çünkü bir millet neye inanır ve bugün hangi değerler üzerinde ilerlemeyi, yükselmeyi tercih ederse, yarınları da o inanç ve değerler doğrultusunda şekillenir. Bugün binlerce yıllık kadim millet ve devlet geleneğimizi yeni yüzyıla taşırken, gayemiz; bir gelecek tasavvuru ötesinde, geçmişten gelen engin ve eşsiz mirasın geleceğe taşınması sorumluluğuyla birlikte, kökleri derinlere uzanan bir iradenin şuuruyla daha güçlü yarınlar inşa etmek için uğraş vermek, hepimizin ortak kararlılığı olmalı.
Kadim devletimizin ve milletimizin yürüyüşündeki yeni bir istikamet olan "Türkiye Yüzyılı" sadece bir siyasi hedef ya da gündelik siyasal bir söylem olarak görülmemeli. Bu vizyon, milletimizin istiklal ve istikbal mücadelesinde yeni bir merhaleyi temsil ediyor esasında. Bu vizyon, geçmişte verdiğimiz kurtuluş ve kuruluş mücadelelerinin bir devamı, aynı zamanda da geleceğe dair bir taahhüt. Bu bağlamda yalnızca ekonomik kalkınmayı ya da teknolojik ilerlemeyi hedefleyen dar bir anlayış değil; adaletin, milli iradenin, bağımsızlığın ve güçlü bir devlet ve millet olma idealinin yeniden ve daha yüksek bir sesle bir kez daha ilanı. Bu yol haritası, siyasi bir proje olmanın ötesinde, milletimizin ortak ideallerinin, iradesinin, tarihi birikiminin ve bugünkü eylemlerinin bir izdüşümü.
Türkiye Yüzyılı vizyonu, elbette ki yalnızca Ankara'dan ya da büyükşehirlerimizden yönetilen bir devlet tahayyülü olmamalı. Tam aksine Anadolu'nun her yanından yükselen iradeyle anlam kazanan bir yolculuk olmalı. Hatta bu satırları yazarlarken aklıma Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in bir sözü geldi. "Bu üzerinde çok düşünülmüş ve planlanmış uzun bir yürüyüştür." milletimizi ve devletimizi daha güzel ve güçlü yarınlara taşıyacak bu yürüyüş salt bir merkez siyaseti anlayışla yürütülmemeli. Milli hedeflerimizin kutlu karargâhı Ankara'mızdan öte Anadolu'muzun en ücra köyünden, en küçük ilçesinden çıkan sesle; tarlasında alın teri döken çiftçimizin gayretiyle, esnafımızın sabahın erken saatlerinde açtığı dükkân yaptığı tertemiz işiyle, kadınlarımızın emsalsiz emekleriyle, gençlerimizin geleceğe dair kurduğu hayallerle anlam kazanan kutlu bir yolculuk olmalı. Çünkü milli hedefler, büyük milletlerin büyük idealleri ancak küçük ama samimi adımların birleşmesiyle yücelir.Biz milletimizin bu marifetini milli mücadele dönemimizden iyi biliriz. Küçük adımların nasıl büyük ve anlamlı işlere vesile olduğunu hepimiz biliyoruz.Bu bağlamda milli hedeflerimizin, yerelden atılan küçük ama güçlü adımlarla da büyük anlamlar kazanacağına, küçük beldelerden, ilçelerden doğan katkıların, büyük siyasetin pusulasını belirleyeceğine inanalım ve bu inançla adımlarımızı hızlandıralım.
Bugün ben başkentten baktığımda, "yerelin siyasete katkısı nedir, ne olabilir?" sorusuna net cevaplar vermeye çalışıyorum. Türkiye'nin geleceği, yalnızca başkentteki kararlarla değil, yereldeki dinamizmle şekillenir. Biliyoruz ki tarımda, enerjide, eğitimde, toplumsal dayanışmada ortaya konan her kararlı adım, ülke siyasetinin temel taşlarını oluşturur. Örneğin bir beldemize yapılan güneş enerjisi yatırımları, yalnızca bir beldenin, ilçenin, bölgenin değil, bütün ülkenin enerji güvenliğini ilgilendiren stratejik bir adımdır. Aynı şekilde, Anadolu'daki her aile ocağı, toplumsal istikrarın ve milli hedeflerin korunmasında birer kale değerinde görmek tam yerinde bir tespittir.
"Türkiye Yüzyılı" söylemi, büyük ve iddialı bir vizyonu dile getiriyor. Ama bu vizyonun başarıya ulaşması için, yerel siyasetin canlı ve üretken olması şarttır. Yerelde güçlü katılım, milli hedeflere hem meşruiyet hem de güç kazandırır. Yerel basının, belediyelerin, sivil toplumun ve halkın gündelik hayata dair küçük gibi görünen sorunları dile getirmesi, bu sorunlara çözüm yolları araması ve sorunların çözümünde mutabakat yaratılması aslında milli iradenin sahici tezahürüdür.
Unutmamalıyız ki, demokrasi en çok yerelden beslenir. Halkın iradesi, sandıkta ortaya konduğu kadar, yerel meselelerde sergilenen dayanışmada da görünür. Eğer biz yerelden başlayarak Türkiye'nin her köşesinde adalet, eşitlik ve katılımı güçlendirirsek, bu vizyon yalnızca bir siyasi söylem olmaktan çıkar; gerçek bir toplumsal dönüşümün adı olur. Bu bağlamda biz milli hedeflerimizi her geçen gün hakikate dönüştürürüz.
Ezcümle her bireyin göstereceği küçük bir çaba, her şehrin ortaya koyacağı ortak irade, Türkiye'nin güçlü yarınlarını inşa eden büyük taşlar olur. Bizim görevimiz, geçmişin mirasını geleceğe taşırken, her adımda birbirimize destek olmak ve ortak ideallerimiz için kenetlenmektir. Dilerim ki, Türkiye'nin her köşesinde yükselen bu bilinç ve kararlılık, yalnızca milli hedeflerimizin, Türkiye Yüzyılı vizyonunun gerçekleşmesini sağlamakla kalmaz; aynı zamanda milletimizin birliğini, dayanışmasını ve umutla dolu yarınlarını da pekiştirir.