KOMŞULUK İLİŞKİLERİ HER GEÇEN GÜN AZALIYOR MU ACABA?

Abone Ol

Sayın çok kıymetli okuyucularım çok önceleri bu köşe yazımda da komşuluk ilişkileri hakkında yazı yazmayı düşünüyordum. Ramazan ayından önce İlçe Müftümüz Hüseyin Gün bir Cuma namazında Sultan Selim Camiinde komşuluk ilişkilerine o kadar çok güzel değindi ki inanın çok beğendim. Karapınar’ımız da çok şükür komşuluk ilişkilerimiz çok çok iyi, Büyük şehirlere gittiğimizde komşuluk ilişkilerinin zayıf olduğunu görünce ilçemizin kıymetini daha iyi anlıyoruz. Aman bunun kıymetini bilelim, birbirimize çok iyi davranalım, birlik beraberlik içerisinde sevgi, saygı, yardımlaşma, dayanışma gibi duygularımız her zaman ön planda olsun. Bizim kültürümüz örf ve adetlerimiz çok güzel. Nişan, düğün, sünnet, cenaze merasimlerinde, dini, milli bayramlarda omuz omuzayız. Hastalarımızı ziyaret ederiz. Fakir muhtaç insanlarımıza kol kanat gereriz. Ne güzel adet bırakmışlar atalarımız bizlere aman bunları kaybetmeyelim.
KOMŞULUK
  Medeniyetle, medenileşmekle (!)  çürümeye yüz tutan insani, ahlaki, İslami değerlerden biri de  komşuluktur. Ev, işyeri, arazi, köy, şehir ve ülke bakımından yakın olanlara komşu, bunlarla olan ilişkilerimize komşuluk denilmektedir. Komşuluk ilişkileri sosyal dayanışma açısından önemli olduğu gibi, ailelerin huzur ve güven içinde yaşamaları açısından da çok önemlidir. İyi komşuluk ilişkileri mutluluk ve sevincin paylaşılmasında, sıkıntı ve kederin göğüslenmesinde ayrı bir öneme sahip olduğundan fert ve ailelere toplum içerisinde destek olup sosyal yapıyı güçlendirir. Kötü komşuluk ilişkileri ise sürekli rahatsızlık, güvensizlik ve yalnızlık hissi uyandırır. Kültürümüzdeki süzülmüş bir anlayışın ifadesi olan,”Ev alma komşu al” özdeyişi, komşuluk ilişkilerinin her iki yönü açısından da son derece isabetli bir tespiti dile getirmektedir. Yine dilimizdeki “komşu komşunun külüne muhtaçtır”, “komşuda pişer bize de düşer” gibi özdeyişler ve benzeri deyimler, komşuluk ilişkilerinin anlamını ve boyutlarını göstermek bakımından önemlidir.
Birçok ayet ve hadislerden anlaşıldığına göre Müslüman bir kişinin komşusuyla iyi geçinmesi, onun iyi bir iman ve güzel bir ahlaka sahip olduğunun göstergesidir. Hatta İslam dini komşuluk hakkından sadece Müslümanları değil Müslüman olmayanları bile hissedar etmiştir. Peygamberimizin komşusuna, kestiği hayvanın etinden ikram etmesi ve onlarla selamlaşması bunun en güzel örneklerindendir.  
Bir hadis-i şerif "Ya Rasulullah, komşunun komşuda hakkı nedir?" diye sorulmuştu; şöyle açıkladı: 
"Senden borç isterse borç vermen, 
yardım isteyince yardım etmen, 
hastalanınca ziyaret etmen, 
ihtiyacı anında yardımcı olman, 
fakirleşince yardım etmen, 
bir hayra kavuşunca tebrîk etmen (sevincini paylaşmak), 
musîbete uğrayınca tesellide bulunman (üzüntüsünü paylaşmak), 
ölünce cenâzesine katılman, 
izni olmadıkça binanı onun binasından daha yüksek yapıp rüzgârına mâni olmaman, 
çorbanda az da olsa ona da göndermek sûretiyle tencerenin kokusuyla onu rahatsız etmemen. Bir meyve satın alınca ona da hediye et, eğer bunu yapmazsan meyveyi evine (komşuna göstermeden) gizlice taşı. Onu, çocuğunun da dışarı götürüp, komşunun çocuğunu yutkundurmasın."
Şamil İslam Ansiklopedisinde komşu hakları olarak ayet ve hadislere göre şu maddeler sıralanmıştır. Şüphesiz komşu hakları bunlarla sınırlı değildir ama can alıcı noktalar bu maddelerde belirtilmiştir.
1) Komşularımıza karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmalı, onlarla karşılaştığımızda selamlaşmayı, hâl hatır sormayı, neş'e ve kederlerini paylaşmayı ihmal etmemeliyiz.
2) Sağlık ve hastalıklarında, üzüntü ve sevinçli anlarında, düğün ve bayramlarda kendilerini ziyaret etmek, onlardan biri vefat etmek, onlardan biri vefat ederse yakınlarına başsağlığı dilemek, kendilerine destek olmak, cenazenin kaldırılmasında yardımcı olmak, dâvetlerini kabûl etmek, çocuklarını kendi çocuklarımız gibi sevmek, koruyup gözetmek de komşuluk görevlerindendir.
3) Peygamberimiz: "Allah'a ve âhiret gününe iman eden komşusuna iyilik etsin" . "Allah katında dostların en iyisi arkadaşına, komşuların en iyisi de komşusuna en iyi davrananıdır"  buyurmuştur.
4) Komşularımıza ikramda bulunmak dâ ahlâkî görevlerimizdendir. Rasûlüllah (s.a.s): "Allah'a ve âhiret gününe iman eden komşusuna ikramda bulunsun" demiştir. Yine Peygamber "Ya Ebâ Zerr! Çorba pişirdiğin zaman suyunu çoğalt ve komşularını da unutma," tavsiyesinde bulunmuş, ayrıca "Komşusu açken tok olarak yatan kimse bizden değildir" buyurmuştur.
5) Fakir ve muhtaç komşuların yardımına koşmak, gerekirse onlara maddi yardımda bulunmak, ödünç para vermek, çalışabilecek durumda olmayanlara, geçimlerini sağlayacak bir iş sağlamak Müslüma’nın görevidir. Kimsesiz ve yaşlı komşularımızın, işlerini takip etmek, yapmak veya yaptırma da yardımcı olmak, çok güzel bir davranıştır.
6) Komşuda olup bitenleri araştırmamak, ayıp ve kusurlarını ortaya çıkarmamak, bize karşı hatalı söz ve davranışlarda bulunmuşlarsa, onları anlayışla karşılayıp bağışlamak kendilerine dünya ve âhiret işlerinde yol gösterici olmak da komşuluk görevleri arasındadır. Kur'an-ı Kerim'de birbirinin kusurunu araştırmak ve başkasının gizli kalmış yanlarını ortaya çıkarmaya çalışmak yasaklanmıştır.
7) Komşulara kötülük yapmamak, zarar vermemek gerekir. Hz. Peygamber bunun önemini: "Komşusu, kötülüklerinden emin olamayan kişi iman etmiş olmaz" ve "Allah'a ve âhiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin." buyurarak Müslümanlara komşu hakkının önemini belirtmiştir.
8) Kötü komşunun, nasıl çevresindeki insanlara zararı dokunuyorsa aksine iyi komşunun da dünya ve âhirette yakınlarına iyilik ve yardımı dokunacaktır. Hadîs-i şerifte; "Şüphesiz, Allah (c.c) Salih Müslüman sebebiyle komşularından yüz evden belâyı defeder" buyurmuştur.
Benim de içimden bunları yazıvermek geldi.“NE OLDUM DEME, NE OLACAĞIM DE” Aman ha aman kimseyi hakir ve küçük görme, insanlara tepeden bakma, gurura kibire bürünme, her zaman alçak gönüllü ve mütevazı, sevgi dolu bir insan ol, kimseden selamını esirgeme, toprak gibi olalım. Birde aklıma bir dörtlük geliverdi “ Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi, malda yalan mülkte yalan gel biraz da sen oyalan” demiş erenler. O zaman bizler ne yapmalıyız. Çalışacağız, helalinden mal, mülk sahibi olalım ama iyiliğimizi, hayır ve hasenatlarımızı, vicdan ve merhametimizi de elden bırakmamalıyız. Büyüğümüze saygı, küçüğümüze sevgi ile davranmalıyız. İnsanlara güler yüzlü olalım. Hani Yunus Emre diyor ya “ Yaratılanı severim, yaratandan ötürü” diyor ya, aman gönülleri kırmayalım, incitmeyelim şu üç günlük dünyada. Saygılarımla
Not: Bu yazı, İbrahim Canan’ın “Kütüb-i Sitte’si, Şamil İslam Ansiklopedisinin “Komşu-Komşuluk” maddesi ve Dr. Muhlis AKAR’ın yazısından faydalanılarak hazırlanmıştır.