Bakın geçenlerde Perşembe günü vefat eden gazeteci ve televizyoncu Kanal D Haber Yayın Grup Başkanı ve gazetelerde ses getiren manşetleri, tehlikeli görevleri ve sayısız başarılarla dolu, Türkiye’nin en önemli televizyon habercilerini yetiştiren ve torununu çok seven Mehmet Ali Birand’ı kaybettik, ardından binlerce öğrenci yetiştiren hoşgörülü ve Atatürk’çü İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Toktamış Ateş’i kaybettik. Her ikisine de Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve çalışma arkadaşlarına, sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Yine geçenlerde İlçemize hizmet eden ve hizmet etme aşkıyla Ankara’nın yolunu tutan Belediye Başkanı Mehmet Mugayıtoğlu, AK Parti Karapınar İlçe Başkanı Mehmet Yaka ve Meclis Üyeleri sis ve yolda gizli buzlanma nedeniyle beklenmedik bir kaza geçirdiklerini üzülerek öğrendik.
Allah’a şükür ki ölümlü bir kaza olmadığını duyunca sevindik. AK Parti Karapınar İlçe Başkanı Mehmet Yaka, Belediye Meclis üyelerinden Ahmet Gedikoğlu, Mehmet Orman, makam şoförü ZekiBarutçu kazada yaralı olarak kurtuldukları ve tedavilerinin çeşitli hastanelerde yapıldığı ve Ahmet Gedikoğlu ile Mehmet Orman’ın tedavilerinin devam etmekte olduğunu öğrendim. Büyük geçmiş olsun derken Cenab-ı Allah’tan hepsine acil şifalar dilerim.
30 yıla yakın Belediyemizin çeşitli birimlerinde görev yapan bir kişi olarak Belediye’nin ne zorluklarla görev yaptığını çok iyi bilirim. Vatandaşımızın ayağına taş dokunsa belediyeden bilirler. Belediye de görev yapan Belediye Başkanı ve Meclis üyeleri olsun encümen üyeleri olsun yeri gelir ev ve işyerlerindeki işlerini bırakıp, toplumun yararına olan işlere koşarlar. Toplantılara, seminerlere, konferanslara katılırlar ve halkın hizmetini en iyi şekilde yürütmek için didinir dururlar. Ankara’ya memleketin işleri için gideceklerse erkenden yola çıkarlar. Yani şunu demek istiyorum işleri ve görevleri çok ağır ve meşakkatlidir. Kolay değil toplumun istek ve ihtiyaçlarına cevap vermek. Gece gündüz çalışmak ister. Elini taşın altına koyarlar. Gelmiş geçmiş Belediye Başkanlarına, Meclis üyelerine, Encümen üyelerine şükranlarımı sunar, başarılarının devamını dilerim. Belediye birim amirleri ve memurları da aynı şekilde yüksek tempoda çalışırlar. Hepsine görevlerinde üstün başarılar dilerim.
Tembel- çalışkan, doğru - yanlış, iyilik- kötülük, olumlu- olumsuz, iyimser,- kötümser gibi bir çok şeyin altüst olduğu bu karmaşık yaşamda mutlaka karşıt olan durumlar da bulunmaktadır.
Emek ve Bilgi çok önemsediğim ve beğendiğim iki değerdir. İyilik tarafından gelir. Ya tebessüm eden insanlar. İnsanlara güzel davranan ve güzel iletişim kuran insanlara, barıştan, sevgiden yana olanlara can kurban.
Başkalarının haklarına saygı gösterenler, dayanışma, yardımlaşma ve paylaşmayı benimseyenler, ahlaklı, edepli ve akıllı olanlar, olumsuzluk üretmeyip çözüm üretenler ve her şeye güzel bakıp güzel görenler yani önemli olan topluma, cemiyete, ailesine, çevresine faydalı iyi insan olmayı başarabilmektir.
İşini güzel, doğru dürüst yapan insanların mutlaka hayallerini gerçekleştirdiklerini az çok biliyorum. İnanırsanız başarırsınız. İnanmazsanız başaramazsınız. Zirveye gitmenin anahtarı inançtır.
Hz. Mevlana Mesnevisinden şöyle bir yazı okumuştum “ BİR ADAM, Bir gece Rabbinin adını anıyor, “Allah Allah” diyerek O’nun ismini zikrediyordu. Şeytan geldi ve ona dedi:
“Bunca zamandır senin “ Allah Allah” deyişine karşılık, Allah bir kerecik olsun, “Ne istiyorsun ey kulum!” dedi mi?
Sen daha ne vakte kadar böyle Allah Allah deyip duracaksın. Hiç utanman sıkılman yok mu? Sana bir cevap gelmiyor görmüyor musun?”
Adamcağızın neşesi kaçtı, gönlü kırıldı. Rabbini anmaktan vazgeçti ve başını yastığa gömüp uyudu.
Rüyasında yemyeşil çayırlık çimenlik bir yerde bilge bir adam gördü.
Bile ona şöyle dedi:
“Ne diye Rabbini anmaktan vazgeçtin! Neden Allah’ın ismini anmaktan pişman oldun?”
O şaşkın adam bilgeye şöyle cevap verdi:
“Bunca zamandır Allah Allah derim, ama bir kerecik olsun Rabbim bana cevap vermedi! Allah’ın kapısından kovulacağımdan korkuyorum..”
Bilge Dedi ki:
“Senin Allah deyişin, Allah’ın Söyle ey kulum demesidir. Çünkü O’nun adını anma sevgisini kalbine koyan ve O’na yalvarma ihtiyacını sana hissettiren Allah’tır. Senin “Rabbim” demen, O’nun “Kulum” demesinden başka nedir ki?”
Dünyanın en tatlı ve en tatsız şeyi
Bir zamanlar, yaşlı bir kabile şefi kendisinden sonra kabilenin başına geçecek şef adayının ne kadar bilge olduğunu anlamak istedi. Bunun üzerine her şef adayının iki çeşit yemek yapmasına karar verdi. Birinci yemek, dünyanın en güzel ve lezzetli, ikinci yemek de en kötü ve tatsız yemeği olmalıydı. Belirlenen günde, genç şef adayı yaşlı şefin önüne çok iyi pişirilmiş, harika derecede lezzetli bir inek dili koydu. Çeşitli sebzelerle süslenmiş bu yemek gerçekten çok lezzetliydi. Ertesi gün, genç adam yaşlı şefin önüne en kötü ve lezzetsiz yemeğini getirecekti. Ama genç, yaşlı şefin önüne bir önceki günle tıpatıp aynı yemeği koydu; DİL! Bunun nedenini soran yaşlı şef, alacağı cevapla yerine geçecek adamın kendisinden daha bilge olduğunu anladı: “ Dünyanın en lezzetli şeyi DİLDİR; Çünkü hakikati dile getirip insanların iyiliği bulmasına yardım eder. Doğru sözler başka insanları doğru yola yöneltir ve onları cesaretlendirir. DİLLER, sevgi ve ahenk kelimeleriyle bütün köyümüzü bir arada tutar. DİL, dünyanın en tatlı şeyi olduğu gibi en kötü şeyi de olabilir. Öfke ve yalan söyleyen DİLLER insanları kırar, onları yanlışa yöneltir. DİLİN, söylediği yalanlarla bir toplum parça parça olur. Bütün silahlardan daha korkunç şekilde köyümüzü felakete sürükleyebilir…”
TATLI DİLE GÜLER YÜZE DOYULUR MU?, DOYULUR MU? Saygılarımla