MİLLİ MEFKÛRE IŞIĞINDA ÇAĞA BAKIŞ

Abone Ol

 Tarihsel süreçleri değerlendirmeye alıp incelediğimizde çok açık ve net göze çarpan ve hatta yaşadığımız dönemde de açıkça görülen o ki, her şeyin değiştiği bir dünyada, değişimin esas alındığı bir çağda, sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel hangi mecrada olursa olsun değişimin etkisine girmeyen, değişime teslim olmayan hiçbir şeyin olmadığını görüyoruz.

Sosyal değişimlerin çok hızlı olduğu bir çağda olması gereken şey aslın korunmasıdır. Bu mümkünde. Sahip olunan değerlerin manasını, önemini kavramak ve müdafaa etmek önemli. Sürekli değişmeye odaklı bir çağda maddi ve manevi bütün imkânları bu uğurda seferber edip, bir yol bulunarak çağın değişimine teslim etmemek ve yine çağın yenilenmeye odaklılığına onları kaptırmayıp onları hiç eskitmemek gerekir. 
“ Eski başka eskimiş başkadır, nice eskiler vardır ki hiç eskimez” der, Üstat Necip Fazıl. Bir fikir, ideolojiler, siyasal yapılar, rejimler, inanışlar ve kavramlar zamana odaklı değişip tükense de, anlamını ve içini dolduran kavramları yitirse de, hiçbir zaman eskimeyecek hatta yenilenmeye ihtiyaç duymayacak, çağa teslim olmayacak inanç ve mefkûreler vardır.
Bu bağlamda konuyu içtimai bakıdan ziyade kişinin dünya görüşü bağlamında ele alırsak, kişinin dünya görüşü, inanç, fikri ve telakkisi ne olursa olsun eğer gerçekten ona bağlı ise onu sahiplenmeli ve içinde bulunduğu çağdan sıyırıp, onu böyle bir ortamdan sızdırması ve çağa karşı onu her halükarda savunması gerekir. Bu bir nüanstan öte, çağın değerlere eskimiş olarak adlandırmasına karşı bir savunma, bir inanmışlığın gereği hatta görevidir. Bunu ancak 
mefkûresini idrak etmiş, onu kavramış ve onu ileriye götürmeye çalışan dimağlar yapabilir.
 Konunun bu noktasında Türk’ün milli mefkûresiyle çağın bu realitesine bakacak olursak, Türk’ün mazisinde ve bugününde hatta yarınlarında, eskimemiş eskimeyecek ve hatta eskitilmeye cesaret edilemeyecek, maziden gelip bugün bile anlamını ilk gün ki gibi koruyup muhafaza eden nice değerler var. Çağın realitesinin bir getirgesi olan değişimi, değiştirmeyi milli mefkûremiz üzerinde yapmaya kalkışanlar hiç şüphesiz başarısız olacaklardır. İdraksizler idraklerine şunu kazımalıdırlar ki Türk’ün düşüncesi inancı çağa odaklı eskimeyecek, eskitilmeyecek ve hiçbir zaman yenilenmeye ihtiyaç duymayacaktır!
Çağın realitesini öte koyup, ufka Türk’ü güneşi gölgede bırakacak kadar aydınlatmış milli mefkûresiyle bakarak, çağa karşı inandığımız bütün değerleri koruma, kollama, yaşama ve de yaşatma iddiası daima korunacaktır. Şu da bilinmelidir bu değerler zamanın akışına göre olması gerektiği gibi değildir ki zamanın etkisinden çıkıp popülerliğini yitirsin.
Türk milleti geçmişiyle yaşayan ve geleceğe mazisini taşıyan bir millettir. Türk milleti hiçbir zaman mazisindeki bir değerine eski gözüyle bakmaz bilir ki o atisine aldığı yolda en önemli şeydir. 
Bir bakış acısıyla zihindeki düşünceyi kaleme alırken derince bir konuyu kısa bir şekilde ifade etme gayreti içinde oldum. Son olarak şunu ifade etmeliyim ki  çağın gerçekleri önünde ona kapılmaktan öte kendi inancını korumak, kendi mefkuresini çağın değişimine kaptırmamak, korumak ve muhafaza etmek şarttır. “Kökü Mazide Olan Ati Gençliği “  çağa her daim milli mefkûre ışığında bakmalıdır.

- - - -