Sende Kimsin?

Abone Ol

''Duydum ki kapıma gelmiş,tokmak olmadığı için kapıya vurmadan
geri dönmüşsün.Bilmez misin,kalp kapısının tokmağa ihtiyacı yoktur,o
ancak içeriden açılır.''


(Hz.Mevlana)
Eskilerimi atmaya kıyamadığımdan beri eski olan herşeye
saygım vardır.Hani bazen sandığınızda ara ara açıp maziyi
hatırladığınız kutularınız vardır;Annemin yadigarı,arkadaşımın
armağanıydı dediğiniz.Kimi zaman kurutulmuş bir gül yaprağı ya da
siyah beyaz bir resim,kimi zamanda bir çift kol düğmesi.Hepsi geçmişi
hatırlatan bir simgedir.Eskiden her evin bir kapı tokmağı
olurmuş.Gelen tokmağa en az üç kere vurur çıkan olmazsa
gidermiş.Üç'den fazla vurulmaz,içeriden çıkanın durumu uygun
olmayabilir diye beklenirmiş kafası önde.Bu hem sünnet hem de işin
edebindendir.
''Eskiden bir adam varmış.Çok büyük bir Allah sevgisiyle yaşar
tüm nefsi duygularına set çekmesini becerebiliyormuş.Gün gelmiş fark
etmiş ki kendini tamamlayacak bir yüreğe ihtiyaç duymuş.Tüm samimi
duygularıyla semtinde bulunan tüm apartman dairelerinin posta
kutularına gönlünden geçen herşeyi yazdığı mektuplar bırakıyor fakat
aradan onca zaman geçmesine rağmen kimseden cevap gelmiyormuş.Ama bir
sabah evinin posta kutusunu kontrol eden adam bir mektup
görür,heyecanla açar, bakar bir çırpıda okur,aynı kendi duygularına eş
samimi cevaplarmış yazılanlar.Gel zaman git zaman tam beş yıl
birbirini hiç görmeyen bu çift yürek mektuplaşır,tamamen deruni ve
kalbi bir hisle.Sonra adam artık kızı görmek istediğini söyler ve gün
belirlenir.Kız yakamda karanfil olacak beni öyle tanıyabilirsin der ve
o gün gelir çatar.Sözleştikleri yere erkenden gelen adam heyecanla
bekler bir de ne görsün karşıdan ilahi gözle büyüttüğü tam
hayallerindeki gibi bir kız beliriverir,fakat yakasında karanfil
yoktur.Adamın önünden geçip giden kız oğlana bakmaz bile.Büyük bir
hüsranla bakakalan adam karşısında dikilen orta yaşlı bir hanım ve
yakasındaki karanfile takılır kalır.Genç adam yaşadığı şoku belli
etmez ben Allah rızası için sevdim fiziki görünüşe aldanıp hata
yapmamalıyım der ve kendini tanıtır.Kadın dayanamaz ve kusura bakmayın
beklediğiniz kız ben değilim şu arkanızdaki bayan sizi görünce
heyecanlandı sizin tepkinizi denemek için karanfili benim yakama
iliştiriverdi.Asıl beklediğin o kızdı git ona der ve genç çift
yollarını birleştirirler.''
Şimdi bu hikayeden önünüze gelene gönül verin,akıl almaz
hatalar yapın demiyorum,gönül gezdirmek değil vermek istediğim
mesaj.Anlatmak istediğim her çalınan kapıya karşılık verilmez,verilse
o kapının kapı hükmü de kalmaz,tokmak özelliğide.Günümüzde her önüne
gelen kapıyı çalanların sayısı ve kapıyı hiç düşünmeden açanların
sayısı arttığı için ilk başta beni algılamanız zor gelebilir.İlk ve
son kapılarımız kalmadı,hadi madem açtın diyelim fiziki görünüşe aldanıp neden gönül kırıyorsun.Bu tamamen ne istediğini bilmemektir.Zaten eskisi gibi özel konuklarımızı misafir
edebileceğimiz özene bezene hazırladığımız odalarımız da yok.Misafir
odalarına ev ahalisinden kimseler konulmazdı,kimsenin
dağıtmasına,düzenin bozulmasına izin verilmezdi.Ama şimdilerde öyle
kalmadı misafire özel konuk muamelesi yapmak,havlular,bardaklar
hazırlamak.
Daraldığın zamanlar olacaktır hayat denen nefes
aralarında.Taşıdığın beden ağır bile gelecektir zamanla
ruhuna.Karanlıktan ve yalnızlıktan ne kork ne de gözyaşı olup aksın
hüzünler o gözlerinden,çünkü her gece iki gündüz arasındadır.Her
karanlığın bir aydınlığı mutlaka vardır.Yeter ki günün her anında neyi
istediğine dikkat edebilmeli insan.
Sanırım kapınız çalıyor sakın ''KİM O'' demeden açmayın!!Zira
kapıdaki beklediğiniz olmayabilir.İçinize giren çıkan belli
olsun!!!...
Ne kadar sürcilisan etmiş isek aşk ola..