Sayın çok kıymetli okuyucularım 21 Eylül Cuma günü çıkan Türkiye gazetesinde,
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın da katıldığı bir toplantıda Bingöl de 70 Sivil Topum Kuruluşun PKK terörüne karşı isyan bayrağını çekerek bildiri yayınladıklarını okudum.
Gazeteden okuyamayan okuyucularıma da bu bildiride ki ifadaleleri siz kıymetli okuyucularımla paylaşmak istedim.
Silahsız 10 Mehmetçiğin şehit edildiği Bingöl’de PKK’ya öfke yağdı. 70 Sivil Toplum Kuruluşu, hain saldırının ardından ortak bildiri yayınlayıp, “ Biz Doğu’suyla Batısıyla, Türk’üyle, Kürt’üyle yıllardır kardeşçe yaşıyoruz. Bu kardeşliği de kukla ve taşeron terör örgütü bozamayacaktır. Ayrıca bildiride şu ifadelere yer verilmiştir. “ Son yıllarda Ülkemizde özgürlükler, demokrasi ve uzlaşı kültürü adına atılan büyük adımlara rağmen terör örgütünün bunu görmezden gelerek ısrarla kan dökme ve silahlı yolu tercih etmesi kendilerinin bu ülkede var olan sorunları çözmek yerine yeni sorunlar üretmek amacını taşıdıklarını göstermektedir. Komşu ülkelerimizde yaşanan kaosa paralel olarak terör örgütünün de Türkiye’de son derece acımasız ve kanlı eylemlerini artırarak devam ettirmesi kendilerinin tamamen taşeron ve Türkiye’ye karşı bazı güçlerin kullandığı bir kukla örgüt olduğunu göstermektedir. Olaylar Bingöl halkını yıllardır bir takım kirli oyunlar içerisine çekme çabasıdır. 33 askerimizin ilimizde şehit edilmesi olayının mağduriyetini yaşayan Bingöl halkımız son günlerdeki olaylara yeniden Türkiye gündeminde terörle anılır bir hale gelmiştir.
Biz Doğusuyla Batısıyla, Türk’üyle, Kürt’üyle, Zaza’sıyla birlik ve beraberlik içerisinde yaşamak istiyoruz. Çünkü bizim kardeşliğimiz inanç kardeşliğidir. Kimsenin bizim adımıza insan öldürmesini asla tasvip etmiyoruz” denilmektedir.
Sayın kıymetli okuyucularım Yine aynı tarihli Türkiye gazetesinin köşe yazarı Rahim ER tarafından kaleme alınan “ KÜRTLER PROTESTO MİTİNGLERİ YAPMALILAR” yazısını da çok yerinde bulduğum için siz okuyucularıma bu yazıyı da aktarmak istiyorum.
“ Bölücü Teröristler, asker ve polisimizi öldürdükçe asker ve polisimizde onlardan daha fazlasını öldürmekteler. Bu bir fasit daire şeklinde devam ediyor. Öldüren, öldürülüyor. Aynı toprağın anaları, aynı ağıtı Türkçe ve veya Kürtçe söylemekteler.
PKK tükeniş çılgınlığında. Bu yüzden intihar edercesine saldırmakta. Tuzaklar kurarak silahsız askerleri roketlerle vuruyor. Sonuçta bu ülkenin Türk ve Kürt gençleri ölmekte. Evlere ateş düşmekte. İki taraf ve tabii ki ülke kaybetmekte. Kazanan kim? Kazanan belli; O jeti satanlar, o jetin yakıtını satanlar, o jetin yedek parçalarını satanlar, o bombaları satanlar. Her türlü askeri alet, edevat ve mühimmatı satanlar!..
Emperyalist devletler her iki tarafa da satmakta, hem Türklere hem Kürtlere, Hem Türklerden hem Kürtlerden kazanmaktalar. Birilerinin petrol kuyuları, birilerinin uçak fabrikaları, birilerinin silah sanayisi çalışmakta, gelişmekte, büyümekte. Güneydoğuda ölen her vatandaşımızın yere düşen kanı, sanki dolara dönüşerek Batıdaki devletlerin kasalarına girmekte.
Ne yapmalı, bu kanı nasıl durdurmalı? Bu boğazlaşmaya nasıl mani olmalı? Aklıselimi nasıl galip getirmeli? Biz şunu teklif ediyoruz.:
Kürtler, meydanlara çıkıp PKK’yı protesto eden dev mitingler yapmalılar. Kürtler devletin sahibi olduklarını onu yalnız bırakmayacaklarını, bütün dünyaya ilan etmeliler. Diyarbakır, Bingöl, Muş, Van ve diğer illerimizde meydanları doldurarak Düvel Muazzamanın çanına ot tıkamalılar. Ya büyük Türkiye veya Düveli Muazzamaya lokma olmuş ırklar.
Her Kürt şunu düşünmeli;
Devrede Asala varken neden birdenbire PKK kurduruldu. Zira, lütfen buraya dikkat! Asala bir ermeni örgütü. Türklerle çarpışırken Hıristiyan kanı dökülecekti. Müslüman kanı dökerek Müslüman Türklere zarar vermek varken neden Hıristiyan kanı dökerek zarar verilsin.?
Herkes, bu büyük fitne karşısında fikir, teklif ve çare üretmek zorundadır.
İçten hiç böyle vurulmamıştık. Ne celali isyanları, ne Kavalalı isyanı. Çünkü Apo isyanında olduğu gibi onların arkasında Düveli Muazzama yoktu” diyerek Türkiye Gazetesi köşe yazarı Rahim ER yazısını bu düşüncelerle tamamlamıştır.
Evet, Kürtler eğer bu topraklarda bin seneyi aşkın Türklerle kardeşçe yaşamışsa, vatanı birlikte savunmuşsa PKK terörüne karşı Türkiye Cumhuriyeti devletinin yanında yer almaları konusunda Bingöl’de olduğu gibi diğer Güneydoğu illerinde de STK’ları ve vatandaşlar aynı hareketi göstermelerinin en doğru yol olacağını ve 30 seneyi aşkın bir Türkiye düşmanlığının son bulacağı düşüncesindeyim.
Sayın kıymetli okuyucularım. Dünyada, sevgi ve saygıya, şefkat ve merhamete, hürmet ve hizmet edilmeye en fazla layık olan iki varlık vardır. Onları razı eden, Allah’ı razı etmiş olur. Onlara karşı hürmette kusur edip saygısızlık gösterenler de Allah’a karşı saygısızlık etmiş olurlar. Bu iki değerli varlık, çocukları için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan, yemeyip yediren, giymeyip giydiren, gerektiğinde çocukları için canlarını dahi feda edebilen anne ve babalardır. Anne ve Babalarının kıymetini bilip, onları Allah’ın rahmetine ulaşmaya vesile sayanlar, hem bu dünyada hem de ahiret hayatında büyük mükâfatlarla karşılaşacaklardır. Onların varlıklarını kendilerine yük olarak görüp onlara karşı bıkkınlık gösterenler ise bir gün mutlaka yaptıklarının karşılığını bulacaklardır. Bize düşen görev, anne ve babalarımızın bizler için ne büyük fedakârlıkta bulunduğunu hiçbir zaman hatırdan çıkarmadan, onları razı etmenin Allah’ı razı etmek olduğunu, onlara karşı yapılan kötü muamelelerin de Allah’a karşı yapılmış sayılacağını bilerek onları baş tacı etmek ve Allah’ın huzuruna “nankör bir kul” olarak çıkmamaya gayret göstermektir. Cenab-ı Allah’tan tek dileğim daha çok anne ve babaların yürekleri yanmasın, evlat acısı yaşamasınlar. PKK terörü ve kardeş kavgası bitmesini Yüce Mevla’mdan diler. Saygılar sunarım.
