Dostlar, Türkiye Cumhuriyeti köklü bir geleneğe, devlet anlayışına ve medeniyet algısına sahip bir devlettir. Bu nitelikleri gereği olarak ta dönem dönem bir takım sarsıntılarla karşılaşıyor olsa da netice de yeniden ayakta kalmayı başaran bir devlet geleneğine sahiptir.
Efendimiz Hz. Muhammed (Sav)’de öyle buyurmuyorlar mı? Bir hadis-i Şeriflerinde kafirleri görkemli ağaçlara, mü’mini ise otlara benzetiyor. Her ne kadar ağaçlar iri ve görkemli olsalar da büyük fırtınalar sonrasında kırılırlar ve bir daha asla ayağa kalkamazlar. Mü’min ise fırtınada ne kadar sarsılsa da her fırtınanın arkasında bayırlar gibi yeniden ayağa kalkar ve hayata devam ederler.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu kadar çok fırtınaya maruz kalması boşuna değil tabi ki. Gerek insanlık aleminde milletimizin taşıdığı ulvi, manevi değerler, temsil ettiği medeniyet algısı, içinde bulunduğu coğrafyanın stratejik önemi ülkemizin kaçınılmaz olarak fırtınalara maruz kalmasına yol açmaktadır.
Bir takım ülkelerde seçimler sessiz ve sakin geçerken bizde gerek iç gerekse dış mihrakların katkısı ile bir gerilim sürecine dönüşmektedir. Çünkü dünyanın egemen güçleri değişen ve dönüşen dünya da karşıların kontrol edemedikleri güçlü bir İslam ülkesi görmekten korkmakta, bu korkularının neticesinde de seçimleri Türk Milleti’nin iradesine müdahale ederek ber taraf etmeye çalışmaktadırlar.
Ancak ne var ki Türk Milleti gelişen dünyanın hızlı bilgi akış ağı içerisinde kendi konumunu iyi anlamış ve bundan dolayı da suni gündemlerle milli iradesine müdahale edilmesine izin vermeyecek kadar onurlu, vakarlı bir tavırla hareket etmeyi başarmaktadır.
İşte arkada bırakmış olduğumuz seçim bunun en güzel kanıtıdır. Aslında bir takım iç ve dış dinamikler hemen kuzeyimizde Ukrayna’da yaşanan büyük kaosu Türkiye için tasarlıyorlardı. Önce seçimle mevcut devlet iradesini zafiyete uğratmak daha sonra da sokak olayları ve eylemlerle toplumsal kaos ortamı oluşturmak… Yani ülkeyi yönetilemez duruma düşürerek Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Halkını acınası bir duruma düşürmek istiyorlardı. Bunu yaparken de ülkenin sokaklarında akan kan ve göz yaşını bir kahramanlık hikayesi gibi ekranlara yansıtarak masum halkın özgürlük arayışı olarak kılıflandıracaklardı. Yani halk tabiri ile olaylara gerçek anlamda çanak tutacak, alevlendirmeye çalışacaklardı.
Ne var ki tüm bu planları Türk halkının feraseti ile aşıldı. Ellerinde ki plan daha başlamadan geçerliliğini kaybetti. Hatta sırf bu amaçla büyük umut besledikleri ve kullandıkları cemaat yapılanması onları kelimenin tam anlamı ile hüsrana uğrattı. Cemaatin toplum üzerinde büyük etkisi olduğu zannı ile hareket eden ve onun arkasında durarak operasyonlar düzenleyen zihniyet Türk Milleti’nin manevi duygularını istismar etmeye çalıştı. Ama ne var ki Aziz Türk Milleti geniş katılımlı ve koalisyonlu bu tiyatronun ne kadar art niyetli bir planlama olduğunu anladı ve planlarını alt üst edecek bir refleksle kahramanlık hikayesi yazdı.
Dostlar, ne var ki maç bitmiş değil. Oyun devam ediyor. Dinamik güçler önümüzde ki süreçte ülkemizde iki büyük seçim daha var olduğu bilinci ile şu anda maçın ikinci evresi için taktik arayışı içerisindeler. Çünkü bu mücadele üç evreden oluşuyor. Biz şu anda sadece birinci evreyi atlattık. Ama önemli olan maçın ikinci ve son evresinde de dünyadaki karanlık güçlerin Siyonist emellerini kursağında bırakacak bir uyanıklık içerisinde hareket etmektir. Eğer maçın kalan son iki evresinde de Aziz Türk Milleti kendi üzerine düşen onurlu, vakarlı duruşu gösterip kendi milli iradesine sahip çıkarsa emin olun hem Türkiye Cumhuriyeti için hem de bütün Türk-İslam alemi için güzel günler çok yakın.
Tarihin her evresine kendi imzasını atmayı başarmış olan bu millet, çok yakın bir gelecekte insanlık hafızasına kendi kutlu doğrularını bir kere daha kazıyacaktır.
Allah’a emanet olun, selametle kalın.