Ama bugün geldiğimiz noktada tablo tamamen değişmiş durumda. Artık Karapınar’dan hâkimler, savcılar, doktorlar, öğretmenler, müftüler, mühendisler yetişiyor. Bu insanlar sadece büyük şehirlerde değil, kendi ilçemizde de görev yapıyor. Nereye gitsek bir Karapınarlıya rastlamak mümkün. Ya bir tanıdık, ya bir komşu çocuğu ya da bir akraba… Bu durum hem gurur verici hem de dayanışmayı güçlendiren bir gerçek.
Bu başarı kolay elde edilmedi. O çocuklar yokluk içinde okudu, imkânsızlıklarla mücadele etti, kimi zaman ailesinden uzakta, kimi zaman harçlık hesabı yaparak eğitimini tamamladı. Bugün bulundukları makamlar, sadece bir unvan değil; aynı zamanda büyük bir emeğin ve sabrın sonucudur.
Ancak burada kendimize dönüp bakmamız gereken önemli bir eksiklik var. Kendi yetiştirdiğimiz değerlere yeterince sahip çıkmıyoruz. Dışarıdan gelen birine “bey”, “hanımefendi” diye hitap ederken, kendi çocuklarımıza çoğu zaman aynı özeni göstermiyoruz. Onları isimle, bazen de eski alışkanlıklarla lakapla çağırabiliyoruz. Bu belki küçük bir detay gibi görünebilir ama aslında saygının en temel göstergelerinden biridir.
Unutmamalıyız ki bir insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendi memleketinde değer görmektir. Eğer biz kendi evlatlarımıza gereken değeri vermezsek, onların başarılarının anlamı eksik kalır.
Diğer yandan ilçemizde yapılan ağaçlandırma çalışmaları da Karapınar’ın değişiminin somut bir göstergesidir. Özellikle Belediye Başkanı Mehmet Muğayıtoğlu döneminde birçok mahalledeki çöplük alanlar ıslah edilerek ağaçlandırılmıştır. O günlerde atılan adımlar, bugün meyvesini vermektedir.
Daha sonra görev yapan Mehmet Yaka bu çalışmaları sahiplenmiş ve devam ettirmiştir. Bugün ise Belediye Başkanı İbrahim Önal aynı anlayışla bu alanlara gereken önemi vermektedir. Çünkü hizmette devamlılık esastır. Hiçbir yönetici “ben yapmadım, ilgilenmem” diyemez; dememelidir.
Zaman zaman sosyal medyada “ağaçlara bakılmıyor, sulanmıyor” gibi eleştiriler görüyoruz. Elbette eksikler olabilir, bunu inkâr etmek doğru olmaz. Ancak çoğu zaman bu yorumların bir kısmı kulaktan dolma bilgilerle yapılmaktadır. Oysa sahaya gidip bakıldığında, birçok alanın yeşerdiği ve büyüdüğü açıkça görülmektedir.
Şunu da sormak gerekir: Eleştirenler bu ilçeye kaç ağaç dikti, kaç fidan suladı? Sadece konuşmak mı, yoksa taşın altına elini koymak mı daha kıymetli?
Karapınar’da her bir fidanın değeri büyüktür. Bu topraklar kolay yeşermiyor. Ama emek verilince, sahip çıkılınca nasıl güzelleştiğini hep birlikte görüyoruz. Tıpkı insanlar gibi… İlgi görmeyen fidan kurur, değer görmeyen insan uzaklaşır.
Bu yüzden hem doğamıza hem de insanımıza sahip çıkmak zorundayız. Ön yargıları, siyasi çekişmeleri bir kenara bırakıp yapılan güzel işleri takdir etmeyi bilmeliyiz.
Çünkü Karapınar’ın geleceği; yetiştirdiği insanlarda ve büyüttüğü ağaçlarda saklıdır.