Sen Hangi Gözünü Daha Çok Seversin
Üzülme! Seni bir İşiten var. Seni, senin kendini bile sevmenden önce O sevdi. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.
İlim ve başörtüsü gözü gibidir insanın.Ne ilimden vazgeçilir ne de başörtüsünden.28 şubat sürecinde okullara alınmadığımızda dilimizde bazen dualar bazen beddualar oldu.Sadece yutkunup dua ettik ''Ya Rabbi cennet gibi baharlar gelecektir sana inancımız sonsuz,bizden sonra ki başörtülülere cennet gibi baharlar ver.'' Kimimiz okullarını yarıda bırakıp ayrıldılar,kimimiz açıp derslere girdiler.Hocalarımızla sınıftaki erkek arkadaşların yüzüne bakmaya utanırdık,çoğu zaman onların bile ağladığını görürdük.Hepimiz çaresizlikten ağlıyorduk.Hiçbirimiz kalkıp da kapıdaki polislere taş atıp,yüreğimiz yanarken okullarımızı yakıp yıkmadık.Susmak zorunda kalmanın,insana acı verdiğini hatırlayan dostlarım bilirler.Ben kalemimle katıldığım yarışmalara sırf başörtülüyüm diye açık bir arkadaşın benim adıma aldığı ödülün hüznünü çekerken polise taş atmadım ''emir kulu'' diye,esnafın camlarını kırmadım ''kul hakkı-milli servet'' diye.Biz o gün ağlarken nerdeydi şimdi ki düşünce adamları,sanatçılar,aslında hiçbirşey bilmeyen klavye avcıları.Güya ağaçların haklarını korumak için eylem yapanlar,en temel haklarını başörtüleri çiğnenirken niye sustular.Bizim sessiz çığlıklarımıza neden kulak kapamışlardı.
Bu yazıyı okuyan herkeste bu acı vardır biliyorum.Bizim annelerimiz başı örtülü diye yemin törenlerimize alınmadı.Kamuda çalışamadı.Gizli gizli namaz kıldık,Ya işten kovulduk,ya fişlendik.Devlet bir zamanlar resmen ikinci sınıf muamelesi yaptı,subay olamadık,polisliğe alınmadık.Sinema ve dizilerde başörtülüler hizmetli rolünden çıkamadı.Yıllarca hor görüldük,dışlandık ama hiçbir zaman polise molotof ve hava fişek fırlatmadık.Polis aracını ters çevirmedik.Devlete millete asi olmadık.
Duaların taşlardan daha güçlü olduğunu bilmeyenler,ne demek istediğimi anlayamazlar.Bu yazı uzar gider daha yazacak çok şey var ama yine de dua ediyor,dua bekliyoruz.Rabbim o günleri tekrar yaşatmasın.Ne ilimden ne baş örtümüzden ayırmasın.Biz iki gözümüzü de çok seviyoruz ikisine de toz kondurmasın Rabbim,evlatlarımız ilim kokan sıralarda nurlansınlar..
Ne kadar sürcilisan etmiş isek aşk ola...
- - - -