Yerel seçimleri de bitirdik ve artık 4 yıl boyunca ülkede seçim konuşulmayacak. Bu bile aslında güzel bir olay. Hatasıyla-sevabıyla; yanlışıyla-doğrusuyla artık popülist davranmadan ülke adına doğru şeyler yapmanın da tam sırasıdır.

SEÇİMİ NASIL OKUMALI

Öncelikle seçimin kazananı CHP’dir, bunu kabul etmek gerekir. Neden ve nasıl kazandığını ayrıca irdelemek lazımdır. Buradan Ak Parti’nin çıkaracağı çok ders vardır.

Ama şunu da atlamamak gerekir: Ak Parti 22 senedir tek başına iktidarda olan bir partidir. 22 senedir hangi parti iktidarda olursa olsun yıpranır ve oy kaybeder. Bu 22 senede Ak Parti 18 seçime girmiş ve en sonunda 31 Mart 2024 seçimlerinde ikinci parti olmuştur. Diğer tüm seçimlerde birinci parti olarak çıkmıştır. Ve de unutulmamalıdır ki şu anda ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin tepe noktasında Ak Parti vardır.

22 senede her şeyi doğru yapan bir parti bile olsa illaki yıpranır. Bir de üzerine ekonominin kötü olduğu, toplumun tüm katmanlarının yani işçi, memur, esnaf, sanayici, emekli, öğrenci, tüm katmanlardan bahsediyorum, mutsuz olduğu bu dönemde aslında Ak Parti’nin birincilik için yarışmasını bırakın, ikinci olmasının bile zor olması gerekiyorken Ak Parti sadece yüzde 2’lik bir farkla ikinci parti olarak seçimden çıkmıştır.

Hatta şunu da görmek gerekir ki Cumhur İttifakı olarak birlikte girilmeyen bazı seçim bölgelerinde Ak Parti’nin ve MHP’nin oylarının toplamı kazanan rakiplerinden çok daha fazla olmaktadır.

ÖNCELİKLE MESAJ CHP’YE

Dolayısıyla aslında burada da bir gariplik yok mu sizce? Yani bu kadar yıpranan bir merkez partinin esamisinin okunması bile ilginç geliyor bana. Ama işte burada vatandaşın birinci olarak verdiği ders aslında muhalefete diye düşünüyorum. Anamuhalefet partisi CHP’ye vatandaş “Artık kendine çekidüzen ver. Ben seni takip ediyorum” demeye çalışıyor. Ve de vatandaş CHP’nin “masayla-sandalyeyle” oynamasını da istemiyor. Güya “Altılı Masa” olarak yüzde 25’i geçemeyen CHP şimdi tek başına yüzde 38’e yakın oy alıyor.

Daha önce de defalarca yazmıştım; “Altılı masada CHP dışındaki partilerin hiçbirinin toplumda bir karşılığı yok” diye. Ve en sonunda bu partileri üzerinden atan CHP 1992’de kurulduğundan bu yana ilk kez birinci parti oluyor. Daha önce SHP 1989’da yerel seçimlerde birinci parti olmuştu. 1989’da SHP’nin yakaladığı birinciliği şimdi de CHP yakaladı. Hatta Konya’da bile alınan belediyeler oldukça önemli belediyeler.

Mesela Ereğli, Cihanbeyli, Seydişehir, Akşehir, Konya taşrasındaki en büyük belediyeler ve bu belediyeleri CHP kazandı. Bunun dışında Karapınar, Hadim gibi ilçeleri de “kıl payı” kaybetti.

Burada başka etkenlerden de bahsedilebilir ama netice olarak kazanılmış belediyelerdir. Mesela Ereğli’de son anda “dinci” cemaatlerden Süleymancıların CHP’yi desteklemesi Ereğli’de aritmetiği değiştirdi ve de Oprukçu’nun kaybetmesine neden oldu.

AK PARTİ’NİN VURDUMDUYMAZ KARARLARI

Yani aslında Ak Parti’nin tüm kaybettiği yerler için veya CHP’nin kazandığı yerler için söylenecek şeyler vardır ama biz sonuçtan konuşursak sanırım daha doğru olur.

Bilhassa son zamanlardaki yazılarımda Ak Parti’nin biraz “vurdumduymazca” siyaset yaptığını anlatmaya çalışmıştım. Hem ekonomik veriler, hem sosyal veriler ve hem de bilimsel veriler Ak Parti’nin oy kaybettiğini gösterirken bir de “vurdumduymazca” siyasi tavırlar, karşılıksız kalamazdı.

Mesela Çumra örneğini vermiştim bir yazımda. Çumra’da çok az oya sahip olmasına rağmen Cumhur İttifakı’nın MHP kanadına verilen adaylıktan sonra Çumra’daki Ak Parti teşkilatlarının daha YRP’nin adayı belli olmadan “bizim oyumuz YRP’ye” diye konuştuklarını belirtmiştim.

Sonuçta Ak Parti’nin aday göstermede yaptığı örgütsel hataları iyi değerlendiren CHP yaptığı güzel ve olumlu listelerle seçimi kazandı.

AK PARTİ VE CHP DIŞINDAKİ PARTİLER

Daha önce de birçok kez yazmıştım. 2017’deki yeni Anayasamıza göre zamanla seçimlerimiz ABD’de “demokratlar” ve “cumhuriyetçiler” olduğu gibi burada da ona evirilecek. Yani ülkemizde de şimdi olduğu gibi Ak Parti ve CHP etrafında vatandaşlar birleşecek. Aday bulamayan, teşkilat binası bile olmayan, kağıt üzerinde üyesi olup da normalde üyesi olmayan partiler de yok olmaya mahkum olacaklar. Buna parti kurup da hiçbir başarı gösteremeyen partileri de belki katmak gerekir.

İyi Parti’yi her fırsatta yazdığımda CHP sayesinde bu zamana kadar geldiğini belirtiyordum. Hatta bunu söylediğimde İyi Partili arkadaşlarım bana kızıyorlardı ama işin doğrusu buydu. Altılı masadaki partilerin hiçbirinde bir oy potansiyeli veya halk desteği yoktu. CHP sayesinde TBMM’ye girebildiler.

Bu seçim aslında tam da söylediklerimin ispatı olmuş oldu. Altılı masadaki partileri teker teker düşünün. Gelecek Partisi’nin oyu yüzde 0.10; Deva Partisinin oyu yüzde 0,33; Demokrat Parti’nin oyu yüzde 0,35; kendini öve öve yerlere göklere koyamayan Saadet Partisinin oyu yüzde 1,10 ve İyi Parti’nin oyu da yüzde 4,26. Yani 5’i birleşse yüzde 7 barajını aşamıyorlar.

Artık bu seçimle birlikte bu partilerin de önceki ağırlıkları kalmayacak. Zaten buraya kadar zar zor gelen İyi Parti’de olağanüstü kongre kararı alındı bile. “Genel Başkan Meral Akşener’in yetersiz politikaları aslında vatandaş da karşılık bulamadı” demek sanırım sorunun anlatılmasında en kısa yol.

YRP KONJONKTÜREL PARTİ

Hemen her seçim bölgesinde Ak Parti’nin aday yapmadığı veya partiden bir şekilde uzaklaştırdığı kişileri kapıp aday yapan YRP, daha önce Ak Parti’ye yakın olması sayesinde de Ak Parti’ye kızgın ama CHP’ye de gitmek istemeyen seçmeni de kaptı. YRP’deki bu yükselişin suni olduğunu başta belirteyim. Özellikle de buradan bunu yazıyorum ki ilerde sonucu hep beraber görelim.

Şimdi burada “YRP’nin Büyükşehir adayı yüzde 23 oy aldı” diye abartanlar olabilir. Onlara da geçmiş seçimleri hatırlatmak isterim. Mesela 1999 seçimlerinde Özkafa mevcut başkan ve onu yıkmak için ortak aday Kamil Uğurlu’da birleşiliyor ve Uğurlu’nun aldığı oy yüzde 26.

2004 seçimlerinde bu sefer Tahir Akyürek’i muhalefet yıkmak istiyor. Karşısına Mustafa Özkafa’yı aday çıkarıyorlar. Tüm muhalefet birleşiyor ve Özkafa’nın aldığı oy yüzde 26.

2009 seçimlerinde Tahir Akyürek’i yenemeyeceklerini anlayan muhalefet çok da asılmıyor. SP yine Özkafa’yı, MHP Hikmet Çay’ı ve CHP’de Hasan Sarımehmetoğlu’nu aday gösteriyor. Bu adaylardan Özkafa yüzde 14, Çay yüzde 10 ve CHP adayı da yüzde 3 alıyor yani toplamı 27.

2014 seçimlerinde Tahir Akyürek’e karşı MHP Mehmet Emin Altunel’i CHP’de İbrahim Işık’ı aday çıkarıyor. Altunel yüzde 19, Işık yüzde 5 oy alıyor. Toplamı 24.

Ve 2019’da Ak Parti’nin adayı Uğur İbrahim Altay’a karşı muhalefet yine ayaklanıyor. İyi Parti diğer muhalefetle birlikte Oğuz Şimşek’i aday çıkarıyor. Buna uymayan SP ise Hasan Hüseyin Uyar’ı aday olarak çıkarıyor. Oğuz Şimşek yüzde 20, Hasan Hüseyin Uyar da yüzde 4 alıyor. Yani toplamı yüzde 24.

İşte gördüğünüz gibi Konya’da mevcut başkana muhalefet etmek adına adaylar hep çıkıyor ve hepsinin aldıkları oy da üç aşağı beş yukarı aynı. Yüzde 25 civarında. YRP’nin adayı Mehmet Köseoğlu’nun aldığı oy da yüzde 23.

Konjonktürel olarak ortaya çıkan YRP, bundan sonraki süreçte de konjonktürel olarak durumunun nasıl olacağını belirleyecektir. Siyasette kalıcı olacak mıdır olmayacak mıdır, bunu da 4 sene sonra ancak görebileceğiz maalesef.

Sonuçta bir yerel seçim geçti ve üzerinde daha çok konuşacağız. Ama temeldeki bu görüşleri bilirsek sanırım çok daha iyi analiz edebiliriz diye düşünüyorum.

Dostlukla kalın.