MİLLİ MESELELER BAĞLAMINDA DİL DAVASI

Abone Ol

 

Bir toplumdaki sorunların artması, toplumsal çözülmeye gidilmesi ve o toplumdaki değerlerin muhafazası noktasında sorunlar yaşanmasının temel nedenlerinden biri ve hatta en önemlisi hiç şüphesiz o toplumun milli bilincinin zayıflaması meselesidir. Bir toplumdaki kültür unsurunun tahrip edilmesi, yavaş yavaş yok edilmeye çalışılması o toplumun varlık sahasında kalmasını zorlaştırır.
Kültür bir milletin ana unsurudur. Bir toplumun geçirdiği süreçleri, sahip olduğu bütün değerleri kuşaktan kuşağa aktaran maddi ve manevi özellikler bütünüdür. Kültür, bir toplumun sahip olduğu, ekonomik, sosyal, ahlaki… vb. bütün değerleri içine alması hasebiyle çok geniş bir kavramdır. 
Kültür unsurları içerisindeki en belirgin ve önemli yeri ise hiç şüphesiz “ Dil “ alır. Dil, bir toplumun maddi ve manevi bütün değerlerini gelecek nesillere aktarmada bir araç niteliğindedir. Dil milli damgayı taşır, bu nedenle üzerinde büyük bir hassasiyetle, önemle durulmalı, bu konuda ciddi bir tutum sergilenmelidir.
Milli kültürden uzaklaşmış, yabancı dillerin boyunduruğu altına giren bir dilin ömrü kısalır ve hatta sonlanmaya gidebilir. Bu mesele karşısında milli bütünlük içerisinde, milli beraberliği iyi pekişmiş, ortak değerler etrafında birleşmiş kimselerin fert fert bu milli davaya dikkat çekmeli, ciddiye almalı ve aksi bir haline ise tavır takınmalıdır.
 
Dil meselesinin tarihi seyri ise:
 Türkler tarih sahnesine çıktıkları andan itibaren çeşitli kültürlerle alışveriş yapmış ve kendi kültürel değerleri de bundan fazlasıyla etkilenmiştir. Bu durumdan nasibini ise en çok  “ Dil “ almıştır. Böyle bir alışveriş esnasında dilimize çok sayıda yabancı kelime girmiş ancak bu kelimeler zamanla anlam ve ses bakımından Türk diline uydurulmuş ve bu şekilde bizim dilimizde yaşamıştır.
 Türk dilinin öneminin anlaşılması için yapılan adımlar çok önem arz eder.  Bunlardan en büyüğü ve hatta en önemlisini çağlar önce büyük Türk milliyetçisi Kaşgarlı Mahmut yapmıştır. Türk dilinin ilk sözlük ve dil bilgisi kitabı olan “ Divan-ı Lügat’it Türk “ te Türk dilinin özellikleriyle öneminin belirtildiği muhteşem bir şaheserdir.
Ancak bu tarzda yapılan çalışmaların devamı gelmemiş bu hassas konuya gereken önem gösterilememiştir. Tarihi süreçlerde değiştirilen alfabeler Türk dilini büyük bir oranda etkilemiş geçmişten geleceğe kopukluklar yaşatmıştır. 
Türk Edebiyatının önemli isimlerinin Arap, İran ve Fransızca gibi dillerde eserler vererek Türkçeyi bir ilim dili, bilim dili ve devlet dili olması konusunda gereken hassasiyeti göstermemişlerdir.
20. yy gelişen olaylar bu durumun aksine bir tutum sergilenmesine yol açmıştır. Bu dönemde ki çok önemli aydınlarımız, kıymetli Türk münevverleri Türkçenin dil davasının bir büyük milli mesele olduğunu kavramış ve bu doğrultuda eserler vermeye başlamışlardır.
Yahya Kemal Beyatlı’nın deyimiyle “ Anamızın ak sütü kadar helal olan güzel Türkçemiz” e olması gereken önem artırılmış, bu konu samimi duygularla sık sık dile getirilmiştir. Türkçe şuurlu bir şekilde sevilmiş ve dil davası muazzam bir şekilde savunulmuştur.
“ Güzel dil Türkçe bize, Başka dil gece bize…” diyen Ziya Gökalp Türk dilini çok sevdiğini bununla birlikte onun muhafaza edilip korunması ve onun hâkim kılınmasını savunmuştur. 
Tarihsel süreçlerde Türk dilinin ihmali, onun geliştirilememesi ve şimdilerde kültürel yozlaşma, kültürel çözülme sorunlarının dili de etkilemesi milli bir mesele olan dil davasını farklı boyutlarda ele almamızı gerektirir. Uzun, derin ve yoğun bir konu olan dil davasını çağın gerçeklerine odaklı, iç ve dış gelişmeler ekseninde yine ve yeniden şuurlu bir şekilde tespit ve tayin etmeliyiz.
Kültür emperyalizmine teslim olmadığımızı göstermek, milli meselelerimiz bağlamında korunması gereken bütün maddi ve manevi değerlerimizi muhafaza etme çabasını yitirmemeliyiz. 
Kayıp önce dilden başlayarak tarih ve coğrafya diye devam ediyorsa Dil davası milli meseleler içinde baş sırayı alır. Dikkatle, önemle şuurlu bir şekilde üzerinde durulmalıdır ki geleceğimiz için bir tehdit yaratmasın.
Böyle önem arz eden bir mevzuda isteğimiz, dileğimiz ve davamız şudur. Büyük dil milliyetçisi Karamanoğlu Mehmet Bey’inde dediğince: 
“ BUNDAN BÖYLE DİVANDA, DERGÂHTA, BARGÂHTA, MECLİSTE, MEYDANDA, TÜRKÇEDEN BAŞKA DİL KULLANILMAYA…”
 
(736. Yılında Türk Dil Bayramı Kutlu Olsun…
Türkçem Ömrüne Ömürler Katılsın
Sen var oldukça olacağız… 
Sen ki Ses Bayrağımız…)

- - - -