Hayatımıza anlam katacak olan Dr. Yaşar Ateşoğlu’nun “Bilgelik Öyküleri” adlı kitabını okudum, Cengiz Erşahin’in yine “ Bilgelik Öyküleri” kitabını okudum inanın kıssadan hisse alınacak çok güzel bilgelik öykülerini okuyunca öykülerin hepsinin birbirinden değerli ve kıymetli olduğunu anladım ve bir kısmını siz kıymetli okuyucularımla paylaşmak istedim.
Günlük hayatın rutinleri, işimiz, ailemiz, bir günde geçirdiğimiz zaman, bazen çok zorlar, çok sıkar, gerer ve hayatımızı sıradanlaştırır, bazen işlerimiz hiç yolunda gitmez ve içinden çıkılmayacak haller alır.
Yaşam sürprizlerle doludur. İnsanı nereden nereye sürükleyeceği bilinmez yaşamımızda inişli çıkışlı anlarımız, mutsuz ve umutsuz zamanlarımız olacaktır. İşte bu kitapları okuduğunuzda size ışık tutabilecek ve hayatınızı olumlu yönde değiştirecek bilgilere ulaşabileceğinizi ve beğeneceğinizi umut ediyor ve bu kitapları da okumanızı tavsiye ediyorum.
Ali her şeyi bildiğini zanneden bir filozofmuş. Aynı zamanda ülkenin en zeki adamı olduğunu da söyler dururmuş. Ali bir gün Sam isimli arkadaşının tavsiyesi üzerine bir deniz yolculuğuna çıkmış. Gezinin ilk günlerinde filozof Ali, tayfalarla sürekli felsefe konuşuyormuş. Daha doğrusu kendisi anlatıyor. Tayfalar dinliyormuş. Bu dinleme biraz da sıkıcı olmuyor değilmiş hani.
Tayfalarla birlikte kaptan da bu işten çok sıkılmış olacak ki bir gün, filozof Ali’ye konuştuklarından çok sıkıldıklarını söylemiş. Ali söylenene hiç aldıran, “ Felsefe hakkında bir şey biliyor musun sen? Diye sormuş kaptana. Kaptan “ Üzgünüm ama hayır,” deyince Ali büyük bir kibirle, “ Ne acı, bunu bilmemekle gitti hayatının yarısı,” demiş.
Kaptan hiçbir şey söylemeden dümenin başına dönmüş. Günlerce süren gemi yolculuğunda filozof Ali hiç kimseye bir şey sormadan, kimseyi dinlemeden sadece kendi bildiklerini konuşuyormuş. Mesela kıyıdan uzaklara açılmalarına rağmen deniz, okyanus, yüzmek, geminin hızı veya okyanusların güvenliği ile ilgili hiçbir şey merak etmiyormuş.
Bir süre sonra bulundukları yerde birden fırtına kopacağı işaretini almışlar. Kaptan bu durumdan iyice endişe duymaya başlamış. Bütün mürettebat telaşa kapılmış ve bir şeyler yapmanın çaresine bakarken filozof Ali, kendi kabininde kafası yine kendi konularıyla meşgul, umursamaz bir şekilde oturuyormuş.
Rüzgâr şiddetini artırıp, gemide kaptan dâhil herkes kontrolünü kaybedince, gemi su almaya başlar ve kabaran dalgalardan göz gözü görmez olur. Herkes ortalıkta koşuştururken, kaptanın aklına Ali gelmiş. Mürettebatının birine Ali’yi aratmış. Mürettebat Ali’nin odasına girdiğinde onu kabinin kapısına yapışmış, dengesini korumaya çalışırken bulmuş. Çabuk acele et; gemi batıyor hemen gemiyi terk etmeliyiz. Ali paniklemiş ne olduğunu anlamaya çalışırken, bir anda kendini güvertede bulmuş. Güvertede Ali’yi gören kaptan, yüzme biliyor musun? Diye sormuş. Ali panik içinde hayır deyince kaptan ne acı! Bunu bilmemekle kaybettin hayatının tamamını demiş. Bunu söylemekle kaptan. Filozof Ali’ye hayatı boyunca unutamayacağı bir ders vermiş olur.
O gece kaptan ve mürettebat sular sakinleşince, başka bir gemi yardımıyla kurtulmuşlar. Tabi ki Ali de… O günden sonra da Ali’nin ağzından o çok bildiği felsefe hakkında tek kelime bile çıkmamış.
Bu olaydan birkaç yıl sonra Ali, yakın dostu olduğu kaptana bir hediye göndermiş. Dalgalarla boğuşan bir gemi resmiymiş bu. Fakat asıl önemli olan geminin altında yazılı olan sözlermiş.
“SADECE BOŞ ŞEYLER SU ÜSTÜNDE KALIR. İNSANİ İHTİYAÇLARDAN UZAK DUR Kİ VARLIK OKYANUSUNDA YÜZEBİLESİN.”
------------------------
EFLATUN
Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi; -İyi ama ben çok az bir parasına oynuyordum, diye itiraz eder olunca Eflatun cevap vermiş:-Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum, demiş.
-------------------------------
KİŞİLİK DERSİ
Sınıf, öğrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü hoca kapıda beliriyor. İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor.
Tebeşirle tahtaya kocaman bir (1) rakamı çiziyor.
-Bakın diyor. Bu kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey! Sonra (1)’in yanına bir (0) koyuyor.
-Bu, başarıdır. Başarılı bir kişilik (1)’i (10) yapar. Bir (0) daha… Bu, tecrübedir. (10) iken (100) olursunuz. Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor: Yetenek… Disiplin… Sevgi… Eklenen her yeni (0)’ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor hoca… Sonra eline silgiyi alıp en baştaki (1)’i siliyor. Geriye bir sürü sıfır kalıyor. Ve Hoca yorumu patlatıyor;
-KİŞİLİĞİNİZ YOKSA ÖBÜRLERİ HİÇTİR! Saygılarımla
- - - - -
