Seçim öncesi herkes elinde ne varsa ortaya döktü, tek hedef kazanmaktı…Ortalık edebe adaba sığmayan sözlerle davranışlarla doldu taştı…Çocuklarımdan utandım…Öğrencilerimden utandım…Sosyal medya alabildiğince çirkefleşti…Fikri olmayanlar başkalarının sözlerini, resimlerini yani kendilerine ait olmayan alıntıları paylaşarak fikir kiralamış oldular…Futbol takımını tutmayı beceremeyen bizler gönül verdiğimiz siyasi partiyi de tutmayı beceremedik…Bizim gibi düşünmeyenleri afaroz ettik…Sonuçta arkada birçok kırıklıklar, parçalar bıraktık…Ağzımızdan çıkanı kulaklarımız duymadı…Ağzımızdan çıkanlarla sevdiklerimizi üzdük, onları yaraladık…Peki, değdi mi? Gerçekten de kazanan kim var? Bence sevdiklerimizi kaybetmişsek kimse kazanamamış demektir.
Allah insana akıl bahşetmiştir. Kendisine hediye edilen bu aklı da yine kendisinin kullanmasını istemiştir. İnsan düşüncelerini özgürce söyleyebilmeli…Yalnız burada unutulmaması gereken bir nokta var ki bizim kullandığımız özgürlük, karşımızdaki kişinin özgürlük alanına giriyorsa ve buna da “özgürlük var” diyorsa bir insan, burada özgürlükten söz etmek doğru değildir.
Hepimizin değerleri vardır…Vatanımız, bayrağımız, marşımız bizim büyük değerlerimizdendir. Annemiz, babamız, kardeşlerimiz, eşimiz, çocuklarımız, inançlarımız, siyasi düşüncelerimiz, tuttuğumuz futbol takımı bizim değerimizdir…Bunlara dil uzatılmasından, bunlarla alay edilmesinden, aşağılanmasından hepimiz rahatsız oluruz…Rahatsız olabileceğimiz sözlerin bize söylenmesini, hoşlanmayacağımız davranışların bize yapılmasını nasıl istemiyorsak biz de karşımızdakine o şekilde davranmalıyız.
Ağzımızdan çıkanı kulağımız duymalı, yoksa pişmanlıklarımız artar. İnsan hayatında ne kadar çok pişmanlık varsa yaşam da o kadar zorlar insanı…Düşünmek lazım…