<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Karapınar Son dakika Haberleri,  Karapınar Güncel Haberler, Konya Karapınar Yerel Haberleri,  Karapınar İnternet Gazetesi</title>
    <link>https://www.yesilpinargazetesi.com</link>
    <description>Karapınar Son dakika Haberleri,  Karapınar Güncel Haberler, Konya Karapınar Yerel Haberleri,  Karapınar İnternet Gazetesi, Karapınar</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Yeşilpınar Gazetesi Sit. yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılmaz.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Jul 2026 16:39:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu Belirtiler Varsa Dikkat: Kolonoskopi İle Risk Azaltılabiliyor!]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/bu-belirtiler-varsa-dikkat-kolonoskopi-ile-risk-azaltilabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/bu-belirtiler-varsa-dikkat-kolonoskopi-ile-risk-azaltilabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kolon (kalın bağırsak) kanseri, dünyada ve ülkemizde en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Hatta öyle ki, tarama yaşı son yıllarda 45’e kadar geriledi. Bazı belirtiler ve taramalar, kanseri erkenden kontrol altına alabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolon kanserlerinin büyük bir kısmı, bağırsak duvarında oluşan ve zamanla kansere dönüşebilen poliplerden gelişiyor. Bu nedenle poliplerin erken dönemde tespit edilmesi ve çıkarılması, kanser oluşumunun önüne geçilmesinde kritik rol oynuyor. Kolonoskopi ise bu noktada hem tanı koyan hem de koruyucu özellik taşıyan en etkili yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.<br />
<br />
<strong>Bu Belirtiler Göz Ardı Edilmemeli</strong><br />
<strong>Central Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayşegül Öziş’e göre,</strong> kolon kanseri erken evrelerde çoğu zaman belirti vermeyebiliyor. Ancak aşağıdaki şikâyetlerin görülmesi durumunda vakit kaybetmemek büyük önem taşıyor.<br />
<br />
* Dışkıda kan görülmesi<br />
* Uzun süren kabızlık veya ishal<br />
* Dışkılama alışkanlıklarında belirgin değişiklik<br />
* Karın ağrısı ve şişkinlik<br />
* Nedeni açıklanamayan kilo kaybı<br />
* Sürekli halsizlik ve yorgunluk<br />
* Kansızlık (anemi)<br />
* Bağırsakların tam boşalmadığı hissi</p>

<p><br />
<strong>Kolonoskopi Neden Önemli?</strong><br />
Kolonoskopi, kalın bağırsağın özel bir kamera sistemi ile ayrıntılı olarak incelenmesini sağlıyor. İşlem sırasında tespit edilen polipler çıkarılabilir ve gerektiğinde biyopsi alınabilir. Böylece kanser henüz oluşmadan önlenebilir veya erken evrede teşhis edilerek tedavi süreci hızlandırılabilir.<br />
<br />
<strong>Kimler Kolonoskopi Yaptırmalı?</strong><br />
<strong>Central Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayşegül Öziş, </strong>ortalama risk taşıyan bireylerin 45 yaşından itibaren kolon kanseri taramalarına başlamasını öneriyor. İlk kolonoskopide herhangi bir riskli bulgu saptanmazsa kontrol genellikle 10 yılda bir tekrarlanabiliyor.<br />
Ancak aşağıdaki kişilerde tarama daha erken yaşlarda ve daha sık yapılabiliyor:<br />
* Ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunanlar<br />
* Daha önce polip tespit edilenler<br />
* İnflamatuvar bağırsak hastalığı bulunanlar<br />
* Obezite, sigara veya aşırı alkol kullanımı gibi risk faktörlerine sahip kişiler<br />
<br />
<strong>Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor</strong><br />
Kolon kanserinin erken evrede yakalanması halinde tedavi başarısının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Dr. Ayşegül Öziş, kolonoskopinin yalnızca bir tarama yöntemi olmadığını, aynı zamanda kolon kanserini önlemeye yardımcı olan koruyucu bir sağlık uygulaması olduğunu belirtiyor. Kansere dönüşme potansiyeli taşıyan poliplerin erken dönemde tespit edilip çıkarılması sayesinde riskin önemli ölçüde azaltılabildiğini ifade eden Dr. Öziş, bu nedenle herhangi bir şikâyet bulunmasa bile önerilen yaşlarda düzenli tarama yaptırmanın büyük önem taşıdığını vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/bu-belirtiler-varsa-dikkat-kolonoskopi-ile-risk-azaltilabiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/06/c9f56327-dba0-4043-8b48-cba7c693c61f-1.png" type="image/jpeg" length="60139"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[1 Haziran Ulusal Fenilketonüri Günü]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/1-haziran-ulusal-fenilketonuri-gunu-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/1-haziran-ulusal-fenilketonuri-gunu-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenilketonüri kalıtsal metabolik bir hastalıktır. Hastalıkta bir protein yapı taşı olarak fenilalanin metabolize edilemez, kanda birikir ve geriye dönüşümsüz beyin hasarı yaratır. Erken tanımlanıp tedavi edilmediği takdirde kaçınılmaz son ağır zihinsel geriliktir. Ülkemiz hastalığın en sık izlendiği ülkelerdendir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><em>Çekinik genle taşınan bu hastalığın taşıyıcı sıklığı ülkemizde yüksektir. Her 100 kişiden 4 ünün bu hastalığı taşıyor olmasının yanı sıra, yüksek orandaki akraba evlilikleri (her 4 evlilikten 1 i) hastalığın ülkemizde sıklıkla izlenmesinin nedenidir.</em></p>

<p><em>Fenilketonüri (FKU), tedavi edilmediği takdirde ağır zihinsel ve gelişimsel geriliklere yol açabilen kalıtsal bir metabolik hastalık olup, yenidoğan döneminde yapılan tarama testleri ile erken tanı konulabilmekte ve diyet tedavisi ile hastalık kontrol altına alınabilmektedir. Ülkemizde Yenidoğan Tarama Programı kapsamında FKU taraması başarılı bir şekilde sürdürülmektedir. Hastalıkta, erken tanı kadar toplumun, kamu personelinin ve<br />
özellikle anne-baba adaylarının bilgilendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.</em></p>

<p><em>Yeni Doğan Tarama Programı bebeklerin doğumlarından itibaren uygun şartlarda özel filtre kâğıtları ile topuk kanı örneklerinin alınarak Yeni Doğan Tarama Laboratuvarlarına en kısa zamanda ulaştırılması, bu bebeklerin tarama sonuçları internet ortamında açıklanır açıklanmaz sonuçları hastalık yönünden şüpheli çıkan bebekleri (Bilim Komisyonları tarafından hazırlanan akış şemaları uyarınca) ilgili kliniklere sevk etmek ve ilgili klinik tarafından verilen tanıları ve sonuçları takip etmek esasıyla yürütülmektedir.</em></p>

<p><em>Ülkemizde her yıl 1 Haziran günü “Ulusal Fenilketonüri Günü” olarak anılmakta olup, toplumda FKU hastalığına ilişkin farkındalığın artırılması, erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekilmesi amaçlanmaktadır</em><em>.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><em>Dr. Hazım UĞUR</em></p>

<p><em>İlçe Sağlık Müdürü</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/1-haziran-ulusal-fenilketonuri-gunu-2</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/01/surekli-kullanilan-resimler/ana-manset.png" type="image/jpeg" length="32557"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Bayramda Et Tüketirken Bu Hataları Yapmayın”]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/bayramda-et-tuketirken-bu-hatalari-yapmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/bayramda-et-tuketirken-bu-hatalari-yapmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı yaklaşırken sofraların vazgeçilmezi olan kırmızı etin doğru hazırlanması ve tüketilmesi büyük önem taşıyor. Central Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Yaren Hocaoğlu etin yalnızca kaliteli bir protein kaynağı olmadığını; aynı zamanda demir, çinko ve B vitaminleri açısından da oldukça değerli olduğunu belirtirken, yanlış pişirme yöntemlerinin hem besin değerini düşürdüğüne hem de sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Central Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Yaren Hocaoğlu özellikle bayram döneminde artan et tüketimi nedeniyle sindirim sistemi problemleri, yüksek kolesterol ve kalp-damar hastalıkları riskine karşı vatandaşları bilinçli tüketim konusunda uyarıyor. Uzmanlara göre; etin dinlendirilmesinden pişirme tekniğine, porsiyon kontrolünden saklama koşullarına kadar birçok ayrıntı sağlıklı beslenmede belirleyici rol oynuyor.</p>

<p>Eti Hemen Tüketmeyin, Dinlendirin</p>

<p>Yeni kesilen etin hemen pişirilip tüketilmesi sindirim sistemi açısından çeşitli sorunlara neden olabiliyor. Kurban etinin buzdolabında en az 12 ila 24 saat dinlendirilmesini öneriliyor. Dinlenen et hem daha yumuşak oluyor hem de sindirimi kolaylaşıyor.</p>

<p>Etin pişirilmeden önce zeytinyağı, limon suyu, sirke, sarımsak ve soğan gibi doğal malzemelerle marine edilmesi ise lezzeti artırırken et liflerinin yumuşamasına katkı sağlıyor. Ayrıca kekik, biberiye, zerdeçal ve karabiber gibi baharatların kullanılması, pişirme sırasında oluşabilecek zararlı bileşiklerin azalmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Yüksek Ateşten Kaçının</p>

<p>Eti yüksek ateşte uzun süre pişirmek besin değerini azaltabiliyor ve zararlı maddelerin oluşumuna neden olabiliyor. Bunun yerine düşük ısıda, kendi suyunda kontrollü şekilde pişirme yöntemleri öneriliyor.</p>

<p>Kısık ateşte pişirilen etin hem daha yumuşak kaldığı hem de besin öğelerini daha iyi koruduğu ifade ediliyor. Düdüklü tencere veya buharlı pişirme yöntemleri de sağlıklı alternatifler arasında gösteriliyor.</p>

<p>Izgarada Mesafeye Dikkat</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayramda sık tercih edilen mangal ve ızgara yöntemlerinde de dikkat edilmesi gereken noktalar bulunuyor. Yağın ateşe damlaması sonucu ortaya çıkan dumanın zararlı kimyasallar oluşturabileceğini belirten uzmanlar, etin doğrudan ateşle temas etmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Izgara ile et arasında yaklaşık 15 santimetrelik bir mesafe bırakılması ve etin fazla yağlı kısımlarının temizlenmesi öneriliyor. Böylece hem yanma riski azalıyor hem de daha sağlıklı bir pişirme sağlanıyor.</p>

<p>Kavurma Tüketirken Ölçülü Olun</p>

<p>“Bayram sabahı kavurmasız olmaz” diyenler için de önemli uyarılar yapılıyor. Dinlendirilmeden tüketilen etin mide ve bağırsak sorunlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, kavurmanın mümkün olduğunca az yağlı hazırlanmasını tavsiye ediyor.</p>

<p>Kavurmanın yanında bol yeşillik, sebze ve tam tahıllı ürünler tüketmek ise sindirimi destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Porsiyon Kontrolü Sağlığın Anahtarı</p>

<p>Uzmanlara göre bayramda en sık yapılan hatalardan biri aşırı kırmızı et tüketimi. Fazla miktarda et tüketimi kısa vadede hazımsızlık ve mide problemlerine yol açarken, uzun vadede kalp-damar sağlığını da olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle haftalık kırmızı et tüketiminin yaklaşık 500 gramı aşmaması öneriliyor. Et tüketiminin sebze, salata ve lifli besinlerle dengelenmesi gerektiği vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/bayramda-et-tuketirken-bu-hatalari-yapmayin</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 15:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/05/et-tuketimi-1.png" type="image/jpeg" length="10758"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karapınar’da Kan Bağışı Kampanyasına Yoğun İlgi]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinarda-kan-bagisi-kampanyasina-yogun-ilgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinarda-kan-bagisi-kampanyasina-yogun-ilgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya Kızılay ekibi tarafından Karapınar ilçesinde düzenlenen kan bağışı kampanyası vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Cumhuriyet Meydanı’nda konuşlandırılan gezici kan bağışı tırında gerçekleştirilen etkinlik, 5 gün boyunca devam etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kampanya kapsamında Karapınarlılar kan bağışına büyük duyarlılık gösterirken, toplam 225 ünite kan toplandı. Kamu kurum çalışanları, din görevlileri ve çok sayıda vatandaş etkinliğe katılarak kan bağışında bulundu.</p>

<p>Kan bağışı öncesinde bağışçılar gerekli formları doldururken, sağlık ekipleri tarafından detaylı sağlık kontrolleri gerçekleştirildi. Etkinlik boyunca vatandaşlara kan bağışının insan hayatı açısından taşıdığı önem hakkında bilgilendirmeler yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kampanyaya katılan vatandaşlar, kan bağışının hayat kurtaran önemli bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, herkesin bu konuda duyarlı olması gerektiğini ifade etti. Vatandaşlar, “Topluma katkıda bulunmak ve hayat kurtarmak için herkesin kan bağışında bulunması gerekiyor” mesajını verdi.</p>

<p>Yetkililer, düzenlenen kampanyaya destek veren tüm bağışçılara teşekkür ederek, kan bağışının sürekliliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YEREL HABERLER, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinarda-kan-bagisi-kampanyasina-yogun-ilgi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-21-at-112442.jpeg" type="image/jpeg" length="60464"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel Sağlık Sigortası ile TSS Arasındaki Farklar: Hangisi Sana Göre?]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/ozel-saglik-sigortasi-ile-tss-arasindaki-farklar-hangisi-sana-gore</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/ozel-saglik-sigortasi-ile-tss-arasindaki-farklar-hangisi-sana-gore" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelişmiş tüketici analitiği verileri, bireysel bütçe planlamalarında doğru sağlık paketini seçmenin uzun vadeli medikal maliyetleri optimize ettiğini doğrulamaktadır. Sektörel istatistikler, bütçe dostu çözümler ile ultra geniş hastane ağı sunan lüks paketler arasında yapılacak doğru bir kıyaslamanın, bireylerin ihtiyaç duymayacakları teminatlara fazladan prim ödemelerinin önüne geçtiğini göstermektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlığını güvence altına almaya karar verdiğinde karşına iki büyük seçenek çıkar: Özel Sağlık Sigortası (ÖSS) ve Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS). İsimleri birbirine benzediği için hangisini seçmen gerektiği konusunda kafanın karışması çok normal. Seni çok iyi anlıyoruz. Temel kural şudur: Eğer halihazırda bir SGK güvencen varsa ve bütçeni yormadan lider özel hastane zincirlerinden hizmet almak istiyorsan <a href="https://www.sigortam.net/tamamlayici-saglik-sigortasi" rel="dofollow"><span style="color:#e74c3c"><strong>tss</strong></span></a><span style="color:#e74c3c"> </span>senin için biçilmiş kaftandır. Ancak daha esnek, yurt dışını da kapsayan ve SGK şartı aramayan bir sistem istiyorsan özel sağlık sigortasına yönelmelisin.</p>

<p><strong>İki Sağlık Sigortası Arasındaki Temel Farklar</strong></p>

<p>Doğru kararı verebilmen için aralarındaki farkları en yalın haliyle maddeler halinde sıralayalım:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li><strong>SGK Zorunluluğu:</strong> Tamamlayıcı sağlık sisteminde SGK'lı olman zorunluyken, <a href="https://www.sigortam.net/ozel-saglik-sigortasi" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;" rel="dofollow"><span style="color:#e74c3c">özel <strong>sağlık sigortası</strong></span></a> yaptırmak için herhangi bir sosyal güvenceye ihtiyacın yoktur.</li>
 <li><strong>Hastane Ağı:</strong> Özel sağlık sigortası, ülkenin en lüks ve en geniş özel hastane ağlarını kapsar. TSS ise sigorta şirketinin SGK ile anlaşmalı olduğu özel hastanelerde geçerlidir.</li>
 <li><strong>Ödeme Yapısı:</strong> TSS'de hastaneye gittiğinde cebinden (yasal katılım payı hariç) hiç para çıkmaz. Özel sağlıkta ise poliçene göre hasarın %20'si gibi küçük bir katılım payını senin ödemen gerekebilir.</li>
</ol>

<p><strong>Kapsam Karşılaştırma Tablosu</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Özellik / Kriter</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Tamamlayıcı Sağlık (TSS)</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Özel Sağlık Sigortası (ÖSS)</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Prim Maliyeti</p>
   </td>
   <td>
   <p>Oldukça Ekonomik</p>
   </td>
   <td>
   <p>Daha Yüksek Primler</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Yurt Dışı Tedavisi</p>
   </td>
   <td>
   <p>Kapsamaz</p>
   </td>
   <td>
   <p>Tercihe Göre Kapsayabilir</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Vergi Avantajı</p>
   </td>
   <td>
   <p>Var (%15 - %40 arası)</p>
   </td>
   <td>
   <p>Var (%15 - %40 arası)</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Hangi seçeneğin yaşam tarzına ve bütçene daha uygun olduğunu görmek için tek tek şirketleri gezmene gerek yok. Sigortam.net platformuna girerek her iki sigorta türü için de anında teklifleri listeleyebilir, sağlığını ertelemeden güvenle güvenceye alabilirsin.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/ozel-saglik-sigortasi-ile-tss-arasindaki-farklar-hangisi-sana-gore</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/05/saglik-sigortasi-2.jpg" type="image/jpeg" length="16525"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Toplum neden mutsuz?]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/toplum-neden-mutsuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/toplum-neden-mutsuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karamsarlıktan nasıl kurtuluruz?
Adil Maviş: "Gerçek sorunlarınız düşündüğünüzden farklı"
Kişisel gelişim uzmanı Adil Maviş'e göre toplumun temel sorunu mutsuzluk değil, "sıkışmışlık." Bireylerin ifade ettiği sorunların arka planında daha derin problemler bulunduğunu belirten Maviş, modern insanın kendisiyle baş başa kalmayı bile lüks gördüğüne dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kişisel gelişim uzmanı Adil Maviş, toplumda yaygın olarak "mutsuzluk" olarak adlandırılan durumun aslında daha derin bir "sıkışmışlık hali" olduğunu söyledi. Günümüz insanının dış uyaranlar karşısında hızla etkilendiğini ancak bu etkileri anlamlandıramadığını belirten Maviş, bireylerin kendileriyle baş başa kalmayı bile artık bir lüks olarak gördüğüne dikkat çekti.<br />
Toplumda mutsuzluğun sebebi sıkışmışlık hissi<br />
İnsanların çevresinde olup bitenlerden, haberlerden ya da ailevi durumlardan hızla etkilendiğini belirten Maviş, bu etkilenmenin sağlıklı şekilde işlenemediğini vurguladı. Yaşanan olumsuzluklardan pozitif bir anlam çıkaramamanın, bireyi içsel bir çıkmaza sürüklediğini dile getirdi.<br />
Toplumda sıkça dile getirilen "her şerde bir hayır vardır" anlayışının pratikte karşılık bulmasının zorlaştığını söyleyen Maviş, insanların çevresinde gördüğü olumsuzlukların fazlalığı nedeniyle bu bakış açısını geliştirmekte zorlandığını ifade etti.<br />
Bu durumun bireyde bir tür zihinsel ve duygusal kilitlenmeye yol açtığını belirten Maviş, bu hali "sıkışmışlık" olarak tanımladı.<br />
Maviş'in bu konuda ifadeleri şöyle:<br />
 Birbirimizden çok çabuk etkileniyoruz. Bu bir haberden olabilir, bir ailevi durumdan olabilir, gözlemlediğimiz ya da yaşadığımız şeylerden olabilir Buradaki etkilenme sürecini işleyememek ya da içinde bulunduğu duruma pozitif yorum çıkartamamak kısmında sıkışıklıklarımız var. Çevremize baktığımızda şer olarak gözlemlediğimiz o kadar çok ki, kişi oradan bir hayır çıkarmakta Zorluk çekiyor Ben buna kabaca sıkışmışlık diyorum"<br />
Mevlana bile Şems'e ihtiyaç duyuyor<br />
Maviş'e göre insanlar hasta ya da "bozuk" değil; aksine bir anlam arayışı içinde. Bu nedenle klasik terapi yaklaşımından ziyade rehberlik ve mentörlük ihtiyacının arttığını ifade etti. Adil Maviş bu durumu şu sözlerle açıkladı:<br />
"İnsanlar yaşadıklarını anlamlandırmak istiyor. Bazen bu süreçte bir yol arkadaşı gerekiyor. Bir Mevlana bile olsanız Bir Şems'e ihtiyaç duyabiliyorsunuz, ben bir Şems değilim ama size bu anlamda yarenlik edebilecek Bulunduğunuz durumdan çıkmanızı kolaylaştıracak bir dost olabilirim. günümüzde buna daha çok ihtiyaç var" diyen Maviş, bu ilişkiyi bir tür "yarenlik" olarak tanımlıyor. Her bireyin zaman zaman dışarıdan bir bakışa ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor.<br />
Dönüşümün kapısı: Zayıf yönlerle yüzleşmek:<br />
"Hayır diyemiyorum", "insanlara fazla güveniyorum" ya da "parayı tutamıyorum" gibi durumların başlangıçta olumlu gibi görülebildiğini ancak zamanla sorun haline dönüşebildiğini belirten Adil Maviş, bu noktada farkındalığın önemine dikkat çekti.<br />
Bireyin kendisini zorlayan yönlerini reddetmek yerine kabul etmesi gerektiğini ifade eden Maviş, "sorunu sevmek" kavramının altını çizdi. Ona göre bir sorunla barışıldığında, o durum bireyin gelişim sürecinin doğal bir parçası haline geliyor.<br />
Hayatı bir oyuna benzeten Maviş, her bireyin bu oyunda farklı bir role sahip olduğunu belirtti. Herkesin aynı karakterde, aynı sorunlarla ve aynı yaşam biçimiyle var olmasının mümkün olmadığını ifade eden Maviş, bu çeşitliliğin hayatın doğası gereği olduğunu vurguladı.<br />
"Kendinle baş başa kalmak artık lüks sayılıyor"<br />
Günümüz yaşam koşullarının bireyin iç dünyasıyla bağ kurmasını zorlaştırdığını belirten Maviş, ekonomik sorunlar, iş stresi ve günlük koşuşturmanın insanları sürekli dışa yönlendirdiğini söyledi.<br />
İnsanların kendilerine zaman ayıramadığını ve içe dönmenin giderek zorlaştığını ifade eden Maviş'e göre, bu durum farkındalık eksikliğini de beraberinde getiriyor.<br />
Maviş, modern insanın en dikkat çekici sorunlarından birinin de yalnız kalamamak olduğunu belirtiyor. Ona göre bireyler kısa boşluklarda bile kendileriyle kalmak yerine dış uyaranlara yöneliyor.<br />
Durakta beklerken telefona sarılmanın buna basit bir örnek olduğunu söyleyen Maviş, insanların boşluğu "kendine dönme fırsatı" olarak değil, doldurulması gereken bir alan olarak gördüğünü ifade etti.<br />
Gerçek sorun her zaman görünenden farklı<br />
Uzun yıllara dayanan gözlemlerine dayanarak konuşan Maviş, bireylerin dile getirdiği sorunlarla gerçek sorunların hiçbir zaman örtüşmediğini de dile getirdi.<br />
Görünen problemin altında başka bir temel sorunun yattığını söyleyen Maviş, bireyin bu durumun farkında olmadığını ve asıl çözümün bu derin yapıyı anlamaktan geçtiğini vurguladı.<br />
Hayatın her zaman kolay olmadığını hatırlatan Maviş, bireylerin karşılaştıkları zorluklarla mücadele etmeyi öğrenmesi gerektiğini ifade eti. Hayatın "handikaplı" yönleriyle barışmanın önemine dikkat çeken Adil Maviş, her bireyin kendi yeteneklerini geliştirerek sorunlarla başa çıkma yeteneğini geliştirebileceğini dile getirdi.<br />
Sorunları ve engelleri aşmak kişisel gelişimle mümkün<br />
Kişisel gelişimi, bireyin bulunduğu nokta ile ulaşmak istediği nokta arasındaki yolculuk olarak tanımlayan Adil Maviş, bu süreçte karşılaşılan engelleri ikiye ayırıyor: iç ve dış engeller. Dış engellerin, hayatın kontrol edilemeyen koşullarından oluştuğunu belirten Maviş; iç engellerin ise kaygı, güvensizlik, iç çatışmalar ve tutarsızlıklar gibi bireyin kendi iç dünyasından kaynaklandığını ifade ediyor. Kişisel gelişim sürecinin temelinde bu iki alanı berraklaştırmak ve bireyin lehine çalışır hale getirmek yer alıyor.<br />
Yıllar içinde farklı tekniklerle çalıştığını ancak bu yöntemlerin zamanla içselleştirdiğini belirten Maviş, bugün geldiği noktada, NLP, EFT gibi tekniklerin ötesinde daha bütüncül bir anlayış benimsediğini ifade ederek, sürecin danışanla birlikte "akış içinde" şekillendiğini söyledi..<br />
Her yaş grubunun ihtiyacı farklı<br />
Çalışmalarını belirli bir yaş grubuyla sınırlamadığını dile getiren Maviş, öğrencilerden yetişkinlere kadar geniş bir kitleye hitap ettiğini belirtti. Aynı ortamda bulunan iki kişinin bile tamamen farklı ihtiyaçlara sahip olabileceğine dikkat çeken Maviş, bu nedenle her bireye özel bir yaklaşım geliştirdiğini ifade etti.<br />
Online süreçler öne çıktı<br />
Pandemiyle birlikte çalışma sisteminde önemli değişiklikler yaşandığını belirten Maviş, bireysel danışmanlık ve eğitimlerin büyük ölçüde online ortama taşındığını söyledi. Bu durumun coğrafi sınırları ortadan kaldırdığını ifade eden Maviş, Türkiye'nin yanı sıra dünyanın farklı noktalarından insanların da bu çalışmalara katılabildiğini dile getirdi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/toplum-neden-mutsuz</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 00:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/04/adil-mavis.jpg" type="image/jpeg" length="75017"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[24-30 NİSAN 2026 DÜNYA AŞI HAFTASI]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/24-30-nisan-2026-dunya-asi-haftasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/24-30-nisan-2026-dunya-asi-haftasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşılama her yıl milyonlarca insanın hayatını kurtaran en başarılı, etkili ve düşük maliyetli sağlık müdahalelerinden birisidir. Aşılanan birey, hastalıktan korunmanın yanısıra hastalığın toplumda dolaşmasını engelleyerek aşı olmamış kişileri de korur. Bağışıklama, sağlıkla ilgili kazanımlarla birlikte, ekonomik ve sosyal kazanımlar da sağlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl 24-30 Nisan tarihleri arasında kutlanan Dünya Aşı Haftası’nın amacı, aşılamanın önemi hakkında toplumsal farkındalığı artırarak daha fazla çocuğun ve yetişkinin aşıyla önlenebilir hastalıklardan korunmasını, böylece bu hastalıklardan kaynaklanan sekellerin ve ölümlerin önlenmesini sağlamaktır. Aşı haftası ayrıca, bağışıklamanın başarılarını kutlamak, kurtarılan hayatlar üzerindeki etkisini vurgulamak ve rutin aşılama çalışmalarını güçlendirmeye yönelik çabaları desteklemek için önemli bir fırsat sunmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün 1974 yılında başlattığı bir girişim olan ve ülkemizde de 1981 yılından bu yana yürütülen Genişletilmiş Bağışıklama Programı (GBP), her çocuğun, hayat kurtaran aşılara eşit erişimini sağlamaya yönelik küresel bir çabadır. GBP, sistematik aşılama programları aracılığıyla çeşitli bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmeyi ve önlemeyi amaçlamaktadır. Bu program kapsamında ülkemizde çocukluk döneminde 13 hastalığa karşı (difteri, boğmaca, tetanos, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, tüberküloz, çocuk felci, hepatit B, hepatit A, suçiçeği,<em>Haemophilus influenzae</em> tip b ve pnömokoka bağlı hastalıklar) aşı uygulanmaktadır.</p>

<p>Geçtiğimiz 50 yılda GBP sayesinde büyük başarılara imza atılmıştır. Bu başarılardan en önemlisi, tarihte büyük salgınlara ve ölümlere yol açtığı bilinen çiçek hastalığının, bağışıklama sayesinde 1977 yılından bu yana görülmemesidir. Benzer şekilde, önemli bir çocukluk çağı bulaşıcı hastalığı olan çocuk felci (poliomiyelit) hastalığına karşı dünya genelinde yapılan yaygın aşılama çalışmaları sayesinde hastalık yok edilme aşamasına gelmiştir. Ülkemizde son poliomiyelit vakası 1998 yılında görülmüş ve ülkemizin de içinde bulunduğu Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi, 21 Haziran 2002’de ‘Poliodan Arındırılmış Bölge’ Sertifikası almıştır. 1994 yılında başlatılan Maternal-Neonatal Tetanos (MNT) Eliminasyonu Programı da başarıya ulaşmış ve Türkiye, Nisan 2009 itibariyle yenidoğan tetanosunu elimine etmiş ülkeler arasına girmiştir.</p>

<p>Ülkemizde uygulanan aşılar, DSÖ tarafından onaylanan İyi Üretim Prosedürleri kurallarına uygun üretilmiş ve referans laboratuvarlarında test edilmiş aşılardır. Aşılama çalışmalarının başarısında, üretim aşamasından başlayıp uygulanacak kişiye ulaştırılana kadar aşıları muhafaza etmenin etkisi de şüphesiz büyüktür. Aşılar ülkemizde tüm aşamalarda elektronik takip sistemi (Aşı Takip Sistemi) ile takip edilmekte ve uygun ısı aralığında korunmaktadır. Aşı buzdolapları ve soğuk hava depolarının ısıları da elektronik ortamda anlık olarak takip edilmekte ve soğuk zincir kırılmaları engellenmektedir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bu senenin teması “Herkes için aşılama insanlık için mümkün” olarak belirlenmiştir. Ülkemizde bu yıl ayrıca, Ulusal Çocukluk Dönemi Aşılama Takvimi’miz ile gebelik dönemi aşılamalarında uygulamaya konan yenilikler mevcuttur. 1998’den beri uygulanan hepatit B aşısı ile 2008’den beri uygulanan 5 bileşenli karma aşıyı bir araya getiren 6 bileşenli karma aşı (tetanos, difteri, asellüler boğmaca, H.influenza tip b, inaktif polio, hepatit B), Nisan 2025 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır. Anneyi ve yenidoğanı, tetanos ve difteri hastalıklarından korumak amacıyla halihazırda gebelere uygulanmakta olan tetanos ve difteri (Td) aşıları, asellüler boğmaca aşısı bileşeninin de eklenmesiyle (Tdab) olarak güncellenmiş ve yine Nisan 2025 itibariyle her gebelik döneminde bir dozun Tdab şeklinde uygulanmasına başlanmıştır.</p>

<p>Aşılama her çocuk için yaşamsaldır, her çocuğun sağlıklı yaşama hakkı vardır. Çocuklarını aşılatmak ebeveynlerin en önemli sorumluluklarından biridir. Erişkin yaş gruplarından özellikle ek aşılamalara ihtiyacı olanlar ile gebeler, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, bağışıklık yetmezliği bulunanlar ve diğer risk gruplarındaki kişiler de sağlık risklerini azaltmak amacıyla, gerekli aşıları doktorlarının tavsiyelerine uyarak yaptırmalıdırlar. Aşılama programımızdaki aşılar, ülkemizde başta Aile Sağlığı Merkezlerimiz olmak üzere tüm sağlık kuruluşlarında ücretsiz olarak yapılmaktadır.</p>

<p><strong>“AŞI OL, SAĞLIKLI KAL”</strong></p>

<p><strong>DR.HAZIM UĞUR</strong></p>

<p><strong>İlçe Sağlık Müdürü</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/24-30-nisan-2026-dunya-asi-haftasi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/01/surekli-kullanilan-resimler/ana-manset.png" type="image/jpeg" length="56643"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Sağlığı Haftası (12-18 Nisan 2026)]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/kalp-sagligi-haftasi-12-18-nisan-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/kalp-sagligi-haftasi-12-18-nisan-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp ve damar hastalıkları, ülkemizde ve dünyada en sık görülen, aynı zamanda en fazla engellilik ve ölümlere yol açan nedenler arasında yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Nüfusun yaşlanması, artan kentleşme, sağlıksız yaşam tarzları ve stres gibi faktörler bu hastalıkların yaygınlaşmasında etkili olmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde, 2023 yılında yapılan bir çalışmada 15 yaş üzerindeki nüfusta kalp ve damar hastalığı sıklığının %7 olduğu ve sıklığın yaşla birlikte arttığı belirlenmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2024 yılına ait verilerine göre de ülkemizdeki tüm ölümlerin yaklaşık %28'i (her dört ölümden biri) kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır.<br />
Bu sebeplerden dolayı, kalp sağlığının korunması ve risk faktörlerinin azaltılması, toplum sağlığının geliştirilmesi gereken öncelikli alanlarının başında yer almaktadır. Her yıl 12-18 Nisan tarihleri arasını kapsayan Kalp Sağlığı Haftası, toplumda farkındalık oluşturmak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek ve kalp hastalıklarının önlenebilir olduğunu vurgulamak için önemli fırsatlar sunmaktadır.<br />
Kalp ve damar hastalıkları önlenebilir…<br />
Kalp ve damar hastalıklarının büyük bir kısmı, sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile önlenebilmekte ya da kontrol altında tutulabilmektedir. Tütün kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, aşırı kilo, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol gibi değiştirilebilir nitelikteki risk faktörleri kalp hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Bu risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp krizi ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarının neredeyse %80'inin önüne geçilebilmektedir. Bakanlığımız tarafından her ilimizde teşekkül ettirilen ve sayıları 345'i bulan Sağlıklı Hayat Merkezleri, sigara bırakma poliklinikleri, diyetisyen, fizyoterapist, psikolog ve sosyal çalışmacılarla verdikleri danışmanlık hizmetleriyle risk faktörleri ile mücadele sürecine önemli katkılar sağlamaktadır.<br />
Erken tanı ve düzenli takip çok önemlidir…<br />
Kalp ve damar hastalıklarına erken tanı koymak, uygun tedavi ve düzenli takiplerle hastalığın ilerlemesini ve komplikasyon gelişmesini önlemek, oluşabilecek engellilikleri ve erken ölümleri azaltmak bakımından büyük önem taşımaktadır. Aile hekimliği birimlerimiz, kalp ve damar hastalıklarının erken tespiti ve yönetiminde kritik rol oynamaktadır. Bakanlığımız, Hastalık Yönetimi Platformu (HYP) adını verdiği bir uygulama geliştirerek, aile hekimlerimizin, kronik hastalıkların erken teşhisi, etkili tedavisi ve izlem süreçlerini kanıta dayalı klinik uygulama yönergeleri doğrultusunda yürütebilmelerine önemli bir destek sağlamıştır.<br />
HYP kapsamında aile hekimlerimiz, kendilerine kayıtlı olan vatandaşlarımızın kalp ve damar hastalıklarına yönelik risk düzeylerini, uluslararası geçerliliği olan ölçekler kullanarak belirleyebilmekte; risk değerlendirmesi sonucuna uygun yaşam tarzı değişiklikleri konusunda danışmanlık önerilerinde bulunabilmekte; risk belirlenen hastaların uygun tedavilerini düzenlemekte ve gerekli hallerde bu kişileri, randevularını da alarak bir üst basamağa ya da sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirebilmektedir.<br />
Aile hekimlerimizin, 2025 yılında yapmış oldukları kardiyovasküler risk taramaları neticesinde 735 binden fazla vatandaşımızda kalp damar hastalığı riski belirlemeleri ve bu kişileri düzenli takibe almaları, HYP uygulamasının kronik hastalıkları yönetmekte ne kadar etkili kullanıldığını ortaya koymaktadır. Tabii ki uygulamanın başarısı, vatandaşlarımızın aile hekimlerinin yapmış olduğu çağrılara uyarak kalp ve damar hastalıkları risk değerlendirmesini zamanında ve düzenli bir şekilde yaptırmalarıyla daha da artacaktır.<br />
Kalp Sağlığı Haftası vesilesiyle tüm vatandaşlarımıza aşağıdaki temel önerileri hatırlatıyor, kayıtlı oldukları aile hekimliği birimlerine başvurarak düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaya, ailelerini ve çevrelerini bu konuda bilinçlendirmeye davet ediyoruz;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>" Tütün kullanmayın: Sigara ve diğer tütün ürünleri kalp hastalıklarının en önemli nedenlerindendir. Tütün kullanımını bırakmak kalp sağlığı için atılabilecek en önemli adımdır.<br />
" Sağlıklı beslenin: Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme planı tercih edin. Tuz ve şeker tüketimini azaltın.<br />
" Fiziksel olarak aktif olun: Haftada en az 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite yapmaya özen gösterin. Günlük yaşamda hareketliliği artırın.<br />
" Sağlıklı kilonuzu koruyun: Fazla kilo ve obezite kalp hastalıkları riskini artırır.<br />
" Kan basıncınızı düzenli ölçtürün: Hipertansiyon genellikle belirti vermeden ilerler. Düzenli kontrol hayat kurtarır.<br />
" Kan şekeri ve kolesterolünüzü takip edin: Diyabet ve yüksek kolesterol kalp hastalıkları için önemli risk faktörleridir.<br />
" Stresi yönetin ve yeterli uyuyun: Ruhsal sağlık da kalp sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır.</p>

<p>Unutmayalım;<br />
- Kalp sağlığı korunabilir,<br />
- Kalp hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir.<br />
- Sağlığınız ellerinizde …<br />
Dr. Hazım UĞUR<br />
İlçe Sağlık Müdürü</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/kalp-sagligi-haftasi-12-18-nisan-2026</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 22:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/01/surekli-kullanilan-resimler/ana-manset.png" type="image/jpeg" length="91385"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[18-24 MART ULUSAL YAŞLILAR HAFTASI]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/18-24-mart-ulusal-yaslilar-haftasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/18-24-mart-ulusal-yaslilar-haftasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde yaşanan sosyoekonomik dönüşümler ile sağlık hizmetlerindeki gelişmeler, yaşam süresinin uzamasına katkı sağlamış; buna bağlı olarak 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki oranı giderek artmıştır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Yaşlılık dönemi, bireyin yaşamdan çekildiği bir süreç değil; deneyimlerin olgunlaştığı, üretkenliğin farklı biçimlerde sürdürülebileceği doğal bir yaşam evresidir. Bununla birlikte, bu dönemde ortaya çıkan bedensel, ruhsal ve sosyal değişimler; yalnızlık, sosyal izolasyon ve rol kayıplarıyla birleştiğinde ruhsal sorunlar açısından risk oluşturabilmektedir.<br />
Bu çerçevede, Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında bu yılın teması "Yaş Almak Değil, Yalnız Kalmak Yorar" olarak belirlenmiştir. Tema doğrultusunda, yaşlı bireylerin yalnızlıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması, sosyal bağlarının güçlendirilmesi ve ruhsal iyilik hâllerinin korunması amaçlanmaktadır.<br />
Bu doğrultuda;<br />
- Yaşlı bireylere yönelik psiko-eğitim çalışmaları (yalnızlık, depresyon, kaygı ve sağlıklı yaşlanma temalarında),<br />
- Grupla psikososyal destek etkinlikleri (sohbet grupları, duygu paylaşım grupları, yaşam öyküsü çalışmaları),<br />
- Yaşlı bireylerin aileleri ve bakım verenlerine yönelik bilgilendirici toplantılar (iletişim,bakım sürecinde ruh sağlığı, tükenmişlik),<br />
- Huzurevi, yaşlı bakım merkezleri ve toplum temelli kuruluşlarda farkındalık etkinlikleri,<br />
-Yaşlı bireylerin sosyal katılımını artırmaya yönelik atölye ve etkinlikler (anı paylaşımı,sanat, müzik, kuşaklar arası etkinlikler),<br />
- Gerekli görülen durumlarda bireysel danışmanlık ve yönlendirme hizmetleriolmak üzere belirtilen çalışmaların gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.<br />
Aile Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde sunulan ücretsiz ruh sağlığı hizmetleri aracılığıyla; yaşlı bireylerin ruhsal durumlarının değerlendirilmesi, riskli grupların erken dönemde tespiti ve gerekli yönlendirmelerin yapılması teşvik edilmektedir.<br />
Yaşlı bireylerin yalnız bırakılmadığı, desteklendiği ve toplum yaşamının aktif bir parçası olarak var oldukları bir sosyal iklimin güçlendirilmesi amacıyla yürütülecek tüm çalışmalara katkı sunan sağlık personelimize teşekkür eder; yaşlılarımız için ruhsal iyilik hâlinin desteklendiği sağlıklı bir yaşam temenni ederiz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Hazım UĞUR<br />
İlçe Sağlık Müdürü<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/18-24-mart-ulusal-yaslilar-haftasi</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/01/surekli-kullanilan-resimler/ana-manset.png" type="image/jpeg" length="63346"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[3 Mart Dünya İşitme Günü]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/3-mart-dunya-isitme-gunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/3-mart-dunya-isitme-gunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşitme ve kulak sağlığının korunması, kulak/ işitmeyi etkileyen hastalıkların ve işitme kayıplarının önlenmesine ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amacıyla dünya da her yıl 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak kutlanmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşitme kaybı; bireylerin iletişim becerilerini, eğitim ve akademik başarılarını, sosyal hayata katılımını ve ruh sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Özellikle çocukluk çağında ortaya çıkan işitme kayıpları, çocuğun dil ve konuşma gelişimini, bilişsel becerilerini, öğrenme sürecini ve sosyal-duygusal gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Erken dönemde fark edilmeyen işitme kayıpları, ilerleyen yaşlarda iletişim güçlükleri, akademik başarısızlık ve sosyal uyum sorunlarına yol açabilmektedir. Bu nedenle yenidoğan ve çocukluk çağında yapılan işitme taramaları, işitme kaybının belirtiler ortaya çıkmadan önce saptanmasını sağlayarak, çocuğun gelişim sürecine zamanında ve etkili müdahale edilmesine olanak tanımaktadır. Erken tanı ve uygun yönlendirme ile işitme kaybı olan çocukların; yaşıtlarıyla benzer düzeyde dil, konuşma ve öğrenme becerileri geliştirmesi mümkün olabilmektedir.</p>

<p>Günümüzde işitme sağlığını tehdit eden önemli ve önlenebilir risk faktörlerinden biri de yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığıdır. Özellikle ergenler ve genç yetişkinlerde, kişisel dinleme cihazlarının uzun süre ve yüksek ses düzeylerinde kullanımı, iç kulaktaki hassas işitme hücreler<a name="_GoBack"></a>inde hasara yol açabilmekte; bu durum zamanla kalıcı işitme kaybı ve kulak çınlaması gibi sorunlara neden olabilmektedir. Bilimsel çalışmalar, bu yaş gruplarında güvenli olmayan dinleme alışkanlıklarının yaygın olduğunu ve işitme kaybı riskini artırdığını göstermektedir.</p>

<p>Yaşamın her döneminde olduğu gibi çocukluk ve gençlik döneminde de gürültüye maruziyetin azaltılması, kulaklıkla müzik dinlerken ses düzeyinin kontrol edilmesi, dinleme süresinin sınırlandırılması, kulak sağlığını tehdit eden yanlış uygulamalardan kaçınılması ve düzenli işitme kontrollerinin yapılması işitme sağlığının korunmasında temel yaklaşımlar arasında yer almaktadır.</p>

<p>3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü vesilesiyle; başta çocuklar ve gençler olmak üzere toplumun tüm kesimlerinde işitme sağlığı konusunda farkındalığın artırılması, güvenli dinleme alışkanlıklarının teşvik edilmesi, tarama programlarına katılımın desteklenmesi ve koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>Unutulmamalıdır ki;</strong></p>

<p><strong>İşitme kaybının önemli bir kısmı önlenebilir,</strong></p>

<p><strong>Erken tanı ve uygun müdahaleyle çocukların gelişim potansiyeli korunabilir ve yaşam kalitesi artırılabilir.</strong></p>

<p><strong>Dr. Hazım UĞUR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İlçe sağlık Müdürü</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/3-mart-dunya-isitme-gunu</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 21:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/01/surekli-kullanilan-resimler/ana-manset.png" type="image/jpeg" length="65022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[8-14 Mart Pulmoner Rehabilitasyon Haftası]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/8-14-mart-pulmoner-rehabilitasyon-haftasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/8-14-mart-pulmoner-rehabilitasyon-haftasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kronik solunum hastalıkları sıklıklanefes darlığı, yetersiz havayolu temizliği, hava akımının kısıtlanması, solunum kasları ve diğer kaslarda fonksiyon bozukluğu, egzersiz toleransı ve aktivite düzeyinde azalma gibi problemlere yol açmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ciddi kronik solunum hastalığı olan kişilerde hastalığın tıbbi tedavisiuygun bir şekilde yapılsa dahinefes darlığı ve diğer solunum bulguları şiddetlenebilmekte, egzersiz kapasitesinin azalmasıyla birlikteyaşam kalitesi düşmektedir. Sağlık durumu gittikçe bozulan hastanın tedaviye uyumu da olumsuz etkilenmektedir.</p>

<p>Pulmoner rehabilitasyon, söz konusu hastalarıntıbbi tedavilerinidesteklemek,fonksiyonel ve psikososyal durumlarını iyileştirmek için alanında uzman olan kişilerden oluşan bir ekip tarafından her bireyin ihtiyacına göre hazırlanan ve yürütülen kapsamlı bir müdahale programıdır.Programın, egzersiz eğitimi başta olmak üzere beslenme eğitimi, özyönetim eğitimi, sağlık davranış değişikliği gibi çeşitli bileşenleri bulunmaktadır.</p>

<p>Pulmoner rehabilitasyon hizmetleri uzman hekim, fizyoterapist, solunum terapisti, diyetisyen, psikolog, hemşire ve iş-uğraşı terapistinin yer aldığı bir ekip ile yürütülür.</p>

<p>Pulmoner rehabilitasyonun amaçları;</p>

<p>- Hastalıktan kaynaklanan semptomları azaltmak,</p>

<p>- Hastalığın neden olduğu kaygı ve depresyonu azaltmak,</p>

<p>- Hastalığın alevlenmesini ve hastaneye yatış sıklığını azaltmak,</p>

<p>- Alevlenme sonrası hızlı toparlanma sağlamak,</p>

<p>- Hastanın egzersiz kapasitesini artırmak,</p>

<p>- Bireylerin, günlük hayata katılımlarını artırmak,</p>

<p>- Hastaya özyönetim becerileri kazandırmak,</p>

<p>- Kalıcı sağlık davranışı değişimleri elde etmek,</p>

<p>- Sağlıkla ilişkili yaşam kalitesini artırmak,</p>

<p>şeklinde sıralanabilir.</p>

<p>Program; KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) başta olmak üzere astım, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalıkları, kistikfibrozis, göğüs duvarı hastalıkları, nöromusküler hastalıklar, akciğer nakli öncesi ve sonrası, akciğer kanseri, akciğer tansiyonu, obezite ilişkili tüm akciğer hastalıklarında başarı ile uygulanmaktadır.</p>

<p>Pulmoner rehabilitasyon üniteleri; göğüs hastalıkları hastaneleri, şehir hastaneleri, üniversite hastaneleri ve eğitim-araştırma hastanelerinde bulunmaktadır.</p>

<p>Her yaş grubunun ihtiyacına göre hastanede yatırılarak, ayaktan takip ile ya da ev ortamında uygulanabilen bu programlar, çoğu zaman yüksek maliyetli cihazlara gerek duyulmadan yürütülebilmesi sayesinde geniş kitlelere ulaştırılabilmektedir.Uzaktan sağlık hizmetlerinin gelişmesiyle, uygun hastaların bulundukları yerden katılabildiği tele-pulmonerrehabilitasyon programları da mümkün hâle gelmiş, erişimi ve sürekliliği artırma potansiyeliyle önemli bir seçenek olarak öne çıkmıştır.</p>

<p>Pulmoner rehabilitasyonun en önemli ve temel bileşeni egzersiz eğitimidir. Bu eğitim, genel olarak; yürüyüş gibi dayanıklılık egzersizlerini, kol ve bacak kaslarını güçlendiren egzersizleri ve solunum egzersizlerini kapsar. Bireyin ihtiyaçları doğrultusunda hasta eğitimi,beslenme desteği, psikososyal destek, özyönetim gibi bileşenler deprograma eklenmektedir.</p>

<p>Pulmoner rehabilitasyonun etkin ve düzenli bir şekilde uygulanmasıylahastaların nefes darlığı ve yorgunluğu azalır, kuvvet ve dayanıklılığı artan hastalar daha uzun mesafeler yürüyebilir, kendilerini daha güçlü ve enerjik hisseden hastaların tıbbi tedaviye uyumları da artar.</p>

<p>Bununla birlikte, elde edilen kazanımların kalıcı olabilmesi için, pulmoner rehabilitasyon merkezlerinde başlanan egzersizlerin ve eğitimlerin günlük yaşamın bir parçası hâline getirilmesi çok önemlidir.</p>

<p>Uzun süreli solunum hastalığından dolayı nefes darlığı, çabuk yorulma ve güçsüzlük hissediyor, günlük işlerinizi yapmakta zorluk çekiyorsanızpulmoner rehabilitasyon programlarından yararlanabilirsiniz.</p>

<p>Konu hakkında danışmanlık almak üzere aile hekiminize başvurunuz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>#PulmonerRehabilitasyonla</strong>HerAdımdaDahaRahatBirNefes</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Hazım UĞUR</strong></p>

<p><strong>İlçe Sağlık Müdürü</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/8-14-mart-pulmoner-rehabilitasyon-haftasi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/01/surekli-kullanilan-resimler/ana-manset.png" type="image/jpeg" length="73462"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[4 Mart Dünya Obezite Günü]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/4-mart-dunya-obezite-gunu-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/4-mart-dunya-obezite-gunu-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Obezite, “vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı yağ birikimi” olarak tanımlanmaktadır. Vücut ağırlığının (kg) boy uzunluğunun (m) karesine bölünmesi ile hesaplanan “beden kütle indeksi”nin (BKİ) 25’in üzerinde olması fazla kiloluluk, 30’un üzerinde olması ise obezite olarak sınıflanır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BKİ’nin yanı sıra bel çevresi ölçümü de sınıflamada kullanılan bir diğer yöntemdir.Bel çevresinin kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm’den fazla olması riskli; kadınlarda 88 cm, erkeklerde 102 cm’den fazla olması ise obezite olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p>Obezite başlı başına bir hastalık olmanın yanı sıra; fazla kilolu veya obeziteli olmak hipertansiyon, tip 2 diyabet, hiperlipidemi, kalp-damar hastalıkları, inme, bazı kanser türleri, kas-eklem hastalıkları ve solunum sistemi hastalıkları gibi pek çok hastalık/sağlık sorunu için riski artırır.</p>

<p>Fazla kiloluluk ve obezite nedenlerinin birçoğu önlenebilir ve geri dönülebilir durumlardır. Obezitenin temel nedeni tüketilen kalori ile harcanan kalori arasındaki dengesizliktir. Giderek değişen beslenme alışkanlıkları ile yağ ve serbest şeker düzeyi yüksek, yüksek enerji içeren gıdaların tüketimi dünya genelinde artış göstermektedir. Ayrıca, zaman içinde birçok iş kolunun doğasındaki değişim, kentleşme ve ulaşım imkanlarındaki gelişimin de etkisi ile fiziksel aktivite düzeyi azalmıştır.</p>

<p>Obezite tüm dünya ile birlikte ülkemizde de hızla artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2021 yılında yayımlanan raporuna göre 2016 yılında dünyada erişkinlerin %39’unun fazla kilolu veya obeziteli, %13’ünün ise obeziteli olduğu; 2030 yılına kadar 1 milyar insanın obezite yaşayacağının tahmin edildiği bildirilmiştir. DSÖ’nün 2024 tarihli raporuna göre ise 2022 yılında erişkin nüfusun %43’ünün fazla kilolu veya obeziteli, %16’sının ise obeziteli olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Dünya Obezite Federasyonu’nun 2023 yılı raporunda, mevcut eğilimler devam edecek olursa, 2035 yılında dünya genelinde obezite ile yaşayacak insan sayısının 1,9 milyar olacağının tahmin edildiği bildirilmiş ve bunun her 4 kişiden 1’i olacağı vurgulanmıştır. Bu tahmin aynı zamanda 2035 yılında4 milyar kişinin(dünya nüfusunun yarısı) fazla kilolu veya obeziteli olacağına işaret etmektedir. Yine aynı rapora göre 2020 yılında her 11 çocuktan 1’inin obeziteli olduğu, 2035 yılına kadar %100’ün üzerinde bir artış sonucu 400 milyon çocuğun obezite ile yaşayacağı öngörülmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya genelinde çocukluk çağı obezitesinin artış hızının daha yüksek olması dikkat çekicidir. Ayrıca obezitenin fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlığa olumsuz etkilerinin akademik performansı da düşüreceği unutulmamalıdır. DSÖ’nün raporuna göre 2022 yılında 160 milyon 5-19 yaş çocuk ve ergen ve 37 milyon 5 yaş altı çocuk obezitelidir. Dünya Obezite Federasyonu’nun 2035 yılı tahmini ise toplamda 400 milyon çocuğun obeziteli olacağı yönündedir.</p>

<p>Obezite ile mücadelede “önleme” çalışmaları, yani obezite ve komplikasyonlarının meydana gelmemesi için uğraş vermek esastır. Bu kapsamda toplum eğitimleri ve farkındalık düzeyini artırmaya yönelik çalışmaların devamlılığı önem taşımaktadır. “4 Mart Dünya Obezite Günü” gibi özel günler ise konuyu gündeme taşımak, toplumda farkındalık oluşturmak ve dikkat çekmek için önemli fırsatlardır. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Bakanlığımız ve İl Sağlık Müdürlüklerimizce, 4 Mart’ta Dünya Obezite Günü için çeşitli etkinlikler planlanmaktadır.</p>

<p>Dünya Obezite Günü2026 yılında, Dünya Obezite Federasyonu öncülüğünde belirlenen“Obeziteye Karşı Harekete Geçmek İçin 8 Milyar Neden” mottosu ile ele alınmaktadır.Bu motto ile obezitenin yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağı, dünya nüfusunun tamamınıilgilendiren, çok boyutlu, çevresel, sosyal ve sistemsel bir halk sağlığı sorunu olduğuvurgulanmakta ve tüm ülkeler ortak eyleme davet edilmektedir. Bu kapsamdaetkileşimi artırmak amacıyla yapılan etkinlikler www.worldobesity.org adresinde paylaşımaaçık olacaktır.</p>

<p>Ülkemizde 2010 yılında uygulanmaya başlanan “Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı” çerçevesinde<strong>“Obezite ile Mücadele ve Fiziksel Aktivite Eylem Planı”</strong>güncellenerek uygulanmaya devam etmektedir. Ayrıca Bakanlığımızca uygulanmakta olan “Türkiye Diyabet Programı” ve “Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Programı” da gerek sağlıklı beslenme gerekse obezite ile mücadeleye doğrudan ve dolaydı katkıları olan programlardır.</p>

<p><strong>Obeziteden korunma ve obezite ile mücadelede en önemli iki unsur sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitedir.</strong> Obezite ve obezitenin neden olduğu kronik hastalıklar ile vitamin ve mineral yetersizliklerinin önlenmesi bireyin sağlığı kadar toplum sağlığı açısından da önem taşımaktadır. Sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenmenin yanı sıra aktif bir yaşam için artırılmış fiziksel aktivite düzeyine dayalıdır.</p>

<p>Sağlığın korunması ve obezitenin önlenmesi amacıyla; yetişkin bireylerde haftada en az 150–300 dakika orta şiddetli fiziksel aktivite, çocuk ve ergenlerde günde en az 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktiviteyapılması önerilmektedir. Düzenli fiziksel aktivite, ağırlık yönetiminin yanı sıra ruh sağlığını desteklemekte ve yaşam kalitesini artırmaktadır.</p>

<p>Besin gruplarında yer alan besinlerden sağlıklı seçim yapılabilmesi için bireyin sağlık ve hastalık durumuna, yaş ve cinsiyetine, fiziksel aktivite ve fizyolojik durumuna (gebe ve emziklilik vb.) göre; besinlerin yapısal özellikleri, posa, yağ, tuz ve eklenmiş şeker içerikleri dikkate alınarak seçimler yapılmalıdır.</p>

<p>Obezite de dahil, beslenme ile ilişikli kronik hastalıkların gelişimini önlemek için sağlıklı beslenme kültürünün edinilmesi önemlidir. Bunun için temel bazı öneriler şöyle özetlenebilir;</p>

<p><strong>1. Yaşam Boyu Sağlıklı Alışkanlıklar:</strong> Sağlıklı beslenme alışkanlıkları küçük yaşlardan itibaren kazandırılmalıdır. Yetişkin bireyler, risk faktörlerinin erken tespiti için (kan basıncı, kan şekeri, kan lipitleri vb.) düzenli olarak aile hekimlerine başvurmalı ve sağlık kontrollerini yaptırmalıdır.</p>

<p><strong>2. İdeal Vücut Ağırlığının Korunması:</strong> Sağlıklı bir yaşam için BKİ’nin18,5-24,9 kg/m² aralığında tutulması hedeflenmelidir. Sık kilo alıp vermekten kaçınılmalı, sürdürülebilir bir beslenme modeli benimsenmelidir.</p>

<p><strong>3. Besin Çeşitliliği:</strong> Tek tip beslenmekten kaçınılmalı; her öğünde süt ve ürünleri, et/yumurta/kuru baklagiller, sebze/meyve ve tahıl grubundan besinlerin dengeli bir şekilde yer alması sağlanmalıdır.</p>

<p><strong>4. Yağ Tüketimi ve Seçimi:</strong>Toplam ve doymuş yağ alımı azaltılmalıdır. Tüketilen doymuş yağ miktarı günlük alınan toplam enerjinin %10’unu aşmamalıdır.Yemeklerde tereyağı, margarin veya kuyruk yağı gibi doymuş yağlar yerine; zeytinyağı, ayçiçek yağı gibi bitkisel sıvı yağlar tercih edilmelidir.</p>

<p><strong>5. Şeker Tüketiminin Sınırlandırılması:</strong> Eklenmiş şeker içeren paketli ürünler, tatlılar ve şekerli içeceklerden uzak durulmalıdır. Günlük basit şeker alımı, toplam enerjinin %10’unu geçmemelidir. Meyve suyu yerine, posa içeriği nedeniyle meyvenin kendisi tüketilmelidir.</p>

<p><strong>6. Doğru Karbonhidrat Kaynakları:</strong> Kan şekerini hızla yükselten (yüksek glisemik indeksli) beyaz ekmek, pirinç gibi besinler yerine; bulgur, tam buğday ekmeği, kuru baklagiller gibi posa içeriği yüksek ve kan şekerini dengede tutan alternatifler tercih edilmelidir.</p>

<p><strong>7. Sebze ve Meyve Tüketimi:</strong> Vitamin, mineral ve posa kaynağı olan sebze ve meyveler mevsimine uygun olarak tüketilmelidir. Günde en az 5 porsiyon (toplam 400 g) sebze ve meyve tüketimi hedeflenmelidir.</p>

<p><strong>8. Yeterli ve Dengeli Protein:</strong> Protein, vücudun yapı taşıdır. Kırmızı et tüketimi sınırlandırılmalı; haftada en az iki kez balık, sıklıkla kuru baklagil ve beyaz et tüketilmelidir.</p>

<p><strong>9. Süt ve Ürünleri:</strong> Kalsiyum kaynağı olan süt, yoğurt, peynir ve kefir grubundan yetişkinler için günde 3 porsiyon tüketilmelidir.</p>

<p><strong>10. Tuz Tüketimi:</strong> Aşırı tuz tüketimi hipertansiyonun temel nedenlerinden biridir. Tuzluk kullanımı kaldırılmalı, yemeklerin tadına bakmadan tuz eklenmemelidir. İyotlu tuz kullanımı tercih edilmeli, turşu ve salamura gibi tuzlu besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.</p>

<p><strong>11. Su ve Sıvı Tüketimi:</strong> Su, yaşamın kaynağıdır. Günlük su gereksinimi kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 2-2,5 litre (veya kg başına 30-35 ml) su tüketilmelidir. Çay ve kahve gibi içecekler sıvı alımına katkı sağlasa da suyun yerini tutmazlar. Susama hissi beklenmeden su içilmelidir.</p>

<p><strong>12. Pişirme Yöntemleri:</strong> Besinlerin besin değerini korumak ve kanserojen madde oluşumunu engellemek için kızartma yerine haşlama, ızgara, fırın veya buğulama yöntemleri tercih edilmelidir.</p>

<p><strong>13.</strong><strong>Fiziksel aktivite</strong> artırılmalı, yemekten 2-3 saat sonra egzersiz yapma alışkanlığı kazanılmalıdır.</p>

<p><strong>Obezite Tedavisi Nasıl Yapılır, İlk Olarak NereyeBaşvurulabilir?</strong></p>

<p>Obezite, tedavi edilmediği takdirde yan etkileri ile doku ve organları olumsuz etkileyen,yaşam kalitesini bozan ve yaşam süresini kısaltan birhastalıktır. Obezite tedavisinde uygulanabilecek yöntemler; tıbbi beslenme (diyet) tedavisi, egzersiz tedavisi, davranış değişikliği tedavisi, ilaç tedavisi ve cerrahi tedavidir.</p>

<p>Obeziteli bireyin diyetisyen tarafından değerlendirilip bireyin yaşına, cinsiyetine, fiziksel aktivite düzeyine, fizyolojik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına uygun, yeterli ve dengeli beslenmesini sağlayacak bir beslenme planı yapılması, diyet tedavisini oluşturmaktadır.Diyet tedavisi, artmış fiziksel aktivite ve davranış terapisi ise “ağırlık kaybı” tedavisinin üç temel bileşenidir.</p>

<p>İlaç tedavisi ve cerrahi tedavi;diyet tedavisi ve davranış değişiklikleri ile istenilen düzeyde başarı sağlanamaması durumunda vekişinin mevcut diğer hastalıkları ile bu hastalıkların kontrol altında olma durumlarına göre gündeme alınabilir; mutlaka uzman hekim kontrolünde planlanmalıdır.</p>

<p>Obeziteli bireylerde kilo verme başarısının artırılması, hızlı ve hatalı kilo verme yöntemlerinden uzak durulması için birden çok sağlık profesyonelinin ortak yaklaşımı önemlidir. Obezite tedavisinin başarılı bir şekilde yürütülmesi için; “<strong>sağlıklı beslenme, egzersiz ve davranış değişikliği</strong>”ni içeren üçlü tedavi programının; hekim, diyetisyen, fizyoterapist,psikolog ve psikiyatrist gibi meslek gruplarından oluşan bir ekip tarafından uygulanması gerekir.</p>

<p>Tüm vatandaşlarımız beslenme ile ilgili konularda doğru bilgi edinmek ve gerek olması halinde bireysel beslenme planı/diyet tedavisi almak için <strong>Sağlıklı Hayat Merkezi, Toplum Sağlığı Merkezi ve İlçe Sağlık Müdürlükleri</strong>nde, diyetisyenlerce ücretsiz olaraksunulan<strong>obezite ve beslenmedanışmanlığı</strong> hizmetinden yararlanabilir. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde beslenme danışmanlığının yanı sıra fizyoterapistlerce fiziksel aktivite danışmanlığı ve psikologlarca psikolojik danışmanlık hizmetleri de ücretsiz olarak sunulmaktadır.</p>

<p></p>

<p><a name="_GoBack"><strong> Dr. Hazım UĞUR</strong></a></p>

<p><strong>İlçe Sağlık Müdürü</strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/4-mart-dunya-obezite-gunu-2</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/01/surekli-kullanilan-resimler/ana-manset.png" type="image/jpeg" length="93254"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Metabolik Yükünüz” Bu Testte Gizli]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/metabolik-yukunuz-bu-testte-gizli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/metabolik-yukunuz-bu-testte-gizli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde milyonlarca birey, rutin kan tahlillerinde "normal" sınırlar içinde çıkan sonuçlarına güvenerek metabolik bir yanılsama içinde yaşıyor. Ancak modern tıp dünyası, geleneksel olarak sadece diyabet tanısı için kullanılan Hemoglobin A1c (HbA1c) testinin, aslında çok daha derin bir hikâye anlattığını keşfetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açlık kan şekeri sadece o anki durumu yansıtırken; HbA1c, vücudun son üç ayda şekeri dokulara nasıl "sessizce" işlettiğini, yani metabolizmanın uzun vadeli hafızasını ortaya koyuyor. Yapılan araştırmalar, bu değerdeki her %1’lik artışın kalp-damar hastalığı riskini %25 oranında artırdığını göstererek çarpıcı bir tablo çiziyor.</p>

<p><strong>HbA1c Sadece Diyabet Testi Değil</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan <strong>Bütüncül Tıp ve Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Mehmet Portakal</strong>, HbA1c değerinin diyabet sınırlarının çok ötesinde, bir "longevity" (uzun ömür) parametresi olarak okunması gerektiğini vurguladı: "HbA1c, vücudun günlük değil; alışkanlıklarla nasıl yaşlandığını gösteren bir kayıttır. Bu testi sadece diyabet hastalarında değil, sağlıklı olduğunu düşünen bireylerde de mutlaka görmek istiyoruz. Çünkü HbA1c bize hücresel yaşlanma hızını, damar sağlığını ve beyin fonksiyonlarındaki gizli gerilemeyi anlatır.</p>

<p>Yüksek seyreden HbA1c seviyeleri sadece kalbi yormakla kalmıyor; zihinsel yavaşlama, "beyin sisi", Alzheimer gibi nörodejeneratif süreçleri tetikliyor ve bağışıklık sistemini erken yaşlandırıyor.”</p>

<p><strong>Yüzde 1’lik Artış, Yüzde 25’e Varan Risk</strong></p>

<p><strong>Dr. Portakal</strong>, HbA1c oranındaki artışın kalp ve damar hastalıklarını ciddi oranda tetiklediğinin altını çizdi: “Bilimsel veriler, HbA1c’deki her %1’lik artışın kardiyovasküler hastalık riskini yaklaşık %25 oranında artırabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Uzun yaşam araştırmalarında ise dikkat çeken ortak nokta şu: Sağlıklı ve uzun ömürlü bireylerin HbA1c değerleri çoğunlukla %5.3’ün altında seyrediyor. Bu da HbA1c’yi yalnızca bir kan şekeri testi olmaktan çıkarıp, damar yaşı ve biyolojik yaş göstergesi haline getiriyor.”</p>

<p><strong>HbA1c Kaç Olmalı?</strong></p>

<p>“Referans aralık içinde” olmanın her zaman metabolik olarak ideal olmak anlamına gelmediğine de dikkat çeken <strong>Dr. Mehmet Portakal</strong>, “Önemli olan, değerin hangi hızla yükseldiği ve vücutta neyi tetiklediğidir” dedi ve hedef aralıkları şöyle sıraladı:</p>

<p>Longevity yaklaşımında hedeflenen aralıklar,</p>

<p>· Optimal: %4.9 – 5.3</p>

<p>· İdeal merkez: %5.0 (±0.2)</p>

<p>· Uyarı: %5.4 ve üzeri</p>

<p>· Riskli bölge: %5.6 ve üzeri</p>

<p><strong>HbA1c Nasıl Düşürülür?</strong></p>

<p>HbA1c değerinin sadece laboratuvar sonucundaki bir sayı olarak değil, kişiye özel bir "biyolojik harita" olarak ele alınması gerektiğini belirten <strong>Dr. Mehmet Portakal</strong>, “Biz, klasik yaklaşımların aksine, bu değerin neden yükseldiğini sorgulayarak kalıcı bir iyileşme hedefliyoruz. Amaç yalnızca HbA1c değerini düşürmek değil; o değerin neden yükseldiğini anlayarak biyolojik dengeyi kalıcı olarak iyileştirmektir.”</p>

<p>Bütüncül Yaklaşım Şunları Kapsıyor:</p>

<p><strong>Kişiye Özel Beslenme Stratejileri:</strong> Düşük glisemik yük ve IF (aralıklı oruç) protokolleri ile hücresel glikasyonun önüne geçilmesi.</p>

<p><strong>Metabolik Denge ve Destek:</strong> Berberin, magnezyum, alfa lipoik asit ve D vitamini gibi mikro besinlerle vücudun biyolojik dengesinin yeniden tesisi.</p>

<p><strong>Fiziksel Kapasite ve Rehabilitasyon:</strong> Kas kütlesini artırarak şeker metabolizmasını optimize eden özel egzersiz yaklaşımları.</p>

<p><strong>Stres ve Uyku Yönetimi:</strong> Kortizol-insülin dengesini sağlayarak metabolik yıpranmanın durdurulması.</p>

<p><strong>Ayrıntılı Bilgi: </strong><a href="http://yrs8q4s4.r.eu-west-1.awstrack.me/L0/http:%2F%2Fwww.drmehmetportakal.com/1/0102019cb7cbeae7-5c7085e2-3981-42e6-abbd-eacdaedcf3e3-000000/SsPACEsUtdaJM1yiFEfwZVpf7yk=468" rel="nofollow" target="_blank" title="http://yrs8q4s4.r.eu-west-1.awstrack.me/L0/http:%2F%2Fwww.drmehmetportakal.com/1/0102019cb7cbeae7-5c7085e2-3981-42e6-abbd-eacdaedcf3e3-000000/SsPACEsUtdaJM1yiFEfwZVpf7yk=468"><strong>www.drmehmetportakal.com</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/metabolik-yukunuz-bu-testte-gizli</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 21:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/03/ana-manset-225.png" type="image/jpeg" length="62346"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karapınar’da “Sağlık Okuryazarlığı Ramazan’da Sağlık Programı” Yoğun İlgi Gördü]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinarda-saglik-okuryazarligi-ramazanda-saglik-programi-yogun-ilgi-gordu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinarda-saglik-okuryazarligi-ramazanda-saglik-programi-yogun-ilgi-gordu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karapınar İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen “Sağlık Okuryazarlığı Ramazan’da Sağlık Programı” kapsamında, Karapınar Devlet Hastanesi bünyesinde bilgilendirme standı kuruldu. Ramazan ayı dolayısıyla vatandaşların sağlık konusunda bilinçlendirilmesini amaçlayan program, ilçe halkından yoğun ilgi gördü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Program çerçevesinde kurulan stantlarda vatandaşlara; <strong>Koruyan Sağlık</strong>, <strong>Tedaviye Erişim</strong>, <strong>Acil Müdahale</strong> ve <strong>Yaşam Kurtarma</strong> istasyonlarında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Sağlık personeli tarafından özellikle Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken beslenme düzeni, kronik hastalıkların takibi ve acil durumlarda doğru müdahale yöntemleri hakkında detaylı bilgiler verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlik kapsamında vatandaşların boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirilerek vücut kitle indeksleri hesaplandı; gerekli görülen durumlarda ilgili birimlere yönlendirmeler yapıldı. Ayrıca tansiyon ve kan şekeri ölçümleri de yapılarak riskli değerlere sahip vatandaşlar uygun branş polikliniklerine yönlendirildi.</p>

<p>Yetkililer, toplum sağlığını korumak ve sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla benzer etkinliklerin yıl boyunca sürdürüleceğini belirtti. Ramazan ayı vesilesiyle düzenlenen programın, vatandaşların bilinçli sağlık davranışları geliştirmesine katkı sağlaması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinarda-saglik-okuryazarligi-ramazanda-saglik-programi-yogun-ilgi-gordu</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 21:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/02/ana-manset-213.png" type="image/jpeg" length="52078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da ağız ve diş sağlığının korunması için öneriler!]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/ramazanda-agiz-ve-dis-sagliginin-korunmasi-icin-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/ramazanda-agiz-ve-dis-sagliginin-korunmasi-icin-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan’da değişen günlük yaşam alışkanlıklarının ağız ve diş sağlığını etkileyebildiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi, Atlas Üniversitesi Diş Hastanesi Başhekim Yardımcısı Ayşenur Arpacı, düzenli ağız bakımına bu dönemde her zamankinden daha çok dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi, Atlas Üniversitesi Diş Hastanesi Başhekim Yardımcısı Ayşenur Arpacı, Ramazan’da değişen yemek alışkanlıkları nedeniyle ağız ve diş sağlığını tehdit eden bazı durumların ortaya çıkabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>Ramazan’da ağız bakımının önemi artıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluğun, tükürük akışının azalmasına yol açtığını belirten Araştırma Görevlisi Ayşenur Arpacı, “Tükürük; ağız içini temizleyen, asitleri tamponlayan ve çürüğe karşı koruyucu ağız içi sıvısıdır. Bu nedenle Ramazan’da ağız kuruluğu, diş eti hastalıkları ve ağız kokusu riskini arttırır. Düzenli ağız bakımı bu dönemde her zamankinden daha önemlidir” dedi.</p>

<p>Bu dönemde ağız ve diş sağlığını tehdit eden durumlar olduğunu kaydeden Ayşenur Arpacı, uzun süre susuz kalmaya bağlı ağız kuruluğu ve ağız kuruluğuna bağlı olarak plak ve çürük yatkınlığının artmasının bu dönemde ortaya çıkabildiğini söyledi. Arpacı, “İftar ve sahurda şekerli, asitli ve yapışkan gıdaların daha sık tüketilmesi, diş fırçalama sıklığının düzensizleşmesi, sigara tüketiminin iftardan sonra artması ve sahur sonrası diş fırçalama alışkanlığının olmaması gibi etkenler ağız ve diş sağlığını tehdit eden etkenler arasında sayılabilir” dedi.</p>

<p><strong>İftardan hemen sonra diş fırçalanmalı mıdır?</strong></p>

<p>İftar sırasında sık tüketilen kola, gazoz, meyve suları gibi asitli içecekler ile asidik gıdaların, ağız içi pH’ını düşürdüğünü söyleyen Ayşenur Arpacı, “Bu durumda diş minesinde demineralizasyon başlar ve mine yüzeyi kısa süreli olarak yumuşar. İftardan hemen sonra ağız su ile çalkalanmalı veya şekersiz sakız çiğnenmelidir. 20–30 dakika sonra florlu diş macunu ile dişler fırçalanmalıdır. Fırçalama yaparken sert fırçadan ve aşırı basınçtan kaçınılmalıdır” önerisinde bulundu.</p>

<p><strong>Su tüketimi artırılmalı</strong></p>

<p>Ramazan’da ağız ve diş sağlığını korumak için dikkat edilmesi gerekenlere değinen Araştırma Görevlisi Ayşenur Arpacı, “İftar ve sahurdan sonra dişler günde iki kez fırçalanmalıdır. Diş ipi veya ara yüz fırçası mutlaka kullanılmalıdır. İftar ve sahurda aşırı şekerli ve yapışkan gıdalar sınırlandırılmalıdır. Asitli içecekler azaltılmalı, su tüketimi artırılmalıdır. Şekersiz sakız (özellikle ksilitollü) tükürük akışını artırmak için tercih edilebilir. Sigara kullanımından kaçınılmalıdır” dedi.</p>

<p><strong>Ağız kokusunu gidermek için dil yüzeyi düzenli temizlenmeli</strong></p>

<p>Araştırma Görevlisi Ayşenur Arpacı, saatler boyu aç kalmanın sonucu olarak ortaya çıkan ağız kokusunu gidermek için yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:</p>

<p>• Dil yüzeyi düzenli olarak dil temizleyici veya diş fırçası ile temizlenmelidir.</p>

<p>• Sahurdan sonra mutlaka dişler fırçalanmalı ve diş ipi, arayüz fırçası kullanılmalıdır.</p>

<p>• İftar–sahur arasında yeterli su içilmelidir.</p>

<p>• Soğan, sarımsak gibi koku yapan tüm gıdalar sahurda sınırlanmalıdır.</p>

<p>• Şekersiz sakız veya ağız çalkalama suları destekleyici olarak kullanılabilir.</p>

<p>• Devam eden ağız kokusu varsa, diş eti hastalığı veya çürük açısından diş hekimi muayenesi gereklidir.</p>

<p><strong>Bilgi:</strong> Ayşegül Arıkan Erben / İstanbul Atlas Üniversitesi / 444 3 439 / <a href="mailto:aysegul.erben@atlas.edu.tr" title="mailto:aysegul.erben@atlas.edu.tr">aysegul.erben@atlas.edu.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/ramazanda-agiz-ve-dis-sagliginin-korunmasi-icin-oneriler</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 16:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2026/02/b18decf1-73ad-4eae-b633-635f77e8c582.JPG" type="image/jpeg" length="67224"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Damar Gençliği Eşittir Beyin Gençliği]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/damar-gencligi-esittir-beyin-gencligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/damar-gencligi-esittir-beyin-gencligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Damar sağlığı, beyin fonksiyonlarını doğrudan etkiliyor.
Günümüzde tıp ve teknolojideki hızlı gelişmeler sayesinde ortalama yaşam süresi uzarken, bu durum beraberinde "kaliteli yaşlanma" krizini de getirdi. Türkiye’de ve dünyada nörodejeneratif hastalıkların (Alzheimer, Demans) görülme sıklığı son on yılda %30’un üzerinde artış gösterdi. Ancak madalyonun öteki yüzünde, tıp dünyasının üzerinde mutabık kaldığı sarsıcı bir tespit var: Beynimizin kaderi, damarlarımızın sağlığına bağlı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p><br />
 </p>

<p>Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik, işlenmiş gıdalar ve kronik stres; mikroskobik düzeyde damar sertliğini (ateroskleroz) tetikleyerek beynin oksijen ve besin ikmal hattını kesiyor. Unutkanlık ve bilişsel yavaşlama, sadece yaşlılığın bir sonucu değil; aslında ihmal edilmiş bir vasküler (damarsal) sistem uyarısı olarak belirti veriyor.</p>

<p>Hücresel Restorasyonun Dört Atlısı</p>

<p>Nöronal sağlığın korunmasında artık "bekle ve gör" yaklaşımı yerini Proaktif Rejenerasyon’a bırakıyor. Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Longevity ve Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Mehmet Portakal, beyin sağlığını korumanın yolunun hücresel destekten geçtiğini vurguluyor:</p>

<p>"Beyin, vücut ağırlığının sadece %2’sini oluşturmasına rağmen toplam oksijenin %20’sini tüketir. Bu devasa enerji talebi, damar sağlığıyla doğrudan ilişkilidir. Bizim odak noktamız; NAD+, Sitikolin, Ankle-Brachial Index (ABI) ve Terapötik Egzersiz gibi bilimsel parametrelerle bu sistemi optimize etmektir."</p>

<p>Dr. Portakal, bu yöntemleri kısaca şöyle açıkladı:</p>

<p>ABI (Ayak Bileği-Kol İndeksi): Damar yaşını belirleyen altın standarttır. Periferik damar sağlığı, beynin ne kadar iyi beslendiğinin aynasıdır.</p>

<p>NAD+ Tedavisi: Mitokondriyal yenilenmenin anahtarıdır. Hücrenin "enerji fabrikalarını" onararak nöronal ölümü yavaşlatır.</p>

<p>Sitikolin: Beyin zarı (fosfolipid) sentezini artırarak odaklanmayı ve hafıza geri çağrımını güçlendirir.</p>

<p>Terapötik Egzersiz: Sadece bir aktivite değil, beyinde yeni damar oluşumunu (anjiyogenez) tetikleyen biyokimyasal bir reçetedir.</p>

<p>Kişiye Özel "Beyin ve Damar Check-Up"ı</p>

<p>Bütünsel sağlık yönetimi ışığında kişiye özel uygulamaların önemine dikkat çeken Dr. Mehmet Portakal: “Zihindeki sisi dağıtmak ve zamanın damarlar üzerindeki izini silmek büyük önem taşıyor. Sağlığı sadece "hasta olmama hali" olarak değil, önleyici ve koruyucu hekimlik yaklaşımıyla bütüncül olarak ele alıyoruz. Hastalarımızı, sadece semptomların değil, yaşam tarzının tıp disipliniyle yeniden tasarlandığı bir sürece dahil ediyoruz.”</p>

<p>Dr. Portakal, beynin, sağlıklı damarlar ile genç kalabileceğine vurgu yaptı ve beyin-damar check up uygulamasını şu şekilde anlattı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fonksiyonel Analiz: ABI ölçümleri ve gelişmiş laboratuvar testleriyle damar yaşınız haritalandırılmalı.</p>

<p>Hücresel Takviye Yönetimi: Kişiye özel dozlanan NAD+ IV terapileri ve Sitikolin protokolleri ile nöronal destek sağlanmalı.</p>

<p>Yaşam Tarzı Mimarlığı: Kişinin genetiğine ve günlük ritmine uygun, sürdürülebilir egzersiz ve beslenme reçeteleri yazılmalı.</p>

<p>Bütüncül Takip: Fiziksel tıp ve rehabilitasyonun modern tıpla harmanlandığı butik bir iyileşme yolculuğu planlanmalı.</p>

<p>Ayrıntılı Bilgi: www.drmehmetportakal.com</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/damar-gencligi-esittir-beyin-gencligi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/yesilpinargazetesi-com/uploads/2023/04/site-logolari/basliksiz-5.png" type="image/jpeg" length="83938"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karapınar Devlet Hastanesi Hekim Kadrosunu Güçlendirmeye Devam Ediyor]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinar-devlet-hastanesi-hekim-kadrosunu-guclendirmeye-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinar-devlet-hastanesi-hekim-kadrosunu-guclendirmeye-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karapınar Devlet Hastanesi, sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürerek hekim kadrosunu genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Naciye Tora, 08 Aralık 2025 tarihi itibarıyla hastanede görevine başlamıştır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>Karapınar Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Oğuzhan PEKİNCE, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</h3>

<p>“<strong>Göz Hastalıkları Uzmanımızın da göreve başlamasıyla birlikte hastanemiz; 23 uzman hekim, 14 pratisyen hekim ve 5 diş hekimi ile vatandaşlarımıza sağlık hizmeti sunmaya devam etmektedir. Yeni göreve başlayan hekimlerimize başarılar diliyoruz. Karapınar Devlet Hastanesi olarak, daha etkin, erişilebilir ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak amacıyla hekim kadromuzu güçlendirmeye yönelik çalışmalarımız aralıksız devam etmektedir.</strong>”dedi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karapınar Devlet Hastanesi, artan hekim kadrosuyla birlikte bölge halkının sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı, hasta memnuniyetini artırmayı ve tüm branşlarda nitelikli sağlık hizmeti sunmayı hedeflemektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YEREL HABERLER, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinar-devlet-hastanesi-hekim-kadrosunu-guclendirmeye-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2025/12/buyuk-manset-3145.png" type="image/jpeg" length="53172"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boşanma Korkusuna Neden Olur? Nelere Dikkat Edilmeli?]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/bosanma-korkusuna-neden-olur-nelere-dikkat-edilmeli-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/bosanma-korkusuna-neden-olur-nelere-dikkat-edilmeli-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile, Çift ve Evlilik Danışmanı Anila Çelik konu hakkında bilgiler verdi.
Boşanmaktan korkuyorum diyen kişilerin sayısı her geçen gün büyük bir hız ile artıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br />
Kişinin kendini evliliği içerisinde mutsuz hissetmesi, anlaşılmadığını düşünmesi, ihanet gibi önemli etkenler evlilik birliğinin sona erdirilmesine neden olabiliyor. Bu noktada dile getirilmesi gereken çok önemli bir etken var. Her evlilik şiddet ya da ihanet gibi ciddi bir sebep dolayısıyla sona ermek zorunda değil. Sevginin sona ermesi ya da yeterince gösterilmemesi, duygusal ihtiyaçların karşılanmaması ya da kişilerin bir arada yeterince mutlu hissetmemesi de evlilik birliğinin sona erdirilmesine neden olabilir.<br />
Hiç kimse evlenirken bir süre sonra boşanacağını düşünmez. Hayat boyu birlikte olacaklarına dair planlar yaparlar. Ancak hayatın akışı her zaman böyle değildir. Bazen evlilikler sona erebilir. Bir evliliğin sona ermesi hayal kırıklığı içeriyor olsa da hayat boyu başınıza gelebilecek en kötü şey değildir. Kendinizi mutlu hissetmediğiniz bir evliliği içerisinde olmak yalnız olmaktan iyi değildir.<br />
Boşandıktan Sonra Mutlu Olmak Mümkün mü?<br />
Her yıl binlerce kadın ve erkek boşanmaktan çok korkuyorum dediği için evliliğini bitirmiyor. Bu noktada boşandıktan sonra mutlu olmanın mümkün olup olmadığı en çok araştırılan konulardan biri olmayı başarıyor.<br />
Boşandıktan sonra mutlu olmak elbette mümkün. Mutluluk bir insana ya da sosyal bir duruma bağlı olarak gelişmiyor. Aksine kendinizi içinde bulunduğunuz herhangi bir durumda mutlu hissetmeniz oldukça kolay. Bunun için öncelikle kendinizi tanımanız ve mutlu olmak için izlemeniz gereken yolları bilmeniz gerekiyor.<br />
Boşanmaktan Neden Korkulur?<br />
Boşanmaktan korkmak pek çok farklı sebep dolayısıyla meydana gelebilir. Boşanmaktan korkmaya neden olan en önemli etken ise alışkanlıktır.<br />
Evliliğiniz kısa sürmüş bile olsa alışkanlık kazanmanın kısa süre içinde gerçekleşebilecek bir durum olduğunu bilmelisiniz. Her gün konuştuğunuz, sık sık iletişim kurduğunuz ve bir arada vakit geçirmeye alıştığınız insan ile bu kadar sık görüşmeyeceğinizi bilmek boşanmaktan korkmanıza neden olabilir.<br />
Boşanmaktan korkmaya neden olan bir diğer önemli etken ise sosyal açıdan korku yaşamak olabilir. Özellikle kendinize dair bir geliriniz yoksa, sosyal ortamlarınız ya da işiniz ortaksa ya da para yönetimi eşinizle ise boşandığınızda sosyal ve ekonomik açıdan zorlanacağını düşünüyor olabilirsiniz.<br />
Boşanmaktan korkmaya neden olan bir diğer önemli etken ise çocuklardır. Uzun yıllardır evli olan çiftler birbirlerine karşı yeterince duygusal his beslemiyor olmaları sebebiyle boşanmaya karar verseler de çocuklar sebebiyle evliliği bitirmezler. Ancak çocukların yaşı kaç olursa olsun sürekli olarak kavga edilen ve gergin bir ortamda yaşıyor olmaları boşanmış bir anne babayla yaşamaktan daha iyi değildir.<br />
Boşanmaktan neden korkuyorum sorusuna verilebilecek bir diğer cevap ise işinizi hala seviyor olduğunuzdur. Bazı durumlarda romantik ilişkiler zor ve çetrefilli bir hal alabilir. Çiftler birbirine kızabilir, kıskançlık yaşanabilir ya da yanlış anlaşılmalar meydana gelebilir. Bu gibi durumlarda yeterince istemiyor olmanıza rağmen boşanma sürecinin içerisine girmiş olabilirsiniz.<br />
Boşanma Sürecinde Toplum Baskısı ve Sosyal Ortamlar<br />
Boşanma sürecinin kafa karışıklığı yaşayacağınız bir süreç olduğunu bilmelisiniz. Bu süreçte verdiğiniz kararlardan emin olmakta zorlanacak ve hangi kararın sizin için uygun olduğunu düşünürken uzun süre kendinizle vakit geçireceksiniz. Boşanma süreci yalnızca çiftler arasında gerçekleşen bir süreç olmasına rağmen sosyal hayatlarınızda bu duruma dahil olacak ve boşanmanızla ilgili yorum yapan pek çok kişi meydana gelecek. Zor olsa da yapılan yorumların hiçbirine kulak asmamalısınız.<br />
Eğer eşinizle birlikteliğimizde devam etmek istiyorsanız boşanmaktan vazgeçebilirsiniz. Pek çok insan boşanmaktan vazgeçtiğini de toplumda yargılanacağını düşünüyor. Ancak bu yargıların tamamının boş olduğunu ve göz ardı edilmesi gerektiğini bilmelisiniz.<br />
Boşanmaktan Korkanlar Ne Yapmalı?<br />
Çiftler evlenesiyle dek pek çok aşamadan geçiyor. Yalnızca düğün yapmak bile oldukça büyük bir emek istiyor. Dolayısıyla hiç kimse uzun ya da kısa sürmesi fark etmeksizin evliliğini bir çırpıda bitirmek istemiyor.<br />
İşinizi seviyor ve onunla vakit geçirmekten hoşlanıyorsanız boşanmak çözüm olmayabilir. Bunun yerine iletişim kurmalı ve birbirinizi anlamaya çalışmalısınız. Ancak eşinizin yanında kendinizi bir başkası gibi hissediyor, sizi anlamayan ve dinlemeyen biriyle vakit geçirmek zorunda kaldığınızı düşünüyor ya da işiniz sebebiyle hayatınızın mutsuzluk ile dolu olduğunu görüyorsanız boşanmaktan korkuyorum demenize gerek olmadığını bilmelisiniz!<br />
Kendinizi mutsuz hissettiğiniz bir insan ile birlikte olmaktansa yalnız olmayı tercih etmeniz çok daha doğru olur. Karşınızdaki kişi ilgi alanlarınız ile ilgilenmiyor, sizi anlamıyor olsa bile anlamaya çalışmıyor, sizinle vakit geçirmekten kaçıyorsa bu kişi ile paylaşacağınız bir durum kalmamış demektir.<br />
Hayatta her şeyin insanlar için olduğunu ve her durumda sıfırdan başlayabilecek güce sahip olduğunuzu unutmayın. Boşanmaktan korkmayın, yalnız kaldığınızda ne kadar güçlü olduğunuzu hatırlayın eğer bilmiyorsanız mutlaka öğrenin. Hayatınızın belirli bir noktasına geldiğinizde uzun yıllarınızı korku sebebiyle boşa geçirdiğinizi düşünmek bütün korkuların üzerinde bir pişmanlıktır. Bu pişmanlığı yaşamamak için kendinizi tanımalı, kendinize değer vermeli ve hayatınızı mutluluk üzerine kurmaya çalışmalısınız. Mutlu olmak her zaman çok kolay olmasa da içinizdeki gücü fark ederek mutluluğunuz için yapabileceğiniz şeyleri görebilirsiniz.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/bosanma-korkusuna-neden-olur-nelere-dikkat-edilmeli-1</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 18:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2024/07/surekli-kullanilan-resimler/a-n-a-m-a-n-s-e-t-9.png" type="image/jpeg" length="24686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[1 Aralık Dünya AIDS Günü]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/1-aralik-dunya-aids-gunu-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/1-aralik-dunya-aids-gunu-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilindiği üzere Dünya Sağlık Örgütü tarafından HIV/AIDS farkındalığını artırmak için 1988 yılında 1 Aralık, Dünya AIDS Günü olarak kabul edilmiştir. Ülkemizde de 1 Aralık Dünya AIDS Günü, HIV/AIDS konusuna dikkat çekmeye, kamuoyunun bilgilendirilmesine ve duyarlılığın artırılmasına yönelik çeşitli etkinlikler için önemli bir fırsat olarak değerlendirilmektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) bu yıl için "Küresel Dayanışma ve Ortak Sorumluluk" konusunu tema olarak belirlemiştir. Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS), küresel dayanışma ve ortak sorumluluğun AIDS dahil tüm sağlık sorunlarına yeni ve küresel bakış açısıyla, ülkeleri daha sağlıklı toplumlar için çaba göstermeye davet etmektedir.<br />
HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü), doğrudan bağışıklık sistemine zarar veren bir virüs olup bu virüsü taşıyan insanlar "HIV pozitif" olarak adlandırılır. HIV, vücut direncini azaltarak insanların kolayca hasta olmasına neden olur. AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu) ise HIV virüsünün bağışıklık sistemini zayıflatmasından sonra ortaya çıkan hastalık hâlidir.<br />
HIV enfeksiyonu, ilk defa ortaya çıktığı 1980'li yıllardan bu yana tüm dünyada artarak yayılmaya devam etmektedir. HIV enfeksiyonu, korunmasız her türlü cinsel temas, ortak enjektörlerle damar içi madde kullanımı ve enfekte kan ve kan ürünlerinin verilmesiyle ya da anneden bebeğe gebelik döneminde, doğum sırasında veya doğum sonrasında emzirmeyle bulaşabilmektedir. Bulaşma yollarının çeşitliliğine bağlı olarak HIV enfeksiyonu tüm yaş gruplarında görülebilmektedir.<br />
Önemli bir halk sağlığı sorunu olan HIV/AIDS enfeksiyonu; hastalık, hastalığa bağlı ölümler, ayrımcılık, insan hakları, işgücü, istihdam, ekonomi ve hukuk başta olmak üzere çok çeşitli konularda toplumsal yansımaları ve sonuçları itibariyle bütüncül bir yaklaşım gerektirmektedir.<br />
Bulaşıcı hastalıkların ihbarı ve bildirim sistemine göre, HIV/AIDS vakalarının bildirimi zorunlu olmakla birlikte, 1994 yılından itibaren özel sürveyans yürütülmekte olup teşhis konulan hastaların bildirimleri isim belirtilmeden, kod kullanarak yapılmaktadır.<br />
Günümüzde hastalığın tedavisinde önemli gelişmeler kaydedilmiş olup tedavi ile bulaştırıcılık önlenebilmekte ve enfeksiyonun anneden bebeğe geçişi engellenebilmektedir.<br />
Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) 2020 yılı raporuna göre; dünyada HIV epidemisinin başlangıcından günümüze kadar 75.7 milyon kişi HIV ile enfekte olmuş ve 32.7 milyon kişi ise AIDS ile ilişkili hastalıklar nedeni ile hayatını kaybetmiştir.<br />
2019 yılında tüm dünyada 38 milyon HIV ile yaşayan bireyin bulunduğu ve bu bireylerin 1.8 milyonunu 0-14 yaş grubu çocukların oluşturduğu belirtilmektedir. 2019 yılı içerisinde 1.7 milyon kişinin HIV ile yeni enfekte olduğu, 690.000 kişinin ise AIDS-ilişkili hastalıklar nedeni ile yaşamını yitirdiği belirtilmektedir. 2010 yılı ile karşılaştırıldığında günümüzde AIDS ile ilişkili hastalıklara bağlı ölüm oranı %39 azalmıştır. Aynı raporda Dünya genelinde yaklaşık 7.1 milyon HIV ile yaşayan bireyin ise HIV durumunu bilmediği belirtilmektedir.<br />
UNAIDS 2020 Raporu'na göre Batı/Merkez Avrupa ve Kuzey Amerika Bölgesi'nde son 10 yılda yeni HIV enfeksiyonu sayısında azalmanın olduğu ancak ülkemizi çevreleyen Doğu Avrupa ve Merkez Asya Bölgesi ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgelerinde yeni HIV enfeksiyonlarında artışın olduğu belirtilmektedir.<br />
Ülkemizde, ilk vakanın görüldüğü 1985 yılından 01 Aralık 2020 tarihine kadar doğrulama testi pozitif tespit edilerek bildirimi yapılan 25.809 HIV pozitif kişi ve 1958 AIDS vakası mevcuttur. Vakaların % 81'i erkek, % 19'u kadın olup % 15,6'sı yabancı uyruklu kişilerden oluşmaktadır. HIV enfeksiyonunun en fazla görüldüğü yaş grubu 25-29 ve 30-34 yaş grubudur. Bulaş yoluna göre dağılıma bakıldığında, ülkemizde bildirimi yapılan vakaların % 51'inin bulaş yolu bildirilmemiştir. Bulaş yolu bildirilen vakalar içerisinde cinsel yolla bulaş %97, damar içi madde kullanımı yoluyla bulaş %2 ve anneden bebeğe geçiş ise %1,4'dür.<br />
Ülkemiz HIV/AIDS açısından hastalığın az sıklıkla görüldüğü ülkeler arasında yer almakla birlikte son yıllarda vaka sayılarında artış izlenmektedir. 01 Ocak- 01 Aralık 2020 tarihi itibarıyla 1461 HIV pozitif kişi ve 31 AIDS vakası olmak üzere toplam 1492 vaka doğrulama testi pozitif tespit edilerek bildirilmiştir. Bildirimi yapılan vakaların % 85,9'u erkek, % 14,1'i ise kadındır. Vakaların % 13,9'u yabancı uyrukludur. 2020 yılında bildirimi yapılan vakalardan 25-29 yaş grubu, diğer yaş gruplarına göre daha fazla sayıda olduğu görülmektedir.<br />
HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır ve korunma önlemleri tedaviden çok daha etkili ve ucuzdur. En sık görülen bulaşma yolunun cinsel temas olması nedeni ile tek eşliliğin yanı sıra, riskli cinsel temasta doğru kondom kullanımı hastalığın cinsel yolla bulaşmasına karşı en güvenli ve basit korunma yoludur. Şüpheli durumlarda ise vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna müracaat ederek test yaptırmak gerekir.<br />
HIV enfeksiyonu, HIV pozitif kişilerle aynı iş yerinde çalışmakla, aynı okulda okumakla, aynı ortamda bulunmakla, ortak çatal kaşık kullanmakla; dokunmak ve tokalaşmakla; telefon, kitap, defter gibi araçlar ile duş-banyo alanlarını, havuzları, tuvaletleri ortak kullanmakla, böcek ısırması ve sinek sokması ile bulaşmaz.<br />
Ülkemizde HIV/AIDS ile mücadelede etkisi ve kapsamı giderek güçlenen çalışmalar yürütülmektedir. 1986 yılından bu yana kan ve kan ürünleri ile bulaşmaya karşı koruma amacı ile tüm kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmekte ayrıca 1987 yılından beri organ ve doku nakilleri öncesinde de gerekli testler yapılmaktadır.<br />
HIV ile yaşayan kişilerin tedaviye kolay ve kesintisiz ulaşmasının sağlanması, sosyal destek, bakım olanaklarının iyileştirilmesi ve yaşam kalitelerinin arttırılması için de sağlık hizmeti sunumunda gerekli düzenlemeler yapılmıştır.<br />
Ülkemizde, tanı konan ve bildirimi yapılan tüm hastaların tedavi ve bakım hizmetlerine ulaşmalarını sağlayan Genel Sağlık Sigortası (GSS) uygulaması pek çok ülkeye örnek oluşturabilecek bir uygulamadır ve ilaca erişimde sorun yaşanmamaktadır.<br />
HIV enfeksiyonunun varlığını saptamak amacıyla riskli davranışları olan kişiler ve şikâyeti olan herhangi bir kişi, istediği sağlık kurumuna başvurması durumunda testleri yapılmakta ve test sonucunun pozitif çıkması halinde HIV pozitif kişi GSS kapsamında takip ve tedaviye alınmaktadır.<br />
Günümüzde, erken dönemde ilaç tedavisine başlayan HIV pozitif kişiler hastalık oluşmadan yaşamlarını sürdürebilmektedirler.<br />
HIV/AIDS açısından hassas grupları HIV/AIDS'den korunma ve bulaşma yolları hakkında bilgilendirmek, ücretsiz ve gizlilik esasları içerisinde HIV test hizmeti sunmak, test öncesi ve sonrasında danışmanlık hizmeti vermek, tedavi için doğru merkeze yönlendirmek için Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri faaliyetlerini sürdürmektedirler.<br />
Ülkemizde küresel hedeflere ulaşmak amacıyla, Bakanlığımızca oluşturulan geniş bir çalışma grubu ile ''Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı (2019-2024)'' yayımlanmıştır.<br />
HIV/AIDS ile mücadele amacı ile hazırlanan ''Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı (2019-2024)'' insan haklarını gözeterek, HIV/AIDS yayılımı için risk oluşturan faktörlerle mücadele etmek, her bireyin tanı ve tedavi, bakım ve desteğe eşit ulaşımını sağlayarak toplumun sağlığını korumak ve geliştirmek misyonu doğrultusunda ilgili paydaşlarla işbirliği içerisinde yürütülmektedir.<br />
Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı (2019-2024)'nın temel yaklaşımı; HIV enfeksiyonunu tek başına bir sağlık sorunu olarak değil, tüm sektörleri ilgilendiren çok boyutlu bir sorun olarak ele almaktır. Dolayısıyla ulusal düzeydeki tüm çalışmalar bu ilkeyle çok sektörlü olarak planlanmıştır.<br />
Ayrıca, yeni vaka sayısını azaltmak amacıyla farkındalık ve bilgilendirme için tüm hedef gruplarda akran eğitimi dâhil eğitim faaliyetleri desteklenmektedir.<br />
Bakanlığımız, insan haklarını gözeterek ve etik kurallar çerçevesinde, konunun tüm paydaşlarını kapsayacak bakış açısı ile çalışmalarını işbirliği içinde sürdürmektedir.<br />
"HIV hayatın içinde, bilmek, korunmak, tedavi olmak ve bulaştırmamak elimizde"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr.İsmail YAVUZ<br />
İlçe Sağlık Müdürü.V</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/1-aralik-dunya-aids-gunu-2</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2025/11/buyuk-manset-3104.png" type="image/jpeg" length="51805"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karapınar Devlet Hastanesi Uzman  Kadrosunu Güçlendirmeye Devam Ediyor]]></title>
      <link>https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinar-devlet-hastanesi-uzman-kadrosunu-guclendirmeye-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinar-devlet-hastanesi-uzman-kadrosunu-guclendirmeye-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karapınar Devlet Hastanesi, uzman hekim kadrosunu güçlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Leyla Yıldız, 17.11.2025 tarihi itibarıyla Karapınar Devlet Hastanesi’nde görevine başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>   Hastane Başhekimi Op. Dr. Oğuzhan Pekince, yeni görevine başlayan Uzm. Dr. Leyla Yıldız’a başarılar dileyerek şu açıklamalarda bulundu:<br />
“Hastanemizde kaliteli sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak adına uzman kadromuzu güçlendirmeye devam ediyoruz. Bu doğrultuda, Uzm. Dr. Leyla Yıldız’ın aramıza katılmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Kendisinin bilgi birikimi ve tecrübesiyle hastalarımıza nitelikli sağlık hizmeti sunacağına inanıyor, yeni görevinde başarılar diliyorum.”dedi.<br />
Karapınar Devlet Hastanesi, bölge halkına daha kapsamlı ve erişilebilir sağlık hizmetleri sunma hedefi doğrultusunda uzman hekim kadrosunu genişletmeye devam edeceğini bildirdi.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YEREL HABERLER, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.yesilpinargazetesi.com/karapinar-devlet-hastanesi-uzman-kadrosunu-guclendirmeye-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 18:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilpinargazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yesilpinargazetesi-com/uploads/2025/11/buyuk-manset-3075.png" type="image/jpeg" length="16449"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
