KİM ÇALDI ÇOCUKLUĞUMU?

Abone Ol

Bir ramazan akşamıydı, herkes camiye gitmiş iftardan sonra biz yine toplanmışız koca bebekler bir sinsilik peşindeydik. Ramazan ayını çok severdik sırf akşamları serbestçe dışarı çıkabildiğimiz için, en sessiz iftar sokaklarında aniden torpilimizi, mantarımızı patlatabildiğimiz için. Sessiz ve boş sokakların hâkimi olabildiğimiz tek saatleri doyasıya yaşadığımız için...



Eee yaramazlık vaktiydi ya işte ne duruyorduk hemen bir sinirli ev ahalisi bulup zili de çalıp evin içine atacaktık o patlayıcı çocukluk anılarımızı... Güm sesinden sonra "kaçmayın ulan veletler" sesi belki de kafiyeli geliyordu kulaklarımıza. Ve o en sevdiğimiz kafiyeydi bizim...



Biliyorduk içimizden en az bir kişi yakalanıp sopayı yiyecekti. Kim olacaktı bugünün şanslı talihlisi? Kim olursa olsun, ben de olabilirim hiç sorun değil. Korkmuyorduk ki... Attığımız her adımda kahkaha, her yanlışta önce ağlama ardından da nanik vardı bizim. Dalgacıydık bir o kadarda bu sayede sünmüş kulak sahibi çocuklardık biz. Asabi mahallenin yaramaz veletleriydik biz...



Çok değil aradan hepi topu 10 sene geçti... On sene dediğin neydi ki; iki hükümet devri, kaç hükümet değişiyordu da ülke düzeni değişmiyordu biz mi değişecektik.. Yanılmıştık işte... İlk devalüasyonuydu hayat ekonomimizin... Alıp götürdü bu kriz her şeyi elde avuçta kalanlar ise eski yırtık fotoğraflar, küçük bir tebessüme vesile olan o anılar bir de evde akrobasi gösterilerimi icra ederken üstüne düştüğüm sobanın bıraktığı yanık izi...



Değişmiştim, bunun farkına vardığım yer, iş görüşmesinden çıktığım büronun kapı ardıydı. "Üzgünüm beyefendi aradığımız özellikleri taşımıyorsunuz!" Eskiden olsa, mahallenin veletlerini toplar adamın evine salardık torpili ramazan akşamında. Ama diyemiyordum ki adamın yüzüne "hay senin aradığın özeliklere..." Korkuyor muydum ne?



Eskiden en kalabalık iş çıkışlarında durdurup, "abi, Galatasaray maçı kaç kaç?" diye sorduğumuz otobüs şoförüydü galiba bana "öğrenci kimliğiniz yoksa bir bilet daha atacaksınız" diyen... Çıkarıp atmıştım o bileti ama farkında değildim işte aslında attığım bilet değil çocukluğumdu... Korkusuz ve en yaramaz dönemlerimin gizli kalmış belgeleriydi attığım...



Hemen eve gelip açtım eski albümleri, baktım herkesi tek tek tanıdım. Ama o tanıdığım kişiler şu an bir fotoğraftan ibaretti sadece. Kaçı atıyordu misafir geldiğinde evin ortasında bir takla? Veya kaçı kapı yerine hala pencereyi kullanıyordu? Sanki bir gece hepimiz uykudayken bir cadı gelip sihirli değneğiyle dokunmuş ve bambaşka kişiler yapmıştı. Bizi bir yaratığa dönüştürmüştü.



O yaratık türüne çok sonraları isim bulabildim ancak; "Yetişkinler"...



Şimdi soruyorum sadece en korkak iş görüşmelerime, en korkak evlenme tekliflerime, en korkak diplomalarıma, en korkak askerlik anılarıma; Siz mi çaldınız çocukluğumu?







 

- - - -