Karacadağı Koruma Platformu, 17 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirdiği birleştirilmiş basın açıklamasında, Karacadağ’da yürütülen maden arama çalışmalarına tepki göstererek bölgenin doğal kaynaklarının, tarım alanlarının, meralarının ve tarihî mirasının korunması çağrısında bulundu.

Platform adına açıklama Karacadağı Koruma Platformu Ekrem Göçmen

sondaj çalışmalarına 22 Eylül 2026’da başlandığını, bir kuyudan numune alınmasının ardından 15 Ekim’de çalışmalara ara verildiğini ve makinelerin sahadan kaldırıldığını belirtti.

Makinelerin sahadan ayrılmasının faaliyetlerin kesin olarak sona erdiği anlamına gelmediğini vurgulayan Altıntop, numune analizlerinin ardından yeni sondaj çalışmalarının gündeme gelebileceğini ifade ederek mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.

“Karacadağ’ın Geleceğine Halkın Katılımı Olmadan Karar Verilemez”

Maden arama çalışmalarından haberdar olmalarının ardından ilgili kurumlara dilekçeler sunduklarını belirten platform temsilcileri, sondaj alanına giderek çalışmayı yürüten ekiple görüştüklerini aktardı.

Açıklamada, sondaj ekibinin çalışmanın ESAN tarafından yaptırıldığını ve kendilerinin uygulayıcı firma olduğunu bildirdiği ifade edildi.

Sürecin ardından Yeşilyurtlular Derneği öncülüğünde Karacadağı Koruma Platformu’nun oluşturulduğu belirtilirken, konunun yerel ve ulusal basında gündeme taşındığı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde de milletvekillerinin açıklama ve soru önergeleriyle ele alındığı kaydedildi.

22 Eylül’de Karapınar Kaymakamlığında düzenlenen bilgilendirme toplantısına ilişkin değerlendirmede ise bölgeden doğrudan etkilenecek vatandaşların sürece yeterince katılmadığı savunuldu.

Platform, Karacadağ’ın geleceğine ilişkin kararların bölge halkının bilgisi ve katılımı olmadan alınmaması gerektiğini vurguladı.

“Karacadağ Yalnızca Bir Dağ Değil, Ortak Yaşam Alanımızdır”

Karacadağ’ın Karapınar, Emirgazi ve Ereğli çevresindeki yerleşimler için önemli bir doğal yaşam alanı olduğuna dikkat çeken platform, bölgenin ormanlık alanları, su kaynakları, meraları, tarımsal üretimi ve hayvancılığıyla korunması gereken bir bütün oluşturduğunu belirtti.

Açıklamada, özellikle Ovacık’ın doğal göleti, kaynak suları, geniş platosu ve yaban hayatıyla önemli bir ekolojik alan olduğu ifade edildi. Yılkı atları, yaban keçileri, keklikler, tavşanlar, tilkiler ve çeşitli bitki türlerinin bu coğrafyanın doğal zenginlikleri arasında bulunduğu kaydedildi.

Bölgede yetiştirilen tarım ürünlerinin ve hayvancılığın da Karacadağ çevresindeki yaşamın önemli bir parçası olduğu belirtilerek, doğal kaynakların korunmasının gelecek kuşaklar açısından taşıdığı öneme işaret edildi.

Platform açıklamasında, “Maden şirketleri gelir gider, yöneticiler değişir; ancak Karacadağ ve burada yaşayan insanlar kalır. Bu toprağın geleceği hiçbir şirketin kâr hesabına bırakılamaz” görüşüne yer verildi.

Sondaj Çalışmalarının Kapsamı Açıklansın

Karacadağ’da yaklaşık 200 hektarlık alanda arama yapılacağının ifade edildiğini belirten platform temsilcileri, sondaj derinliklerinin 500 ila 650 metreye ulaştığı yönündeki bilgilerin bulunduğunu aktardı.

Karapınar’da Çiftçi Malları Koruma Ekiplerinden Gece Devriyesi
Karapınar’da Çiftçi Malları Koruma Ekiplerinden Gece Devriyesi
İçeriği Görüntüle

Aranan madenin niteliği, çalışmaların kapsamı ve mevcut izinlerin durumu hakkında kamuoyuna açık, doğrulanabilir bilgi verilmesini isteyen platform, itirazlarının yalnızca aranan madenin türüyle sınırlı olmadığını, olası madencilik faaliyetlerinin doğaya, su kaynaklarına, tarıma ve yaşam alanlarına etkilerini de kapsadığını bildirdi.

“Suyumuz Altından Daha Değerli”

Karapınar’ın az yağış alan bir bölgede bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, Meke Gölü ve Acıgöl’de yaşanan su kayıpları, obruk oluşumları ve kuruyan sazlıkların su kaynaklarının korunmasının önemini ortaya koyduğu ifade edildi.

Platforma ulaştığı belirtilen bilgilere göre, sondaj çalışmalarına su sağlamak amacıyla Ovacık’taki bir kaynağın yaklaşık 2,5 metre derinleştirildiği ve buradan sondajda yararlanıldığı ileri sürüldü.

Platform, söz konusu işlemin izinlerinin, kullanılan su miktarının ve kaynak üzerindeki olası etkilerinin açıklanmasını istedi.

Sondaj sahasında yedi atık havuzunun bırakıldığı ve bazı boru ve malzemelerin kaynak suyuna yakın bir noktada toprağa gömüldüğü yönünde iddialar bulunduğunu da açıklayan platform, havuzların içeriğinin ve atıkların bertaraf edilme durumunun araştırılmasını talep etti.

Yetkili kurumlara çağrıda bulunan platform temsilcileri, sahada gerekli incelemelerin yapılmasını, sonuçların kamuoyuyla paylaşılmasını ve varsa çevresel kirliliğin giderilmesini istedi.

Tarihî ve Kültürel Miras İçin Koruma Çağrısı

Karacadağ’ın yalnızca doğal kaynaklarıyla değil, tarihî ve kültürel değerleriyle de korunması gerektiğini belirten platform, Akören-Oymalı yeraltı şehirleri, Mennek, Seğ, Keçi ve Kurşunlu kaleleri, mağaralar, sarnıçlar ve tarihî su yollarına dikkat çekti.

Thebessa, Hyde ve Dağören gibi antik yerleşimlerin de bölgenin kültürel zenginliğinin bir parçası olduğu ifade edilen açıklamada, yeraltında gerçekleştirilecek müdahalelerin tarihî varlıklar üzerindeki etkilerinin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Platform, Karacadağ’daki olası madencilik faaliyetlerinin jeolojik yapı, yeraltı su dengesi, zemin kararlılığı, toz oluşumu ve ekosistem üzerindeki etkilerinin bağımsız bilimsel çalışmalarla incelenmesini istedi.

“Jeopark İstiyorsanız Karacadağ’ı Gerçekten Koruyun”

Konya’nın UNESCO Küresel Jeopark hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalarına da değinen Karacadağı Koruma Platformu, Karacadağ’ın koruma politikalarında yeterince öne çıkarılmadığını savundu.

3-4 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Jeokamp sürecinde Karacadağ’ın yeterince gündeme getirilmediğini düşündüklerini belirten platform temsilcileri, jeopark hedefinin doğal ve kültürel değerlerin sahada etkin biçimde korunmasıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Açıklamada, çevrenin korunmasına ilişkin Anayasa’nın 56’ncı maddesi ile kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına yönelik ilgili mevzuatın uygulanması çağrısında bulunuldu.

Platformun Talepleri Açıklandı

Karacadağı Koruma Platformu, basın açıklamasında yetkililere yönelik taleplerini şu başlıklar altında sıraladı:

  • Karacadağ’daki maden arama faaliyetlerinin kalıcı olarak sonlandırılması.
  • Mevcut izin ve ruhsatların durumunun kamuoyuna açıklanması ve bölgenin madencilik faaliyetlerine kapatılması.
  • Sondaj sahasındaki atık havuzları ve gömülü malzemelerle ilgili iddiaların bağımsız biçimde araştırılması.
  • Tespit edilmesi hâlinde atıkların temizlenmesi ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması.
  • Su kaynaklarının, ormanların, meraların, yaban hayatının ve kültür varlıklarının korunması.
  • UNESCO Jeopark sürecinin şeffaf yürütülmesi ve bölge halkının görüşlerinin alınması.
  • İlgili çevre ve kültür varlıklarını koruma mevzuatının eksiksiz uygulanması.

“Karacadağ’da Maden İstemiyoruz”

Sondaj makinelerinin sahadan kaldırılmış olmasının mücadelelerini sona erdirmeyeceğini belirten platform, resmî bir sonlandırma kararı ve güvence bulunmadığı sürece çalışmaların yeniden başlayabileceği endişesini taşıdıklarını bildirdi.

ESAN dâhil hiçbir şirketin Karacadağ’da doğayı ve yaşamı tehdit edebilecek madencilik faaliyetlerine onay vermediklerini açıklayan platform temsilcileri, süreci takip etmeyi, gerekli bilgi ve belgeleri talep etmeyi ve demokratik ve hukuki mücadeleyi sürdürmeyi kararlılıkla devam ettireceklerini ifade etti.

Açıklamanın sonunda Yeşilyurtlular Derneğine, platform bileşenlerine, bilim insanlarına, çevre örgütlerine, meslek ve emek örgütlerine, imza kampanyasına katılan vatandaşlara ve basın açıklamasına destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür edildi.

Karacadağı Koruma Platformu, açıklamasını şu sloganlarla tamamladı:

“Karacadağ’da maden istemiyoruz!”

“Havama, suyuma, toprağıma dokunma!”

“Karacadağ bir rant değil, yaşam alanıdır!”

“Karacadağ’da talana, kıyıma, ranta izin vermeyeceğiz!”

Karacadağı Koruma Platformu adına açıklamayı Yeşilyurtlular Derneği Üyesi Ekrem Göçmen yaptı.