Kuruyuverdik bizler,kurumayın zinhar siz,
Bilememiştik bu akibeti hiçbirimiz,
İnkara uğradı kökümüz ve geçmişimiz,
Sonra duyulmaz oldu bize ait sesimiz.
Cahiliye devrinde kız çocukları ''Hadi Dayına'' gidiyoruz bahanesiyle diri diri toprağa gömülüyordu.Cahiliye de kız çocuğu olmanın bedelini diri diri ölmekle ödüyordu evlatlar.Aradan asırlar geçti kız erkek fark etmeden günahın bedelini anne karnındayken diri diri alınarak ya da doğduktan sonra sokağa atılarak ödüyor zamane evlatları.Aslında değişen birşey yok katliam'ın adı bir zamanlar cahillikti şimdi modern cahillik.
Rivayete göre Osmanlı Padişahlarından biri,pırıl pırıl bir ilkbahar sabahı,kuş cıvıltıları ve dere şırıltıları arasında yanındakilerle dere tepe gezmeye çıkarlar.Bir de bakmışlar ki güneş,tepelerin ardından batmaya yüz tutmuş.Kıştan kalma hafif serin bir rüzgar ince yağmur taneleriyle birleşince,bir zaman sonra iyice üşümüşler.Bir sığınak ararken az ötede bacasından duman tüten bir kulübe görmüş ve kapıyı çalmışlar can havliyle.Kapıyı açan nezaketle misafirlerini içeri almış.Allah ne verdiyse yemiş,ibadetlerini eda etmiş ve istirahata geçmişler.Ev sahibi gece boyunca ateşin harını hiç eksiltmemiş.Huşu içerisinde sabah namazlarını eda etmişler,kahvaltılarını yapmışlar.Padişah:''Efendi! Bizi memnun ettin.Allah senden razı olsun.İyiliğinin bedeli ödenmez;misafir pervaneliğinin hakkını verelim ki,dostluğumuz baki kalsın.Söyle bakalım ne istersin?'' Demiş.Ev sahibi:'' Sadece kulübeyi ısıtan ''ateşin pahası'' bin altındır; gerisi benim ikramımdır.'' deyince,vezir dayanamayarak atılmış:''Efendi,ağzından çıkanı kulağın duyar mı senin?Bir ateşin fiyatı bin altın olur mu?''Padişah,ev sahibinin kim olduklarını anladığını kavramış.''Ağa, demiş, bu dağın başında,yağmur altında sırılsıklam üşüyorken sabaha kadar harı gitmeyen ateş bin altından daha da kıymetliydi.Parasını verin Efendinin.''Vezir,emir üzere altınları adamın ellerine sayarken dudaklarından, ''Ateş pahası!'' sözcükleri dökülüyormuş.
Efendim!Şimdi yazının başında bu kıssayla başlamamın sebebi şu ki an itibariyle paylaşıyorum,bugün 7 Haziran, kanımı donduran bir haber ilişti kulağıma.17 yaşında bir kız yol ortasında doğum yapıyor aynı rahatlıkla arkasına bakmadan o yavrucuğu ortada bırakıp gidiyor.Akıl alması imkansız birşey bu.Mobeselere yansıyan bu görüntülerden kızın yanındaki iki kişinin de kızın kendi anne babası olduğu ortaya çıkıyor.Öyle anne babadan böyle vicdansız bir kız demeden geçemeyeceğim.Ve işin iç yüzü araştırıldığında masum bebeğin babasının belli olmadığı ortaya çıkıyor.Bizim milletimiz kendini çok aşmış olacak ki çok fazla dizi izliyorlar herhalde.İzlediklerini yaşantılarına geçirmeye başlamış durumdalar.Sokak ortasında kalan çocuklar hayatın ateş pahasından dolayı mı yoksa vicdanlarından mı yetimliğe bırakılıyor anlamış değilim.Oysa Rabbim ayetinde açık ve net: ''(Ey Muhammed) De ki:Gelin,Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım:O'na hiçbirşeyi ortak koşmayın.Anaya babaya iyi davranın.Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin.Sizi de onları da biz rızıklandırırız.(Zina ve benzeri) çirkinliklere,bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.Meşru bir hak karşılığı olmadıkça,Allah'ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.'' En'am Suresi 151.ayet
Yol yanlış,hakikat yanlış olunca Allah muhafaza ayet unutulup haram,helal gösterilmeye çalışılıyor.Allah'ın verdiği can katlediliyor.Kıssada anlattığım gibi hayat ateş pahası görüldüğünden,nefis ağır bastığından bir günahın üstü başka bir günahla kapatılmaya çalışılıyor.Allah'ın verdiği can katlediliyor.Rabbim ayetlerinde harama giden yolları göstermiş bunun ötesi yoktur.Ya gittiğin yolu bileceksin ya da bileceksin.Bildikten sonra o evladın bereketiyle rızıklandığını görür insan.
Rabbim göz açıp kapama süresince bile olsa beni/bizleri nefsimizin eline düşürme.Sen insanoğluna hidayet nasip eyle.Kalpler ancak senin sevginle güzelleşir.
Ne kadar sürcilisan etmiş isek aşk ola...