Öncesi ve sonrasıyla tanımlanabilecek iki dönümlü hayatın başrol oyuncusu Necip Fazıl Kısakürek.26 Mayıs 1904 de İstanbul'da başlayıp 25 Mayıs 1983 de yine İstanbul'da biten bir tiyatronun başrol oyuncusu. İki devrelik bir oyun… Aslında adına hayat dediğimiz yaşam. Bu yaşam hikâyesini belki "Beklenen" şiiri ile özetleyebiliriz. Genel olarak hayatının birinci kısmı ilk iki satırda, ikinci kısmı son iki satırda saklıdır…
Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı, seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni, yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni, gelme, artık neye yarar?
    Buna dünyevi aşklardan sıyrılıp uhrevi aşka doğru yürümenin diğer adıdır belkide "Beklenen" şiiri. Kendisinden sonra gelecek birçok şair ve yazara belki ışık tutmuştur Necip Fazıl Kısakürek.1924 yılında her okunduğunda okura yeni kapılar açan Kaldırımlar şiirini yazar ve "Kaldırımlar Şairi" olarak tanınmıştır. Gözünüzü kapattığınızda ve şiiri her okuduğumuzda kaldırım, gece, yalnızlık kavramlarınızı hayallerinizle çiziyor oluyorsunuz. O kaldırımlarda belki kendinizi buluyor veya o kaldırım siz oluyorsunuz.
    Bunun yanında "Sakarya Türküsü" şiiri bilinen eserlerin arasındadır. Necip Fazıl, "Sakarya Türküsü' nü 1949 yılında trenle bir Ankara dönüsü, bozkırlar arasından yol boyunca kıvrıla kıvrıla akısını seyrettiği Sakarya nehrinin verdiği ilhamla yazmıştır. Şiirde bireysel ıstıraplar yerine toplumsal sorunları ön plandadır.Şiir üslup bakımında M. Akif'in Ersoy'un Bülbül şiiriyle benzer özellikler göstermektedir. Şair, Sakarya nehri ile insan arasında (kendi arasında) bir bağlantı kurmaktadır. İnsanın kıvrım kıvrım akması hayatı boyunca karşılaştığı engeller ve zorluklarla mücadelesidir.
    Diğer yandan şairin hayatının büyük kısmı İstanbul'da geçmiştir. Şair deyim yerindeyse İstanbul aşığıdır. "Canım İstanbul " şiiri yazması belki de bundandır. İstanbul'u iliklerimize kadar işletecek başka bir şiir bulmak zordur. Edebi sanatların birbiri ile örtüştüğü, okuduğunuzda oturduğunuz yerden İstanbul'un her yerini gezebileceğiniz bir şiirdir. Zaten okumak gidemediğiniz yerlere gitmek değil midir sevgili okurlar?
    İstanbul'a dair hepimizin anısı hayali vardır. Ben İstanbul'a gittiğimde en büyük hayalim Çamlıca'ya çıkıp bu şiiri okumaktı. Rüzgârın dağların eteklerinden süpürüp getirdiği esinti ile bunu yaptım. Ne diyordu şair;"Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği"
    Necip Fazıl Kısakürek göz açıp ve göz kapamak olarak tanımladığımız bu hayata sayısız şiirler ve yazılarından şiirlerinden etkilenen birçok şairler kazandırmıştır. Şair;

"Gideriz nur yolu izde gideriz,taş bağırda, sular dizde gideriz
Bir gün akşam olur bizde gideriz,kalır dudaklarda şarkımız bizim" 

diyerek 25 Mayıs 1983 günü çok sevdiği İstanbul'da sonsuzluğa yürümüştür. Türk Edebiyatının Sultanü'ş Şuara, "Şairlerin Sultanı" olarak adlandırılan Necip Fazıl Kısakürek'e vefatının 38. yılında rahmet diliyorum.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol