SAMİMİYET TESTİ

Abone Ol

       Dostlar, toplum olarak imtihan edilmeye alıştık. Hayatımız bir dizi imtihan sürecinin neticesine göre şekilleniyor. Belki toplum olarak hem eğitim yaşantımızda hem de toplumsal yaşam koşulları içerisinde bu kadar imtihana tabi olmak çok cazip gelmiyor, zaman zaman bizi öfkelendiriyorsa da ben bu kadar imtihan dolu bir yaşantının toplum olarak bizleri olgunlaştırdığı ve manevi olarak diri olmamıza vesile olduğunu düşünüyorum.

      Çünkü, imtihanla dolu bir hayatı doğru soluklanmak, imtihan sürecinde doğru cevapları verebilmek ancak milli ve manevi köklerinden gıdalanabilen, toplumsal değerler birikimimizle barışık yaşayabilen insanların işidir. Anadolu coğrafyasında 1000 yıllık toplumsal hikâyemizi özümseyebilmek, bu hikâyenin içinde bir figür olabilmeyi başarabilmek imtihanlarla dolu bir süreci başarıyla tamamlamanın temel şartlarından biridir.

        Ne zaman 1071 tarihinde Komutan Alp Arslan’la duygu ve düşünce olarak temas kurabildik, ne kadar Niğbolu’da Yıldırım Bayezit’le hasbihal edebildik, Kosova Ovasında Sultan I. Murat’ın şehadetine şahitlik yapabildik işte o kadar imtihanlar sürecine hazır bir duruş kazanabilmişiz demektir. Ne kadar, 1400 yıl öncesinde insanlığın ufkuna doğan Efendimizin sünnetine ittiba ederek O’nun ashabının ruh haline tanıklık yapabilmişsek imtihanlar bizim için bir problemden ziyade toplumsal anlamda sınıf atlama vesilesi olacaktır.

          İmtihan konusunu bu hafta konu başlığı yapmamın en temel nedeni önümüzdeki bir yıla yakın sürecin toplumsal imtihanlarla dolu bir dönem olacağına dair ön görümüzden kaynaklanmaktadır. Çünkü içinde bulunduğumuz dönem dünyanın ekonomik ve siyasi dengelerinin hızla değişim göstermeye yüz tuttuğu bir süreçtir. Bu kadar büyük değişimlerin gündemde olduğu dönemlerde dünyanın egemen güçleri mevcut pozisyonlarını ve çıkarlarını koruyabilmek adına acımasız operasyonlar girmekten kaçınmazlar. Eğer operasyon için karar verememişlerse operasyon sonrası sürece karar verinceye kadar bu ülkelerin kaos ve çatışma ortamında kalarak oyalanmasını sağlarlar. Bu iddiama en güzel kanıt hemen yanı başımızdaki Suriye’dir. Bu gün Suriye’nin neden bu kadar uzun süre kaosta kaldığını düşünüyorsanız cevap çok açıktır. Çünkü egemen güçler operasyon sonrasına karar veremedikleri için kan ve gözyaşı ile dolu mevcut sürecin uzamasına göz yummaktadırlar.

       İşte tam böylesi bir süreçte içinde bulunduğu coğrafyada ekonomik ve siyasi dinamizmi ile dikkatleri üzerinde toplayan Türkiye’nin kontrol dışı kendi siyasi ve ekonomik politikasını belirlemesine asla izin vermek istemezler. Bu güne kadar egemen güçler böylesi zamanlar için sahip oldukları çok güçlü bir silahları vardı. O da terör. Türkiye ne zaman seçim sürecine girse terör baronlarının desteği ile ülke kan ve gözyaşına boğulur, sonrada iç siyasi organlar bu süreci kendi adlarına istismar ederek çıkar sağlamaya çalışır. En sonunda da her kez kendi hesabına çıkar sağlayarak süreci kontrol etmeye çalışırdı.

      Ama bu gün durum çok farklı ilk kez Türkiye terörün olmadığı bir ortamda seçim sürecine yürüyor. İşte bu durum bir takım menfaat guruplarını rahatsız ediyor. Bu ülkenin insanını terör olmadan nasıl korkutup, kışkırtacaklar? Mevcut iktidar adayları nasıl diz çöktürülerek pazarlığa zorlanacaklar?

     Şu aşamada terörün Türkiye gündeminden uzaklaşmasını kabullenemeyenlerin elinde tek bir malzeme var. O da teröristlere taviz veriliyor propogandasıdır. İşte tam bu nokta belki de halkımızın en büyük imtihan konusu olacaktır. Eğer halkımız gerçekten olgun ve samimi duygularla hareket etmeyi başarır, ülkenin barış ve huzur ortamına sahip çıkma sorumluluğunu üstlenebilirse bu imtihanı da başarıyla atlatmış olacaktır. İşte o zaman ülkemizin geleceğine çok daha güvenle ve iyi duygularla bakabilme şansımız olacaktır.

      Ben, bu süreci Türk halkı için bir samimiyet testi olarak görüyorum.

        Gerçekten ülkesine sevgi beslediğini iddia edenler,

         Türk halkının değerlerine saygılı olduğunun iddiası içerisinde olanlar,

          Bu ülkenin bulunduğu coğrafyada huzur ve güven adası olduğunu ve olması gerektiğini ifade edenler,

         Bu ülkenin bütün etnik unsurları ile birlikte insanca yaşamanın tek adresi olduğu iddiası içerisinde olanlar

          İşte hepiniz için hodri meydan. İmtihan başlıyor. Egemen güçler, baronlar, süreci istismar etmeye hazır siyasi dinamikler herkes yerini almış durumda. O zaman hepimiz bu sürecin aktif birer unsuru olarak ve bu ülkenin gerçek sahipleri olarak iddialarımıza sahip çıkmak ve samimiyetle Türkiye Cumhuriyeti’nin ve halkının geleceğine samimiyetle sahip çıkmak zorundayız.

      Eğer bunu başarırsak kendi adıma bu milletin ve devletin geleceğine dair çok daha iyimser ve umutlu olacağım.

                        Allah’a emanet olun.