veba ve Kediler

Abone Ol
 Dostlar insan olmak, bize doğuştan verilmiş bir mükâfat değildir. İnsan olmak için doğuştan bize gerekli alt yapı verilir. Bu zemin üzerinde emek vererek insan olma gayreti içerisinde olmak her insan olma potansiyeli içerisinde yaratılmış kişinin varlık sorumluluğudur. Bu sorumluluğunu ölümden önce tamamlayanlar son nefesini bir insan olabilmenin onuru  işle verir. Bunun dışında kalanlar toprağa bir kuru ceset teslim etmenin ötesine geçemeyenlerdir.
        Bu sözümün gerekçesi şudur ki bazılarımız kendilerinin insan olduğu gerekçesi ile hak ve fikir beyanında bulunuyorlar. Ancak ne acıdır ki aynı kişilerden insan olabilme noktasında aynı gayretkeşliğe tanık olamıyoruz. 
       İşte bundan dolayıdır ki her gün aramızda kendini peşinen insan kabul eden ama ne var ki çağın getirdiği rahatsızlıklarla zamanla ruhundaki hayvanlaşmaya dur diyemeyen bir kalabalıkla hayatı paylaşmak zorunda kalıyoruz. 
         Hâlbuki insan öyle bir varlıktır ki asla ihmale gelmez. Son nefese kadar özen ihtimam ve ilgi ister. Bunlardan mahrum kaldığı anda da ruhundaki yabanileşme kimliğini sarıp sarmalar ve neticede ruhunu boğarak bir cesede dönüştürür. İşte bundan dolayıdır ki ibadet ahlakı, ibadet disiplini diye bir şey vardır. Çünkü insan ruhu bir insanın nefsine terk edilemeyecek kadar değerli ve önemlidir. 
        Allah bu anlamda hiçbir kulunu kendi aklına ve duygularına terk etmemiş onu peygamberlik makamı ile rehberliği tabi tutmayı tercih etmiştir. O zaman nasıl olurda biz bu gün gençlerimizi içki, alkolizm, uyuşturucu belalarının zirve yaptığı bir dönemde onların korunması noktasında yapılan girişimleri, devletin korumacı yaklaşımlarını özgürlük gibi içi boş yapay kavramlarla eleştiriye tabi tutmak bu ülkenin medeniyetinden, tarihinden ve inançlarında zerre kadar nasbini almamış bir zihniyetin ürünü olabilir. 
        Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki hepimiz ancak ve anacak son nefesimizi Allah'ın murat ettiği şekilde birer insan kimliği ile terki hayat etmekle sorumluyuz. Ve bu sorumluluğumuzu asla siyasi tercihlerimize kurban etme lüksümüz de olamaz. 
ÇÖZÜM SÜRECİ - 7
         Dostlar, bu gün sizlere Türk siyaset hayatının bir büyük efsane isminden bahsedeceğim. Ama onun kim olduğu noktasında sizlere her hangi bir isim vermeyi düşünmüyorum. 
          Bahsettiğim kişi kimdir? Sorusunun cevabını her Türk vatandaşının ferasetine bırakıyorum. 
          Bu malum çok vatansever siyasetçimizin iktidarı sırasında onlarca banka iç edilip batırıldı. Ama O'nun sesi çıkmadı. İmar İskân Bakanı Marmara depremi olan Sakarya'ya da daha cesetler enkaz altından çıkarılmadan inşaat malzemesi mağazası açtı, onun sesi gene çıkmadı. Kendine bağlı devlet kurumlarının kapısında evcil hayvanlar ve başörtülüler giremez yazıyordu. Kendisine defalarca yapılan uyarı ve hatırlatmalara rağmen o yazıları indirtmedi. Müslümanlara cevap vermek içinse tenezzül edip o gür sesini kullanmadı. Üstelik kendi partisinden milletvekili olan örtülü bayanın başını açtırdı.  Kur'an Kursları kapatıldı, İmam Hatipler kapatıldı. 8 yıllık eğitimden önce Kuran öğrenmek bu ülkede yasaklandı ama onun sesi gene çıkmadı. apoyu idamdan kurtarma operasyonuna ortak oldu, asmadı. Aradan geçen onca seneye rağmen hala gerekçesini açıklayacak iki cümle laf yapmadı. A. Necdet Sezer gibi bir solcuyu bu ülkeye cumhurbaşkanı yaptı. A. Necdet Sezer, PKK ve DHKPC li militanlardan yüzlercesini hiçbir gerekçe göstermeden hapisten kurtarırken onun muhteşem sesinin çıktığına kimse tanık olamadı. 
        Ama şimdi öylemi? İzmir Konak meydanında Adana bulvarlarındaki performansını gördünüz değil mi. Adeta hançeresini yırtarcasına bağırıyor. Bizde merak edip duruyorduk bu zatı muhterem siyasetçimizin sesi ne zaman, ne için çıkacak diye. Demek ki onun milliyetçiliği bu günler içinmiş. Perinçek, Balbay, T. Özkan hapiste Baykal ise yedek kulübesinde. O zaman İzmir'in meydanları öksüz, yetim kalacak değildi ya. Ey Türk dünyası duy sesimizi! Bu gelen yeni model milliyetçiliğin sesi!