynı gayretkeşlikle her akşam dört kare ekranlar içerisinde bu milleti aptal yerine koyarak yaptıkları ahlaksızlıkları özgürlük, demokrasi taraftarlığıymış gibi tanımlamaya çalışabilmekteler.

       Müslüman – Türk Milletinin kendi inançları ve duyarlılıkları ile toplumsal, ekonomik, siyasi yaşamın tam zirvesinde yer almasını içine sindiremeyen bu şer unsurları suret-i haktan gibi görünerek milletin geleceğini karartma, bu ülkeyi askeri darbelerle yönetilen karanlık günlere döndürme planı yapabilmektedirler.

      İşte tam bu yüzden dostlar bu ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen, havasını soluyan Müslüman – Türk halkının her zamandan çok daha fazla uyanık olmaya ihtiyacımız var. Artık cami köşelerinde vakit bekleyerek, beş vakit namazımı kılar, orucumu tutar, haram ve helali gözetirim bu da bana yeter diyen dedelerimizin hassasiyeti ile İslam’ı yaşamanın bir adım ötesine geçmeye ihtiyacımız var. Bu ülkenin her samimi Müslüman- Türk vatandaşı olayları ferasetle izlemek ve hakkı batıldan ayırt edebilecek bir furkana sahip olmak zorunda. Daha da önemlisi hakkı batıldan ayırt edebilen bir Müslüman olmak ve hiç bir kaygı taşımadan samimi Müslüman kardeşini en içten samimi duygularla kucaklayabilecek cesarete sahip olmak zorundadır. Bulunduğu her ortamda seçilmiş, halkın desteğini almış alnı secdeli, gönlü kıbleli yöneticilerini her türlü karalama ve itibarsızlaştırma kampanyalarına karşı savunma cesareti gösterebilmelidir. Bunun yanı sıra evlatlarını şer güçlerinin televizyon, internet, sosyal medya üzerinden kirletilmelerine, yoldan çıkartılmalarına izin vermemelidir. Her Müslüman – Türk vatandaşının en asgari düzeyde de olsa inançlarını, değerlerini bulunduğu her ortamda savunabilecek ilmi birikime sahip olma gayreti içerisinde olması gerekmektedir.

         Bu gün bu ülkede şer unsurları her zamankinden daha çok gayret ve çaba içerinde iken, gençleri sokaklara dökmek, devletle çatıştırmak için var gücü ile çalışıyorken, güç ve iktidar sahibi inançlı kadroları itibarsızlaştırmak için akla hayale gelmeyen iftiralar kusuluyorken dedelerimizin rahatlığı ile İslamiyet’i sadece kendi nefsimize hasrederek yaşamamız mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, her Müslüman –Türk evladının Emri bil Maruf, Nehyi Anil Münker        (İyiliği emretmek, kötülüklerden sakındırmak) noktasında daha çok sorumluluk taşıması gerekmektedir.

       Eğer, ülkemizin yakaladığı güzel iklimin, mevcut gelişmelerin sürekliliğini arzuluyor, geçmişin kıtlık, yokluk ve onursuzluk ikliminden korunmak istiyor, evlatlarımıza gerçekten güzel bir gelecek bırakmak istiyorsak bilinçli bir vatandaş modelini önce kendimizde gerçekleştirmek sonrada çevremizi bu noktada uyarabilmek zorundayız.

        Ümidim odur ki, bütün İslam dünyasının yaşamış olduğu mevcut imtihanların inananlar için hayırla neticeleneceğidir. Bunun için dua ediyor ve gayret ediyoruz. Bir büyük kutlu uyanışın selametle nihayete ereceğine ümitvarız. Allah hepimizi bu kutlu ve mübarek davanın güzel bir neferi kılsın inşallah. Allah’a emanet olun, selam ve dua ile kalın.