Çoban, dağın eteğinde sürüsünü otlatırken uzaktan bir yabancının geldiğini fark eder. Bizim çoban, yabancıyı yanına yaklaşana kadar baştan aşağı süzer…Bu yabancıdan hiç hoşlanmaz bizim çoban…

            Yabancı, çobanın yanına geldiğinde, sanki burnu gökyüzüne değecek gibidir. Bizim çobanı küçümseyici bir eda ve sert bir ses tonuyla, “Hey çoban, ne yapıyorsun bu dağ başında!” der…Bizim çoban çok sakin bir ses tonuyla, “Ben kuzularımı otlatıyorum…”der. Yabancı,”Ben gezginim…Yukarıdaki dağ köyünden geliyorum ve şu karşıdaki köye gidiyorum, orada hayat nasıl biliyor musun?” der. Bizim çoban, “O köyde hayat nasıl biliyorum, fakat önce sen bana yukarıdaki dağ köyündeki hayatından bahset, ben de sana karşıdaki köyde hayat nasıl, onu anlatayım…”der.

            Gezgin, yukarıdaki dağ köyünde yaşadıklarını anlatmaya başlar:”Ben o köye vardığımda benimle kimse ilgilenmedi…O nedenle de o köyden hemen ayrıldım…Şimdi sen bana anlat bakalım, karşıdaki köyde hayat nasıl?” der…Bizim çoban da,”Karşı köydeki hayatın da aynen yukarıdaki köydeki hayatın gibi olacak…” der…

            Günlerden bir gün bizim çoban yine bir yabancının uzaktan kendine doğru yaklaştığını fark eder…Adam yanına yaklaşana kadar çoban da adamı baştan aşağı süzer…Adamın yüzünde garip bir tebessüm vardır…

            Yabancı, çobanın yanına gelince, yumuşak bir ses tonu ve sevecen bir bakışla, “Merhaba çoban kardeş, nasılsın?” der. Bizim çoban da ona güven veren bir ses tonuyla,”Merhaba kardeşim, iyiyim…Gel şöyle ağacın gölgesine otur, sana soğuk bir ayran ikram edeyim.” der. Yabancı, çobanın kendisine ikram ettiği ayranı afiyetle içer ve çobana teşekkür eder.

Bizim çoban yabancıya nereye gittiğini sorar. Yabancı da,”Ben bir gezginim… Yukarıdaki dağ köyünden geliyorum ve şu karşıdaki köye gidiyorum, orada hayat nasıl biliyor musun?” der. Bizim çoban, “O köyde hayat nasıl biliyorum, fakat önce sen bana yukarıdaki dağ köyündeki hayatından bahset, ben de sana karşıdaki köyde hayat nasıl, onu anlatayım…”der.

Gezgin, yukarıdaki dağ köyünde yaşadıklarını anlatmaya başlar:” Ben o köye vardığımda herkes beni güler yüzle karşıladı…Beni evlerine davet etmek için adeta yarış yapıyorlardı…Çocuklarla bile oyunlar oynadım…O köyde çok güzel günlerim oldu…Gitmem gereken çok yer olduğu için o köyden istemeye istemeye ayrılmak zorunda kaldım….Şimdi bana aşağıdaki köyde hayat nasıl, söyler misin, çoban kardeş ?” der. Bizim çoban da,”Karşı köydeki hayatın da aynen yukarıdaki köydeki hayatın gibi olacak…” der…

İnsan ilişkilerinde karşımızdaki kişiyi etkilemek, bizim davranış kalıplarımızla ilgilidir. İlk karşılaştığımız kişiye söylediğimiz sözler, konuşma tarzımız, duruşumuz onunla kuracağımız iletişimde belirleyici olur. Karşımızdaki kişide uyandırdığımız ilk izlenim, onunla bundan sonra kuracağımız ilişkinin kalitesini belirler. İlişkimiz ya kaliteli bir şekilde gelişecek veya o andan itibaren kesilecektir.

Bizler eşimizi, çocuklarımızı, annemizi, babamızı, kardeşlerimizi sevmek zorundayız, fakat herkesi sevmek zorunda değiliz. Sevsek de sevmesek de çevremizle sağlıklı ilişkiler kurmak zorundayız.

Kendimizi sunum şeklimiz, karşımızdaki kişinin bize olan davranışını da belirleyecektir…Yani, BİZE NASIL DAVRANACAKLARINI İNSANLARA BİZ ÖĞRETİRİZ…

Sağlıklı ilişkiler geliştirmeniz dileğimle…